Mehmet Hançerli

Savurgan bir ülkeyiz

Mehmet Hançerli

           Evrenimizde hayat gün geçtikçe daha bir zorlaşmakta. Denge aramak ve bulmak mümkün değil. Afrika'da insanlar 4-5 çocuklu aileler 20-25 m2 lik kamış örtü tek odalı baraka bile denilemeyecek yerlerde kalıyor. Diğer taraftanda özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde çocuklarını dahi evlendirmiş ve evine yerleştirmiş, hatta Konya tabiri ile edı-büdü kalmış iki kişilik aileler ise dublex, triplex 700 ile 1000 m2 arasındaki villalarda kalıyor. 

 

           Dünyadaki ekonomik darboğaz ve gelişmiş ülkelerdeki akılcı yaklaşımlar işlevlerimizi haklı olarak küçültmekte. Eskilerde mali durumu iyi olan hemşehrilerimiz düğünlerine 10000 kişiye yemek verirken şimdilerde 1000 kişiye düştü gibi. Düğünlerde yemekli düğünler git gide azalmak durumunda. Çok yakın bir gelecekte düğünler şöyle mi olacak? Azami 100 kişilik bir davetli grubu bir restoran da yemek yiyip düğün yapacaklar. Takı merasimi ve bir mini evlenen çiftlerin dansı ile düğün bitecek.
Dahası eskilerin kayık, uzun ve geniş taksilerinin yerini daha mini SUV'lar ve taksiler aldı. Almak durumunda eskilerin 5-6 metre uzunluğundaki araçlarına otoparklarda yer bulmak mümkün mü? Şimdilerde 4 metre civarındaki arabalara otopark bulabilirseniz koyarsınız.

 

          Konutlara gelecek olursak 40 veya 50 yıl önce daireler 4+1 ve 5+1 olarak satılırdı. En çok istenen dairelerde 5+1 dairelerdi. Yani brüt 250-300 m2 lik devasa daireler. Müstakil evler ve villalar dublex veya triplex olurdu. Büyüklüğünün önünde bir engel yoktu, Allah ne verdiyse. Yine bir tekrarla devam edelim. Bir Moskova seyahatimizde araçtaki mihmandar bir sitenin önünden geçerken belki 30 sene önce şu ifadede bulundu. Bu site öyle zenginlerin oturduğu bir site ki 100 m2 lik daireler bile var!

 

          Düğünlere dönersek inşaatçı arkadaşlarımız 5+1 dairelerin tercih edilmediği, nüfusu kalabalık ailelerin ise nadiren 4+1 daireleri tercih ettiğini ancak genel trendin 2+1 ve 3+1 dairelerde olduğunu söylüyorlar. En fazla istenende 2+1 daireler. Niçin dersek belki de ekonomik durumlardan dolayı insanlar evlenmiyorlar, evlenseler de dahi çocuk sahibi olmayı pek düşünmüyorlar.
İleriyi görebilen birine sorsak diyecek ki emeklilere 1+1 daire yetecek ve artacak. Normal dairelerde 2+1 olacak. Hülasa daireler küçülüyor, araçlar küçülüyor, aileler küçülüyor.

          

            Bizlerde çok hoyratça bir savurganlık yapmadık mı? Halada devam ediyoruz. İki kişilik yaşını almış bir aile 4+1 evde oturmakta. Temizliği, ısınması, güvenliği, bakımı ve aidatı her şeyiyle problem. Çok zengin bir ülke değiliz ki. Oh ne ala 4+1 evde 2 oda kullanacaksınız diğer odalar süs eşyası olarak bekleyecek. Eskisi gibi bayram ziyareti yok, yatılı misafir yok, yemekli misafir yok. İşimize geldiği için tüm suçu da pandemi ya da koronavirüse atıyoruz. Kardeşim o işin bahanesi. Sen şu anda misafirliğe gittiğinde korona mı engel oluyor. Af buyurun biraz kapitalist mi olduk!

           Yine bir savurganlık örneği araçlarda. Avrupa'da ve dünyada otobüslerin ekonomik ömrü 20 sene. Adamlar otobüsü rantabl bir şekilde tam 20 yıl doya doya kullanıyorlar. Vakti gelince de hurdaya ayırıp eritiyorlar. Bizde öylemi özellikle ulaşım firmaları her 5 senede bir model değiştirirler kullanımını 20 seneyi de geçer 30'uda geçer. Ticaride kullanılırlar. Arızası, bakımı dert olur.
Binalara geldiğimizde. Betonarme binaların ekonomik ömrü 100 yıl. Çok zengin bir ülke olduğumuzdan olabilir bina 50 seneyi doldurdu mu yıkıyoruz. Binayı ilk yaparken fen kurallarına uygun bir şekilde yapsak, depreme dayanıklı yapsak, adam gibi çalmadan, çırpmadan yapsak 100 senede gider fazlada gider.

             Rahmetli Ahmet Hilmi Nalçacı'nın ismini taşıyan caddede bir kentsel dönüşüm başlatılıyor. Yapılan doğru mu? Doğru. Ancak 50 sene önce binaları yaparken usulüne uygun zemin etüdü yapmış olsaydık Zümrüt faciasında kaybettiğimiz 92 canımız olmazdı. Keşke deprem hesabı yapsaydık, keşke hazır betonla kaliteli betonlar atsaydık. Hülasa fenni kuralları sonuna kadar uygulasaydık.
Savurganlıkta zirvedeyiz. AB'ye girdik gibi gözüküyoruz ama fiilen girdik sanki. Ekonominin ön plana çıktığı şu günlerde her işimizde akıllı yatırımlar ve işler yapmak mecburiyetindeyiz. Her işimiz aynı galiba. Tarımda da aynıyız. Su sorunu yaşayan Konya ovasında pancar, ayçiçek ve mısır tarımı yapıyoruz hayırlı olsun. Suyu da bittiğinde konuşuruz. 

Saygılar efendim.

 

Yazarın Diğer Yazıları