Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

“Sulak alanlar artırılmalı”

Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde bu hafta Su, Sulak Alanlar ve Kuraklık meselesi konuşuldu. Sulak alanların, yeryüzünün en zengin ve üretken ekosistemleri olduğunu söyleyen SUÇEV Başkanı Namık Ceyhan “Yağmur için bulut, bulut için, nem, nem için de yeşil örtü gerekir. Bizim her doğan bebek için on fidan, elli yaşındaki yetişkin için ise yüz elli fidan dikmemiz gerekir” dedi.

Konevi derneği salonundaki konferansın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü Dünya Su Günü nedeniyle böyle bir program düzenlediklerini belirterek “Meteoroloji Yüksek Yüksek Mühendisi olan ve uzun yıllar Meteoroloji Genel Müdürlüğünde on iki yıl), Çevre, Çevre ve Orman ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Konya İl Müdürlüğünde yirmi iki yıl çalışarak emekli olan Namık Ceyhan’dan bu önemli konuyu dinleyeceğiz. Emeklilik sonrası Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinde de görev yapan ve halen Sürdürülebilir Çevre Derneğinin (SÜÇEV) Başkanlığını sürdüren Namık Ceyhan’a davetimize icabetinden ötürü teşekkür ediyoruz” dedi.

 

Daha sonra kürsüye gelen SUÇEV Başkanı Namık Ceyhan Su kaynakları, Suyun önemi, Türkiye’nin su ve yağış durumu, BM küresel su raporu, Konya kapalı havzasında durum, Sulak alanlarda durum ve Kuraklık konularında bilgiler verdi. Atalarımızın Enerji kaynakları, Su kaynakları, Kuraklık, Ekolojik denge; Toprak kirlenmesi, Çevre sorunları, Su kirliliği gibi konulara duyarlılık gösterdiklerini anlatan Ceyhan “Çevre sorunları temelde insan ve toplum kaynaklı olup, sorunların ortaya çıkmasında insan tutum ve davranışları etkili olmaktadır” diye konuştu.
Kur’an-ı Kerim’deki bazı Ayetlerden örnekler veren Ceyhan “Yüce Allah Kamer Suresinde (Şüphesiz, biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır), Ra’d Suresinde (Biz her şeye ona uygun bir ölçü verdik) Hac Suresinde de (Görmedin mi ki, göklerde olanlar ve yerde olanlara; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor), Rahman Sursinde de (O göğü yükseltmiştir; dengeyi koymuştur. Artık dengeye tecavüz etmeyin. Dengeyi doğru tutun, dengeyi bozmayın) buyurmaktadır. Hiçbir ülke kendi geleceğini dünyanın çevresel geleceğinden ayrı düşünemez” diyerek sözlerini sürdürdü.

 

Kuraklık, su kıtlığı, sulak alanların kuruması, küresel sınma ve iklim değişikliğinin günümüzde en çok konuşulan çevre sorunu olduğuna vurgu yapan Ceyhan “Meteorolojik afetlerin sıklığı, şiddeti ve etkisinin arttığı görülüyor. Su, canlıların yapı taşıdır. İnsan vücudunun yüzde altmış beşi, ağacın gövdesinin yüzde ellisi, yaprakların yüzde altmış beş ile 85’i sudur. Su, insanlar ve bitkiler için çok önemlidir. Yiyip içtiğimizden giydiğimiz kıyafetlere kadar birçok ihtiyaç ve alışkanlığımız su kaynaklarının kullanımını etkiliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, bir fincan kahve için, tohumun toprağa ekilmesinden önümüze gelmesine kadar toplam yüz kırk litre su harcanıyor. Tarım ve hayvancılık, dünya genelinde var olan suyun yüzde yetmişinin kullanıldığı alanlardır. Et ve kümes hayvancılığı en çok su talep eden üretim sektörüdür. Bir kilo sığır eti için ortalama 15 bin 400 litre su gerekiyor. Bu suyun büyük çoğunluğu da hayvan yemi üretmek için kullanılıyor. Giyim sektöründe de ayda tonlarca litre su harcanıyor: Basit bir t-shirt için 2 bin 720 litre, bir adet kot pantolon üretmek için yaklaşık 10 bin litre su harcanıyor” dedi.
Suyun alınır satılır bir mal değil, doğal bir kaynak, yani sahip çıkılması gereken bir nimet olduğunun altını çizen Ceyhan “Ülkemizde yıllık ortalama yağış miktarı 574 mm/metrekare, yıllık su potansiyeli, 450 milyar mekreküp, yenilenebilir brüt su potansiyeli 234 milyar metreküp, kullanılabilir yüzey suyu 94 milyar metreküp, kullanılabilir yeraltı suyu 18 milyar metreküp ve ülkemizin su varlığı 112 milyar metreküp, yıllık filli kullanılan su miktarı ise 57 milyar metreküptür. Su azlığı yaşayan bir ülke durumundayız. Türkiye kişi başına düşen yıllık 1.323 metreküp su miktarı ile su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer alıyor” diyerek devam etti.

