Bir yerlerde bir problem var ancak nerede olduğunu anlamak zor. Bunu çözmek adına milli maarif modeline de geçiş yapıldı ancak kaliteli insan yetiştirmek biraz zaman istiyor galiba. Ya da bu problem sadece Türkiye'nin değil de dünyanın mı problemi. Peki iyi veya kaliteli insan ne demek. Toplumun kendisinden emin olduğu, etrafındaki insanlara faydalı olan, kul hakkını gözeten ve tüm iyi meziyetleri üzerinde taşıyan insan. Bu meziyetler çoğaltılabilir ancak özü bu.
Bazı aklı evvellerimiz başkalarının omuzuna basarak onun iniltileri arasında kul hakkına girerek yücelmeye çalışırlar. Bu hem madde, hem kariyer, hem de makam olarak böyle. Hedefledikleri zirveye legal değil illegal yollardan ulaşmak adına her türlü uyanıklığı ve kurnazlığı yaparlar.
Gelin biraz gerilere gidelim. Bu memleket Banker krizini de atlattı, holding krizini de atlattı. Çok canlar yandı. Çok ocaklar söndü. Amansız bir hastalığa yakalanan gurbetçi amcamızın holding yetkililerine bari 10 bin markını verinde rahat öleyim dediklerini duyduk. Ona rağmen para ödemediler adamcağıza.
Yurt dışında Köln'de bir cami önünde abdest tazelerken gurbetçiler yanıma geldiler. Türkiye'den hele birde Konya'dan geldiğimizi öğrenince bir dövmedikleri kaldı. Ama sert kayaya çarptıklarından haberleri yoktu. Dedim ki amca Alman bankaları yıllık %3 faiz verirken %11 veren Yimpaş Holding'e koştunuz, oradan %14 veren bir başka holdinge oradan da %24 kar payı veren bir başka holdinge koşarken bize mi sordunuz?
Bazen memleket insanı bazı maddi kazanımlar uğruna helali, haramı gözetmeden güvenli olup olmadığını da irdelemeden amiyane tabirle atlama yapıyor. Burada asıl olan Banker Kastelli'nin ekonomik yükünü hazinenin karşılamaması karşılaması durumunda da bedelin fakir fukaraya ödetilmesi.
Son zamanlarda hatırlarsanız dövizdeki sıçramadan kaynaklanan, kabine Kur Korumalı Mevduat Hesabı adı altında bir uygulama gerçekleştirildi. Ortam sakinleşince geçen aylarda K.K.M.H sıfırlandı yani gerek kalmadı. İmkanı olupta parasını dövize yatırmayanlar bu mevduat hesabına yatırdılar. Yatırılan bu paraların devlete ve hazineye olan faizlerinin toplamının 800 milyarın üzerinde olduğu söyleniyor. Bu bedelin nasıl ve kim tarafından karşılandığı açıklanmalıdır.
Yine son zamanlarda herkesin ağzında bir "FON" krizinden bahsediliyor. Aman Allah’ım 455 bin kişinin etkilendiği bir kriz. Oh ne ala. Aile fertleri ayrı ayrı milyonları (çünkü imkan var) bu fona yatırıyorlar. Aradan 4 ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra paranız tam 20 kat artırılıyor. Burada tuhaf olan ve açıklanmayan şu. İçeride ve akil ekonomistlerde tanıdık yarenler hisse al diyor alıyorlar. Aman hemen satın diyorlar satılıyor. Memlekette %32 yıllık enflasyonun olduğu varsayıldığında paranız bir yıl içerisinde 60 kat artıyor. Ondan sonrada konuştuk mu mangalda kül bırakmıyoruz!
Maliye Bakanımız Adalet Bakanlığı ile görüşmeler yapıldığını muhtemelen anaparaların ödeneceğini vurgulamaya çalışıyorlar. Bir yerlerde bir anormallik var ancak olmaması gerekiyor. Küçük esnaf takdir ettiğimiz memleket severler vergi ödeyebilmek adına Konya tabiri ile 40 takla atıyor. Öte yandan da büyük holdinglerin büyük vergilerini siliyoruz.
Tekrar geriye dönelim bizim helali haramı bilen iyi insanlara ihtiyacımız var. Ağzı ne kadar laf yaparsa yapsın 4 ayda parasını 20 kat artıranlara ihtiyacımız yok. O insanlardan vatana millete fayda da gelmez.
Ah atalarımız ah. Memlekette ne kadar özlü söz varsa, deyim varsa bırakmışlar. "Para oyunu bozar" diye.
Diğer atasözlerini de varın siz bulun.