
Mübarek Ramazan’ın 15. Günü
“Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.”
Ayet:
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla;
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.
Allah (C.C.) ne güzel söyledi.
Nisa Suresi, 1. Ayet
Hadis:
Allah’ın Resulü Hz Muhammet (S.A.V.) şöyle buyurdu;
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Allah’ın Resulü Hz. Muhammet (S.A.V.) ne güzel söyledi.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
Dua
Ey Allah’ım Ramazan ayını Müslümanlar için mübarek kıldın… Ama bu ayda Müslüman kardeşlerimiz zalim İsrail’in zulmü altındalar.
Sana yalvarıyoruz zalimleri helak eyle. İsrail’in zalim gaddar saldırıları karşısında Müslümanlara güç kuvvet ver ve Müslümanları koru.
Senin bize müjdeci olarak gönderdiğin Hz Muhammed Mustafa’nın (sav) ümmetine yardım et, zira onlar sana iman ediyorlar, Müslümanları zalimlere, kâfirlere karşı galip getir Allah’ım.
Âmin
Hz. Abbad Bin Kays (R. A.)
Hz. Abbad Bin Kays bin Abese bin Ümeyye bin Malik bin Amir bin Adiy bin Kab bin Hazrec, el Ensariyyi’l Hazreci, Beni Adiyy bin Ka’b ve ya Adiy oğullarıdır.
Hz. Abbad Bin Kays’ın doğum tarihi bilinmemekte olup şehid olduğunda kaç yaşlarında olduğuda bilinmemektedir.
Hz. Abbad Bin Kays ve kardeşi Sübeyi bin Kays, hicretten önce Medine’de İslam’a girmişlerdir. Bu nedenle Medine’nin ilk müslümanlarından sayılırlar.
Hz. Abbad Bin Kays, II. Akabe Biat’ında bulunan ensardandır. Bu nedenle de Resulullah (S.A.v)’in yapmış olduğu gazvelerin hemen hemen hepsine iştirak etmiştir. Daha sonra da Uhud Savaşı’na da katılmıştır.
Hz. Abbad Bin Kays çok cesur ve şecaat sahibi bir sahabiydi. Savaş alanında elinden gelen bahadırlığı gösterirdi. Bu arada gereken fedakarlığı da yapardı.
Hz. Abbad Bin Kays, Medine’li olduğu halde Resulullah (S.A.v)’in yanından hiç ayrılmazdı. Nitekim Resulullah’ın yapmış olduğu Hudeybiye Seferine’de katılmıştır. Hicri 7. ve ya 8. yılda Hz. Zeyd bin Harise’nin komutası altında ki ordu ile Mu’ta Seferine çıktı. Bu sefer bilindiği gibi çok fazla düşman kuvvetlerine yapılmıştı. Savaş sırasında komutanlığı yapan Zeyd bin Harise, Cafer bin Ebi Talib ve Abdullah bin Revaha sırasıyla şehit düşmüşlerdi.
Hz. Abbad Bin Kays’da Hz. Abdullah bin Revaha’nın şehadetinden sonra şehid düştü.
Allah ondan razı olsun.
Ubeydullah Ahrâr (K.S.)
Uzunca boylu, esmer tenli, gökçek yüzlüydü. Sakalı büyükçe ve beyazdı. Sakalındaki karalar, sayılabilecek kadar azdı. Zahir ve batın ilimleriyle donanmıştı. Nakşi meşayıhının muammerininden, uzun ömürlülerindendi. Bir asra yakın muammer oldu.
Ubeydullah Ahrâr Nefehât müellifi Molla Cami ile Reşahat müellifi Ali b. Hüseyin el-Vaiz’ın mürşidi. Bu yüzden her iki müellif de eserinde Ubeydullah Ahrâr için geniş yer ayırmışlardır. Özellikle, Reşahat müellifi, eserini Ubeydullah Ahrâr için yazmıştır, denilse yeridir.
