Torku Jelifest

Dokumacılık, destek bekliyor

  • Giriş Tarihi: 5.01.2015 0:02
  • Güncelleme Tarihi: 18:02
Dokumacılık, destek bekliyor

Sanayileşmeyle birlikte geleneksel el sanatlarımızın birçoğu yok olmaya yüz tuttu. Türk kültürünün en önemli parçalarından olan dokumacılık da teknolojiye inat ayakta durmaya çalışıyor. Sektör temsilcileri, bu tarihi kültürün yaşatılması için devletten destek bekliyor

Sürekli değişen ve gelişen teknolojiyi takip etmek neredeyse imkansız hale geldi. Özellikle 21’inci yüzyılda her alanda karşımıza çıkıyor. Günlük hayatta tabi ki birçok kolaylık sağlıyor. Ancak bu yenilik, bir kültürün yok olmasına da neden oluyor. Teknolojiye direnen sektörlerden biri de dokumacılık. Türk kültüründe önemli bir yer edinen ve geçmişi asırlar öncesine dayanan bu sektör, sanayileşmenin karşısında ayakta durmaya çalışıyor. Çünkü el tezgahlarının yerini artık makineler aldı. Geçmişte hemen her evde el tezgahlarını görmek mümkündü. Genç kızlar çeyizlerini kendileri hazırlar; halı, kilim, yastık ve örtülerini nakış nakış işlerdi. Birçok ailenin de geçim kaynağıydı aynı zamanda. Dokudukları ürünleri satarak ev ihtiyaçlarını karşılarlardı. Anadolu’da hazırlanan el emeği göz nuru dokumaların büyük bir bölümü yurt dışına çıktı. Türk halıları, ev eşyaları arasında dünyada en çok satılanlardan biri oldu. Zengin renkleri, sıcak tonları ve olağanüstü dokuları ile göz doldurdu. 13. yüzyılda Anadolu’yu dolaşan İtalyan gezgin Marco Polo, bu halıların güzelliği ve sanatsal değerine dikkat çekmiş.

EL DOKUMASI BULMAK ZORLAŞTI

1984’ten beri dokumacılık sektöründe faaliyet gösteren Ali Özdemir, Anadolu’da işlenen ve tamamen el işi olan halı, kilim, perde ve paspas gibi ürünleri, meraklılarıyla buluşturduklarını söyledi. Vatandaşların, kullanmadığı ve bakımını yapamadığı el dokuması ürünleri getirdiğini belirten Özdemir, “Anadolu halkı ihtiyacı yokken satmaz. Ne zaman ki paraya ihtiyacı var ancak o zaman elinden çıkarır. Temin noktasında sıkıntı yaşamaya başladık. Çünkü özellikle 1980’den sonra makineler yaygınlaştığı için köylüler elindeki ürünleri sepetle, battaniye ile değiştirmişler. O dönemde çok fazla ürün sahip değiştirmiş. Vatandaşın eliyle dokuduğu ürünlerin büyük bir bölümü yurt dışına gönderilmiş. Şimdi ihracat o kadar yok” dedi.

BİR KÜLTÜR YOK OLMAYA YÜZ TUTTU

Makine halılarının tercih edilmesindeki sebeplerden birinin de ebat olduğunu ifade eden Özdemir, Anadolu’daki halılarda ölçüye çok da dikkat edilmediğini, mobilya kültürünün değişmesiyle halı seçiminin farklılaştığını kaydetti. Vatandaşların, mobilyaya uyum sağlaması için makineyle üretilen halıları tercih etmeye başladığını anlatan Özdemir, “gelişen bu teknoloji bizim sektörü olumsuz etkiledi ve bir kültürün yok olmaya yüz tutmasına neden oldu. Dokumacılık bitti. Geçmişte evlilik çağına gelen bütün kızlar çeyizinde mutlaka seccade, yastık ve halı gibi el dokuması ürün bulunduruyordu. Şimdi artık o kültür kalmadı. Artık kimse dokumak istemiyor, hazıra yöneliyor. 1980’e kadar herkes el tezgahlarında kendisi dokuyordu. Tezgahı olmayan da komşusuna, yakınına dokutuyordu” diye konuştu. Dokuma kültürünün günümüzde Karapınar ve Çiğil bölgelerinde yaşatılmaya çalışıldığını dile getiren Ali Özdemir, 1970 ve 1980’li yıllarında kilimin, Avrupa’nın birçok bölgesinde perde olarak kullanıldığını, günümüzde yabancı turistlerden ziyade yerli turistlere satış yaptıklarını vurguladı. Kilim ve halıları daha çok İstanbul esnafına gönderdiklerini, Konya’daki vatandaşların, Mevlana Müzesi civarının pahalı olduğunu düşünerek gelmediğine işaret eden Özdemir, bu önyargının kırılması gerektiğine dikkat çekti. Özdemir, “vatandaşlar Ankara veya İstanbul’a gittikleri zaman alışveriş yapıyorlar. Buraya gelsinler, fiyatları görsünler ve değerlendirsinler. Diğer illerle fiyat kıyaslamasını yapsınlar. Buradaki esnaf çok fazla pahalı satmıyor. Ankara ve İstanbul’daki ürünlerin büyük bir bölümü zaten Konya’dan gidiyor. Geçmişte sahil bölgelerine gönderiyorduk ama şimdi oralardan çok talep gelmiyor. El dokumaların fiyatları 50 liradan başlıyor, 4 bin liraya kadar çıkıyor” diye konuştu.

DOKUMACILIK KÜLTÜRÜ BİTİYOR

Yerel yönetimlerin, Mevlana Müzesi etrafındaki alanlara yeterince ilgi göstermediğini anlatan, Özdemir, “burası müzeye yaklaşık 100 metre. Mutlaka temizlik yapılmalı. Ben Japonya’dan döneli 4 ay oldu, bir tane çöpçü görmedim. Çevre düzenlemesi yapılmalı. Bedesten çarşısındakine benzer bir doku oluşturulmalı. Bu kültürün yaşatılması için Halk Eğitim Merkezinde kurslar açıldı. Köylü 4 ay emek çekerek dokuduğu ürünü 150 liraya satamıyor. Esnaf da satamıyor. Dokumacılık kültürü bitiyor. Devlet bu sektöre el atarsa belki yaşatılabilir. İran bunu yapmış ve bu alanda gelişmiş. Türkiye’de 2 bin lira olan bir halı Japonya’da 100 bin dolara satılıyor, çünkü devlet destekliyor. Bu sektör devlet eliyle tekrar canlandırılmalı. Bu sektörün ölmemesi için köylünün malının para etmesi lazım. Konya’da bu alanda faaliyet gösterenlerin esnafların sayısı 10’u geçmez. Biz bu sektöre halı kilim tamirciliğiyle başladık. Ağabeyim 1969’da İstanbul’a gitti ve orada Ermeni bir ustanın yanında halı tamirciliğini öğrendi. Ben de ağabeyimden öğrendim. Yurt dışındaki bazı müzelerdeki ürünlerin tamirini biz yaptık” dedi.  ADEM SERİN



> Yeni Meram >Konya > Dokumacılık, destek bekliyor
HABER YORUMLARI