Son bir haftada Türk futbolunun gündemi öylesine değişti ki…
Hakemler, federasyon, MHK ve yaşanan soruşturmalar derken A Milli Takım ikinci planda kaldı.
Oysa bugün konuşmamız gereken tek şey vardı:
Milli Takım. Fransa ve İtalya yenilgilerinin ardından Belçika karşısına çıktık.
Daha maçın başında yine basit bir gol… Yine savunma hatası… Yine rakibe ikram.
Milli Takım seviyesinde bu kadar kolay gol yenmez.
Rakibe pozisyon verilebilir. Ama gol ikram edilmez!
İşin daha da acı tarafı, rakibin çok fazla bir şey yapmasına gerek yok.
Biz zaten yapıyoruz! Topu kaptırıyoruz, rakibe alan bırakıyoruz, savunmada dağılıyoruz.
Sonra da golü kalemizde görüyoruz. Montella'yı ağzıma almak istemiyorum ama olmuyor!
Uğurcan, Barış Alper, Abdülkerim…
Aynı isimlerde ısrar, aynı hatalar… Milli Takım forması kimsenin tapulu malı değildir.
Formayı hak eden giymeli. Bu kadar basit. Arda Güler olmasa ne yapardık, gerçekten bilmiyorum.
Çünkü sahada topu ayağına aldığında ne yapacağını bilen, rakibi tedirgin eden birkaç oyuncudan biri.
Ama bir takımın bütün umudunu tek bir oyuncuya bağlaması da başlı başına düşündürücü.
Soyunma odasına iki farklı yenilgiyle gitmekten kurtulduk. Fakat ikinci yarıda da değişen fazla bir şey olmadı.
Biz uğraşıyoruz, rakip bekliyor. Biz hata yapıyoruz, rakip golü buluyor.
Ve fark açılıyor. Bu artık şanssızlık değil. Bu, tekrar eden bir problem.
Ben Montella'yı ilk günden beri eleştirdim. Kazandığımız maçlarda da söyledim.
Bugün de aynı yerdeyim.
Çünkü elimizde çok değerli bir futbolcu grubu var. Sorun oyuncularda değil. Sorun, bu kadrodan ne kadar verim alabildiğimizde.
Üstelik Milli Takım'ın sahadaki başarısızlığı, son günlerde futbolun gündemini kaplayan tartışmaların gölgesinde kalıyor.
Oysa mesele çok daha büyük. Ay-Yıldızlı forma söz konusu.
Bu forma, kişilerin değil Türkiye'nin formasıdır. Artık bahane değil, çözüm konuşmalıyız. Aynı hataları tekrar tekrar izlemek istemiyoruz.
Biz Milli Takım'dan mucize istemiyoruz. Sadece sahada ne yaptığını bilen bir takım görmek istiyoruz.
Montella istifa diye bağırmanın anlamı yok.
HACIOSMANOĞLU ne olacak…