Ubeydullah Ahrâr hazretleri, hicrî 806 Ramazan’ında (m 1404 Mart) Taşkent’e bağlı Bağıstan’da doğdu. Hz Ömer neslinden ilim ve irfan ehli bir aileden. Kendisinin eğitimiyle dayısı şeyh İbrahim Şaşî meşgul oldu. Temel ilimleri Taşkent’te okudu. Daha sonra yine dayısının teşvikiyle Semerkand’a gitti. Orada Uluğ Bey medresesinde Nizameddin Hamüş’un talebesi oldu. Semerkand’dan Buhara’ya geçti. Orada Şeyh Hamîduddın Şaşî’nın sohbetlerine katıldı. Buhara’dan Herat’a geçerek Seyyid Kasım Tebrîzî’nin yanına vardı. Tebrîzî, Ahrâr’ın çok istifade ettiğini belirttiği ustadır. Herat’ta ayrıca Bahaeddın Ömer Horasani ile tanıştı. İlim ve irfan yolunda geçen bu seyahatlerden sonra Ubeydullah Ahrâr, nihayet Çiganyan’da Yakub Çerhî’yi buldu, ona bende oldu, emaneti ondan aldı. Şahsî kabiliyeti ve daha önce görüştüğü şeyhlerden aldığı feyz sayesinde Ya’kub Çerhi’nın yanında kısa zamanda seyr-ü sulükunu tamamladı, şeyhinin iltifat ve sevgisine mazhar oldu. Bir kısmı ilim muhitınden, bir kısmı devlet ricalınden, diğer bir kısmı da halkın muhtelif kesimlerinden olmak üzere pekçok mürid ve halife yetiştirdi.
Maişetini temin için çiftçilik yapardı. Cenab-ı Hakk’ın verdiği bereket sayesinde zengin oldu. Servetinden gerek çalışarak emek karşılığı gerekse onun ihsanlarıyla binlerce insan istifade etmiştir. Vefatı 893 Rebîu’levvel 1490 Ocak’ta Semerkant’tadır. Kabri orada Şeyh Kefşir mahallesi kabristanındadır. Hizmet Anlayışı
Ubeydullah Ahrâr hazretleri, himmeti halka hizmette arayanlardandı. “Tasavvufu başkalarının yükünü taşımak, kendi yükünü başkalarına taşıtmamak” olarak anlardı Nitekim “ben bu yolu tasavvuf kitaplarından okuyarak değil, halka hizmetle elde ettim. Herkesi bir yoldan götürürler, bizi hizmet yolundan götürdüler” derdi. Bu sebeble kemal yolunda başlangıçtan nihayete kadar, tanıdığı-tanımadığı, dost-düşman herkese hizmet etmiştir. Nitekim kaynakların bildirdiğine göre Semerkand’da Mevlana Kutbeddin medresesinde yatalak bir kaç hastanın bakımını üstlenmişti. Her gün belli zamanlarda bu hastaların altlarını temizler, karınlarını doyururdu. Nihayet bu hastalardaki sıtma mikrobu kendisine de geçti. Fakat sıtmalı haliyle yine bu hastaların hizmetlerini aralıksız sürdürdü, altlarını temizledi, sularını getirdi, karınlarını doyurdu.
Herat’ta bulunduğu yıllarda hizmet kastıyla sabahları Abdullah Ensarî el-Herevî’nın vakfı olan hamama giderek orada her renk ve her dilden insana ivazsız garazsız hizmet ettiği Reşahat’ın beyanlarından anlaşılmaktadır.
“Helal lokma konusu üzerinde çok dururdu. Nitekim üstadlarından Seyyid Kasım Tebrîzî de “helal lokma” konusunda şu sözlerle kendisinin dikkatini çekmişti. “Bu zamanda marifet ehli ve hakikat eri kimselerin ortaya çıkmayışının sebebi, iç temizliğinin, batın tasfiyesinin yokluğudur. Batın tasfıyesi ise, herşeyden önce helal lokma ile olur, helal yiyecek azalınca marifet ve hakikat kaybolur.”
Edebe riayet ve insanlara saygıya çok önem verirdi. Hz. Peygamber (s.a.)’in “Mescide açılan bütün kapılar kapansın, yalnız Ebubekir’in kapışı katsın” hadisini şöyle açıklardı: Tahkik ehli bu hadis hakkında pek çok söz söylemiştir. Hz. Peygamber ile Hz. Ebûbekir arasında mükemmel bir sevgi bağı vardı. Sevgi bağı her bağın üstünde olduğu için, bütün nisbetlerin kapıları kapansa bile, sevgi nisbetinin kapısı açık kalmalıydı. Çünkü sevgi yolundan başka ulaştırıcı, erdirici yol yoktur. Hacegan yolunun şiarı da bu yüzden aşk ve sevgidir.
-Rahmetullahi aleyh-
Kaynak: Ümmügülsüm DÜNDAR

AK Parti Konya Teşkilatı iftarda buluştu
1
Avrupa’nın en gelişmiş savaş uçağı Konya’ya iniş yaptı
142381 kez okundu
2
Konya’daki o markaya ait peyniri yemeyin! İfşa oldu
139323 kez okundu
3
Konya’da metrelerce kuyruk oluştu
122439 kez okundu
4
Meram Belediyesi’nden Dünya Günü’nde doğaya çifte dokunuş
120662 kez okundu
5
Bakanlık duyurdu! Konya’daki o markalar tağşiş ürün satıyormuş
118000 kez okundu
6
Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Hemşirelik Haftasında çifte bayram
69474 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.