Konya Ovası’nın, Seydişehir’in, Ahırlı’nın, Yalıhüyük’ün en büyük meselesi nedir diye sorsanız, verilecek cevapların başında hiç şüphesiz su gelir.
Çünkü su varsa üretim var, su varsa bereket var, su varsa çiftçinin toprağa tutunma umudu var. Su yoksa, geriye kuruyan toprak, artan maliyet, düşen verim ve her geçen gün biraz daha yoksullaşan bir kırsal hayat kalıyor.
İşte tam da bu yüzden bugün buradan Devlet Su İşleri’ne açık bir çağrı yapıyorum.
Seydişehir-Konya yolu üzerinde, yaklaşık 30’uncu kilometrede yolun sağ tarafında bulunan KEF Boğazı, yıllardır bölgenin gözü önünde duran ama yeterince değerlendirilmediği düşünülen önemli bir su potansiyeline sahip.
İnlice, Kozlu, Saraycık, Bükce, Hasanşeyh ve Ufacık tarafından gelen kuvvetli suyun KEF Boğazı’nda toplanabileceği ifade ediliyor.
Eğer bu noktaya planlı, teknik ve doğru bir yatırımla bir gölet kazandırılırsa, yalnızca bir bölgenin değil, çok geniş bir tarım havzasının kaderi değişebilir.
Bu yalnızca “bir gölet yapılsın” talebi de değil. Bu mesele, üretimin geleceğiyle ilgilidir.
Bu mesele, kırsalda ayakta kalmaya çalışan çiftçinin alın teriyle ilgilidir. Bu mesele, “su varken susuzluk çekmek” gibi büyük bir çelişkinin ortadan kaldırılmasıyla ilgilidir.
Çünkü KEF Boğazı’na yapılacak bir göletin; Çavuş, Gevrekli, Boyalı, Karabulak, Kesecik, Gökhüyük, Kumluca, Kuran, Aşağı Karaören, Orta Karaören, Yukarı Karaören mahalleleri ile Yalıhüyük ve Ahırlı ilçelerinin tarımsal sulama ihtiyacına önemli katkı sağlayabileceği konuşuluyor.
Böylesine geniş bir alandan söz ediyorum. Böylesine hayati bir ihtiyaçtan söz ediyorum.
Bugün çiftçi neyle mücadele ediyor? “Kuraklıkla… Artan elektrik maliyetleriyle… Yer altı su kaynaklarının giderek daha pahalı ve daha zor hale gelmesiyle… Mazotla, gübreyle, işçilikle…”
Bir de bütün bunların üzerine suya ulaşamama sorunu eklendiğinde, toprağın verimi de üreticinin umudu da azalıyor.
Oysa devletin görevi, tam da böyle zamanlarda vatandaşın önünü açacak yatırımları hayata geçirmektir.
Hele ki ortada bir su potansiyeli varsa, bu potansiyel boşa akıp gitmemeli; toprağa, üretime ve memlekete kazandırılmalıdır.
Su boşa akarken çiftçinin kuraklığa mahkûm edilmesi kabul edilebilir bir tablo değildir.
Burada yapılması gereken bellidir.
Öncelikle DSİ bölgeye teknik bir ekip göndermeli, KEF Boğazı’ndaki su potansiyelini yerinde incelemeli, gölet yapılabilirliğini bilimsel verilerle ortaya koymalıdır.
Ardından da eğer şartlar uygunsa bu proje yatırım programına alınmalıdır. Çünkü bugün atılacak bir adım, yarın yalnızca tarlaları değil, köyleri, mahalleleri, üreticiyi ve bölge ekonomisini ayağa kaldırabilir.
KEF Boğazı meselesine de tam bu gözle bakmak gerekiyor. “Bu çağrı sadece birkaç mahallenin çağrısı değildir.
Bu çağrı, toprağını ekmek isteyen üreticinin çağrısıdır. Bu çağrı, susuzluk yüzünden verimi düşen tarlaların çağrısıdır.
Bu çağrı, kırsalda yaşamın devam etmesini isteyen insanların çağrısıdır. Bu çağrı, “bu memlekette su boşa akmasın” diyen herkesin çağrısıdır.”
Devlet Su İşleri’nden beklenti nettir:
KEF Boğazı görmezden gelinmemeli, bölgedeki su potansiyeli ciddiyetle ele alınmalı ve gölet projesi masaya yatırılmalıdır.