Muhammet Gümüş

Milliyiz ama Takım değiliz!

Muhammet Gümüş

Bildiğiniz üzere; A Millilerimiz, yirmi dört yıl aradan sonra Dünya Kupası finallerine katılarak turnuvada D Grubu'ndaki ilk maçında Avustralya'ya, ikinci maçında ise Paraguay'a yenilerek iki maçta elenen takımlardan birisi olmuştu.

Ancak son maçında da formalite niteliği taşıyan karşılaşmada ABD'yi uzatma dakikalarında bulduğu golle mağlup edip bu önemli organizasyona 3 puanla veda eden A Milli Futbol Takımımız, o gündür bu gündür acaba değişir mi diye de merak ve beklenti oluşmuştu.

Ülke olarak her ne kadar büyük üzüntü yaşamış olsak ta ‘Bizim çocuklar’ düsturu ile destek ve güven vermeye devam ettik elbette devam da edeceğiz.

Ancak gel gör ki bu destek ve güven birilerinin rehaveti olmuş…

Neden mi;

Malum; Dünya kupası hezimetinin sonrasında A Millî Takımımız, tarihinde ilk kez mücadele ettiği UEFA Uluslar A Ligi'nde 1. Grup'taki açılış maçında Koceli'de konuk ettiği Fransa'ya 1-0 mağlup oldu.

‘Ya bunda ne var, her takım mağlup olabilir, kazanabilir, berabere kalabilir’ diye düşünüyoruzdur mutlaka ancak, bu mağlubiyet elbette futbolun içinde olan gerçeklerden birisidir.

Beni geren mağlubiyet veya yapılan hata sonucu yenen bir golün üzüntüsü değil, beni geren maç boyunca sahada bal yapmaz arı gibi verilen mücadele ve birbirinden kopuk oyuncuların ne yaptığını bilmemesi.

Burada hemen Arda’nın hakkını teslim etmek gerek, maç boyunca verdiği mücadele girdiği pozisyonlardaki muhteşem efor ve yeteneği ile Dünya kupası sonrasında (kendi takımındaki performansı hariç) Milli Takımda “geçmişi unutturup geleceği güvenle baktıracak” en olumlu futbolcu oldu benim gözümde.

Ancak Arda’nın o emeği mücadelesi diğer oyunculara sirayet etmemiş gibi bir görüntü gözlerden kaçmadı.

Tamam, rakip Fransa turnuvayı 4. sırada bitirmiş kadrosunda yıldızlar olan bir takım, ancak bizim Millilerimizde amatör küme oyuncusu değil, bakıldığında hepsi üst ligde oynayan takımlarda top koşturan cengâverler sonuçta.

Onun için artık şu Milli formanın sorumluluğunun bilincine ulaşmaları gerek, çünkü Ülke ve Millet olarak gereken destek her zaman verilmiş verilmeye de devam edilecektir.

Sözün özü; Milliyiz evet ama henüz Takım değiliz…

A Milli Takım olmak için sahada 11 kişi bireyselliğin ötesinde o beceriyi takım olarak sergilemesi gerekiyor. Arda’nın bireysel yeteneği ile değil takımın geneliyle mücadele edilmesi mağlup olunsa bile “Helal olsun” dedirtir.

Geleyim A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella'ya…

Dünya Kupası sonrası birçok konuda eleştirilen ancak Federasyonun ‘yola devam’ kararı aldığı teknik direktör Montella, maç boyunca gidişata göre pozisyon almak yerine maçı bizim gibi izlemesi maçın ne kadar içinde olduğu tartışmalarına meydan verdi.

Maç sonu açıklamasında "Kora kor bir mücadele oldu, çok iyi performans gösterdik. O yüzden bu skordan dolayı çok üzüntülüyüm, daha fazlasını hak ettiğimize inanıyorum. Cesaretli oynayan, ruhunu sahaya yansıtan ve organizasyon olarak iyi oynayan bir takım olduk. Bu da gelecekte yapacağımız tüm maçlar için bize farklı bir zihniyet kazandırmalı. Kim olursa olsun biz kendi oyunumuzu yansıtmaya çalışıyoruz. Futbolcularımızı tebrik ediyorum, baştan sona kadar istediğimiz futbolumuzu oynamaya çalıştık ama daha fazlasını hak ediyorduk" ifadelerini kullanması klasik mağlubiyet sonrası yapılan açıklama ötesinde eminim kimseye inandırıcı gelmemiştir.

Çünkü Dünya Kupasında gördük neyin ne olduğunu…

Onun için artık ne yapacaksa ki varsa yapmalı aksi takdirde A Liginden B Ligine doğru inmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Ayrıca Vincenzo Montella Konyaspor’un tecrübeli ismi Adil Demirbağ konusunda da Milli Takıma daveti ile bir şeyleri değiştirecek diye düşünüyordum. Çünkü yeniden yapılanma adına atılan bir adım olarak değerlendirmiştim. Ancak Fransa maçı kadrosu açıklanınca Adil’in bırakın ilk 11, ilk 18’de bile olmaması açıkçası şaşırttı.

Tabi ki karar teknik direktörün hangi futbolcuyu oynatıp oynatmayacağına kendi karar verecek ancak denenmişte ısrar ve devam etmek çok mantıklı gelmiyor. 

Sonuçta ilk 11’e almıyorsan en azından ilk 18’e alması gerek ki sahada ki oyuncu arkasında forma bekleyenin olduğu düşüncesi ile mücadelesini sergilesin.

Çok merak ediyorum acaba Montella bu tür takıma davet ettiği oyuncuları sadece idmanlarda mı kullanacak yoksa cesaret gösterip ilk 11’de sahaya sürecek mi ?

Bu maç artık geçti ve sırada İtalya karşılaşması var. Ay-Yıldızlı ekibimiz, UEFA Uluslar A Ligi'ndeki ikinci maçında 28 Eylül Pazartesi günü Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu'nda saat 21.45'te İtalya karşısında 3 puan arayacak.

İnşallah bu maçta sahada Milli Takım olarak mücadele sergilenir ve 3 puan alınarak gönüllere su serpilir. Şimdiden başarılar diliyor umutlarımızın ‘Ay Yıldız aşkıyla’ korunduğunun altını çiziyorum.

Kalın sağlıcakla…

Yazarın Diğer Yazıları