2026 FIFA Dünya Kupası'nın ardından futbol dünyasında beklenenler gerçekleşiyor. Başarısız olan teknik direktörler ya istifa ediyor ya da federasyonlarıyla yolları ayrılıyor. Şu ana kadar, Portekiz'de Roberto Martínez, Hollanda'da Ronald Koeman, Almanya'da Julian Nagelsmann, Uruguay'da Marcelo Bielsa, Hırvatistan'da Zlatko Dalić, Meksika'da Javier Aguirre, Güney Kore'de Hong Myung-bo ve daha birçok teknik adam, alınan sonuçların ardından görevlerinden ayrıldı.
Çünkü gelişmiş futbol kültürlerinde başarının da başarısızlığın da bir bedeli vardır. Kimse bulunduğu koltuğu vazgeçilmez görmez. Futbolda hesap verebilirlik esastır.
Peki ya biz de?
A Milli Takımımız, büyük umutlarla gittiği Dünya Kupası'nda beklentilerin uzağında kaldı.
Taraftarın yüzünü güldürecek bir tablo ortaya konulamadı. Buna rağmen teknik direktör Vincenzo Montella görevine devam ediyor. Üstelik Türkiye Futbol Federasyonu da bu konuda herhangi bir değişiklik sinyali vermiyor.
Elbette bir teknik direktörün devam edip etmemesi konusunda farklı görüşler olabilir.
Ancak futbol kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan bir performansın ardından hiçbir değerlendirme yapılmıyormuş görüntüsü verilmesi, eleştirilerin artmasına neden oluyor.
Dünya Kupası sonrasında birçok ülke, geleceği yeniden planlamak için cesur kararlar alırken, biz hâlâ aynı noktada değil, hatta gerisinde duruyoruz.
Futbolda başarı kadar başarısızlığın da objektif şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Aksi takdirde aynı hatalar tekrar eder, aynı hayal kırıklıkları yaşanır.
Türk futbolunun artık günü kurtaran değil, geleceği inşa eden kararlara ihtiyacı var.
İsimlerden bağımsız olarak liyakatin, performansın ve hesap verebilirliğin esas alındığı bir anlayış hâkim olmadıkça,
Uluslararası turnuvalarda kalıcı başarı yakalamak kolay olmayacaktır.
Çünkü dünya beklemiyor…
Rakipler değişiyor, kendini yeniliyor ve hatalarından ders çıkarıyor.
Biz ise hâlâ aynı soruyu sormaya devam ediyoruz:
Acaba değişmesi gereken sadece sonuçlar mı, yoksa sonuçları doğuran anlayış da değişmeli mi?
Takdir sporseverlerin.