 

Birleşmiş Milletler (BM) Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün (UNU-INWEH) yayımladığı “Küresel Su İflası: Hidrolojik Olanaklarımızın Ötesinde Yaşamak” başlıklı Rapor hakkında bilgi veren Ceyhan “Raporda insanlığın, dünya üzerindeki tatlı su sistemlerini yenilenme hızlarının çok ötesinde tüketerek doğal su sermayesini kalıcı biçimde tükettiği ve su krizinin artık geri döndürülemez eşiği aştığını ortaya koyuluyor. Yani dünya geri dönülemez bir su iflâsı dönemize girdi. Yer altı sularının aşırı çekilmesi, yalnızca susuzluğa değil, jeolojik yıkıma da yol açıyor. BM raporu, dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde beşinde, su çekilmesine bağlı toprak çökmesi yaşandığını ortaya koydu. Raporda açıkça (Yer küre fiziksel olarak çöküyor”) ifadesine de yer veriliyor” dedi.
Türkiye’deki kontrolsüz sulama politikalarının, Konya Ovası’nı hidrolojik iflâsın eşiğine getirdiğini kaydeden Ceyhan ;”BM raporunda mevcut tarım modelinin bu koşullarda sürdürülemez olduğu vurgulanıyor. Yer altı sularının aşırı kullanımı, ormansızlaşma, arazi bozulumu ve kirliliğin birçok bölgede tatlı su kaynaklarında geri dönüşsüz kayıplara yol açtığı; iklim krizinin bu süreci daha da hızlandırdığı, kuraklığın etkilerinin daha da arttığı raporda yer alıyor. İklim değişikliği ve kuraklık, toprak ve su kaynakların göre ürün planlaması yapılmaması, arazi toplulaştırma sorunları, verimli su kullanımı ve tasarruf konusunda eğitim eksikliği, ruhsatsız kuyuların önlenememesi, ruhsatlı kuyularda su çekiminin kontrol altına alınamaması, iletimde kaçak ve kayıplar, idari ve yasal ihtiyaçlar ve sorunların sebebi olarak görülüyor. Haliyle su transferi beklentisi, yani Mavi tünelden su akışının tam kapasite sağlanamaması üzerine dış havzalardan su getirilmesi beklentisi oluşuyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

 

 

Çareler üzerinde de duran Ceyhan “Uluslararası ölçekte, BM Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Sözleşmesi, BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitliliğin Korunması Sözleşmesi, Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Korunmasına Dair Sözleşme, Ramsar yani Sulak Alanların Korunması gibi onlarca sözleşmeye imza atıldı. Ulusal Su Yönetimi Eylem Planları arasında da Ulusal Su Planı, Konya Kapalı Havzası Su Yönetim Projesi, Konya Kapalı Havzası Kuraklık eylem Planı, Havza Bazlı Yönetim Planı, Su Verimliliği Seferberliği gibi çözüm yollarına gidildi. Buna bağlı olarak da Ulusal Su Kurulu, Su Platformu ve Havza Yönetim Kurulları oluşturuldu” dedi.

 

Sulak Alanların Korunması Sözleşmesinin 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalandığını hatırlatan Ceyhan “Sözleşme yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye’de Ramsar Alanları toplamı 184,5 hektar idi. Sulak Alanları korumak zorundayız. Suyu kaybetmemek için yeşil dokuyu korumak ve artırmamız gerekiyor. Sulak alanlar, doğal veya yapay, kalıcı veya geçici, durgun veya akan, tatlı, acı veya tuzlu suya sahip bataklık, sazlık, turbalık veya su alanlarıdır; bu alanlara, gelgitin çekildiği anda derinliği altı metreyi geçmeyen deniz suyu alanları da dâhildir. Sulak alanlar, Dünya kara yüzeyinin yalnızca yaklaşık yüzde altısını kaplamasına rağmen, tüm bitki ve hayvan türlerinin yüzde kırkı sulak alanlarda yaşar veya ürer. Canlı yaşamı için çok önemli işlevi vardır. Sulak alanlar, yeryüzünün en zengin ve üretken ekosistemleridir. Kendine özgü doğal yapıları sayesinde sudaki kirliliği azaltır, karbon tutarak iklim değişikliğiyle mücadele eder, su akışını düzenleyerek sel, taşkın ve fırtına gibi doğal afetlere karşı insanları korur, geçim kaynaklarına katkı sağlar ve milyarlarca dolara eşdeğer ekosistem hizmeti sunar. Coğrafyamızın yüzde 2,5’i sulak alan iken günüme kadar bu oran 1,2 seviyesine geriledi. Sulak alanları artırmamız susuzluğa çözüm en önemli adımlarındandır. Unutmayalım, kuraklık en büyük doğal afettir” diyerek konuşmasını tamamladı.
Programdan sonra Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü Namık Ceyhan’a günün anısı olarak kitap takdim ederken, Ceyhan’da kaleme aldığı Çevre Atmosferi adlı kitabı hediye etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

KTÜN’e Don State Teknik Üniversitesi’nden ziyaret

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.