Uzun zamandır bu köşede meseleleri sadece olay olarak değil, zihniyet olarak ele alıyorum. Hatırlayanlar olacaktır; daha önce şu sorunun peşine düşmüştük:
“Batı’nın Doğu’ya bakışı: Coğrafya mı, İnanç mı?”
Önceki yazımız:
https://www.yenimeram.com.tr/bati-medeniyetinin-dogu-tanimi-cografya-mi-inanc-mi.htm
O gün söylediğimiz şuydu: Medeniyet, haritada değil; insanın ahlak terazisinde belirir. Bir toplumu güçlü yapan gökdelenleri değil, güçsüzü koruyabilme erdemidir.
Bugün dünya gündemine yansıyan dosyalar, yıllarca konuşulmak istenmeyen istismar ağları ve insan onurunu hiçe sayan ilişkiler zinciri, o gün sorduğumuz soruyu yeniden önümüze koydu. Jeffrey Epstein ve onun etrafında şekillenen yapı; para, siyaset, akademi ve küresel elit çevrelerin içinden isimlerin bu kirli zemine temas edebildiğini gösterdi. Ghislaine Maxwell’in mahkûmiyetiyle somutlaşan süreç, bize şunu net biçimde anlatıyor: Ünvan, eğitim ve statü; ahlakın teminatı değildir.
Fakat burada duruşumuz nettir.
Biz nasıl ki sakallı birini gördüğümüzde onu otomatik deaş gibi bir suç yapısıyla özdeşleştirmiyorsak, bir kadının çarşafı üzerinden hüküm vermiyorsak; Batı’da ortaya çıkan bu karanlık yapıları da topyekûn bir dine, millete ya da medeniyete mal etmiyoruz.
Çünkü:
Suç şahsîdir.
Ahlaksızlık kişiseldir.
Kir, inanca değil insana bulaşır.
İçlerinde Yahudi de olabilir, Hristiyan da, Müslüman da… Ama biz bir suç şebekesi üzerinden bir inancı yargılamıyoruz. Aynı şekilde bir Müslümanın işlediği suçtan yola çıkarak İslam’ı mahkûm etmeyi nasıl reddediyorsak, burada da aynı adaleti koruyoruz.
Ancak adil olmak, gerçeği yumuşatmak değildir.
Ortaya çıkan tablo; çocuk istismarı, insan ticareti, güç kullanılarak kurulan suskunluk duvarları ve insan bedenini dahi çıkar ilişkilerine konu edebilecek kadar vahşileşmiş bir zihniyetle ilgilidir. Bu sadece bireysel bir sapma değil; gücün ahlaktan koptuğunda neye dönüşebileceğinin göstergesidir.
Ve işte tam burada asıl kırılma ortaya çıkıyor:
Dünyaya yıllarca “insan hakları”, “medeniyet”, “özgürlük” dersi veren merkezlerde, en savunmasızların korunamadığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Sorun artık bir skandal değil; bir ahlak krizidir.
Bu yüzden teşhis nettir:
Sorun Doğu’da değil.
Sorun Batı’da da değil.
Sorun, insanın gücü ahlaktan kopardığı her yerdedir.
yüzyılın cahiliyesi budur.
Cahiliye sadece bilgisizlik değildir.
Bilgi çağında vicdanın çökmesidir.
Hukuk konuşulurken adaletin susmasıdır.
İlerleme anlatılırken insan onurunun pazarlık konusu olabilmesidir.
Eğer bir çağda çocuklar korunamıyorsa, orada medeniyet iddiası çökmüştür.
Eğer güç sahipleri hesap vermiyorsa, orada ilerleme sadece vitrin süsüdür.
Eğer suç, statü ve itibar perdesiyle örtülebiliyorsa, orada insanlık gerilemiştir.
Bizim yaptığımız bir medeniyeti hedef almak değil; aynayı doğru yere tutmaktır.
Ve o aynada görünen şudur:
Teknoloji yükseldi.
Şehirler büyüdü.
Ama insan küçüldüyse…
Bunun adı ilerleme değil, 21. yüzyıl cahiliyesidir.
Kaynak: Ali İSET
Yunaklı öğrenciden Türkiye birinciliği
1
Avrupa’nın en gelişmiş savaş uçağı Konya’ya iniş yaptı
139376 kez okundu
2
Konya’daki o markaya ait peyniri yemeyin! İfşa oldu
136293 kez okundu
3
Konya’da metrelerce kuyruk oluştu
119434 kez okundu
4
Meram Belediyesi’nden Dünya Günü’nde doğaya çifte dokunuş
117742 kez okundu
5
Bakanlık duyurdu! Konya’daki o markalar tağşiş ürün satıyormuş
115336 kez okundu
6
Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Hemşirelik Haftasında çifte bayram
69329 kez okundu