Admin

Siyasetin Gülen Yüzü: Erdal İnönü

Admin

Aristoteles’in Milattan önce 4. yüzyılda söylenmiş ve halen geçerli bir sözü vardır;

■ Sevdiklerinizle siyaset yapmayınız.

Zira; siyaset dostlukları zedeler.

Siyasetçiler yollarına devam ederken;

Siz dostlarınızı yitirdiğinizle kalırsınız.

***

Erdal İnönü 6 Haziran 1926 Ankara'da dünyaya geldi; 31 Ekim 2007 de tedavi için gittiği Houston kentinde yaşama veda etti.

Erdal İnönü, ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da yaptı, 1947 de Fen Fakültesi'nden fizik lisansı diploması aldıktan sonra California Teknoloji Enstitüsü'nde yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı, ODTÜ’de Fizik Profesörü olarak çalıştı.

Siyaset dünyamızın zarif ve espri yüklü aktörlerinden Erdal İnönü, yaşama veda edeli 9. yıl oldu. Erken seçim telaşı ile onu anmak için gecikmiş olduk, oysa geçmişe damga vuranları anımsamak ve onlara saygımızı iletmenin mazereti kuşkusuz olmaz. Oysa Merhumla tanışıklığımız vardı. Konya gezisinde Kültür Parktaki Lokantada

Uzun süreli söyleşili öğle yemeği yemiş, sıcak ilişki fırsat buldukça sür-git devam edip gitmişti. Onu bendeki fotoğrafı şöyle;

Politikanın gülen yüzü... Dürüst, temiz, tertemiz. Kirlilikten ırak, kişiyi dinlendiren bir soylu figürdü O. Üstüne üstlük ince zekâsını espri moduna dek ulaştıran bir bilge insan, kendine özgü üslubu olan aydın politikacı...

---

■ Erdal İnönü’nün kişiliğinin oluşumunda babası İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün yetiştirme biçimi etkili olmuştu. İsmet İnönü maddi ve manevi olanaklarına karşın oğulları Erdal ve Ömer İnönü’yü, yurtdışında değil,

Ankara’nın Ulus semtindeki Gazi Lisesinde öğrenim görmelerini yeğler.

■ Siyaset o kadar bozuldu ki içindeki en eğriler bile siyasetten şikâyet ediyor.

(M. Rigott)

■ Politikacılar dünyanın her yerinde aynıdır, nehir olmayan bir yere köprü yapacaklarına söz verirler. (Nikita Khrushchev)

---

Erdal İnönü siyasete sıcak bakmaz iken yıllar sonra görüşünü değiştirmişti. Nedenine soranlara verdiği yanıt ders niteliğindedir;

- Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!

■ Erdal İnönü sürekli sigaraya karşı bir tutum sergiledi. Bu bağlamda Parti Meclisi toplantılarında ilk sözü şöyleydi;

“Bundan böyle bu denli toplantılarımızda sigara içilmeyecek!”

Arka sıralarda oturan bir üye itiraz etti;

“Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim!”

Erdal İnönü’nün yanıtı hem zarif hem de karşı duruşun mermi gibi dik duruşuydu;

“Antidemokratik kararlarda oylama olmaz!”

■ Bir meslek taşımız, söyleşi sırasında Erdal İnönü’ye takılıyor;

“ Sizin için Norveç’te Başbakan olabilir.” diyorlar, siz buna ne dersiniz?”

İnönü, düşünmeden lafı gediğine koyuyor;

“Çok teşekkür ederim. Bu herhalde, Türkiye’de bu işleri beceremiyorsun, demenin kibarcası.”...

■ İnönü, seçim gezilerinde eller üstünde taşınmaktan hoşlanmadığını, bunu engellemek için fizik kurallarından yararlandığını söylemişti. İnönü kendisini el üstünde taşımak için hamle eden vatandaşlar karşısında hemen yüzükoyun yere uzandığını, böylece vücudunun ağırlık merkezini dağıtarak yukarı kaldırılmasını engellediğini belirtmişti.

■ İnönü, seçim gezilerinde eller üstünde taşınmaktan hoşlanmadığını, bunu engellemek için fizik kurallarından yararlandığını söylemişti. İnönü kendisini el üstünde taşımak için hamle eden vatandaşlar karşısında hemen yüzükoyun yere uzandığını, böylece vücudunun ağırlık merkezini dağıtarak yukarı kaldırılmasını engellediğini belirtmişti.

Erdal İnönü siyaset ve bilim adamlığı döneminde zekâ, hazır yanıt yeteneği ve esprileriyle siyasete kattığı renkler kimi zaman güldürdü kimi zaman da düşündürdü. Miting öncesi bir SHP milletvekili, İnönü’ye der ki; “Genel Başkanım, iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor.”

İnönü “Peki ne yapacağım?” diye sorunca Milletvekili yanıt verir:

“Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, adamı şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz!”

İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur ve konuşmasına şöyle başlar;

“ Biz öyle bir partiyiz ki, adamı...”

Burada durur ve o milletvekiline dönerek şöyle devam eder:

“Devamını bu arkadaş söyleyecek.”

■ Her taşın altında pusuya yatmış bir siyasetçi vardır. (Aristophanes)

...

“Siyaset’in gülen yüzü “ Erdal İnönü’ü gülümseme anmak onun doğasına da uygun olacaktır. İşte ondan bu denli anılar;

■ Erdal İnönü SHP genel başkanıyken seçim gezilerinden bir kente gelir. Kent girişinde tören düzenlenip bir de koç kurban edilmek üzeredir. Seçim otobüsündeki gazeteciler törende vaziyet almak üzere otobüsten inerken güvenlik güçlerinin engellemesiyle karşılaşır. Gazeteciler arasında soyadı “Koç" olan bir muhabir de vardır. İnönü mikrofondan vatandaşları selamlarken gözü güvenlik güçleriyle seçim otobüsüne binmeye çalışan muhabirin itiş kakışına takılır;

“Sayın Koç’u bırakın, Sayın Koç’u bırakın".

İnönü için koç kurban etmeye hazırlanan kasaplar uyarı üzerine geriye çekilirler?

■ Ankara Devlet Tiyatrosuda Macbeth’i izlemektedir. Oyunculardan birinin “Önemli olan yönetime gelmek değildir, önemli olan yönetimde iktidar olarak kalabilmektir" şeklindeki tiradı üzerine salonda İnönü’nün de bulunduğunu bilen vatandaşlar uzun süre alkışlarlar ve oyuna kısa bir süre ara verilir. O dönemde koalisyonda ve partisinde çok başlılık sorunu yaşayan İnönü alkışlara elleriyle selamlayarak karşılık verirdi.

■ Sinema çıkışında bir gazeteci sorar;

- Sayın İnönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?

- Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.

■ Parti başkanı iken sevenleri onu omuzlara almak isterdi. Bundan hoşlanmayan İnönü, kıyafetine bile bakmadan hemen yere yatar, kaldıramasınlar diye böyle bir süre dururdu.

■ Meclis Genel Kurulu'nda hararetli kavgalar yapılırken bu atışmalara taraf olmaz Bakanlar Kurulu sıralarındaki yerinde oturur fizik problemleri çözerdi.

■ "Erdal yetiş fare var" diye çığlığı basan karısına gayet sakin "Bana ne Sevinç, ben kedi miyim?" diye yanıt vermişti.

■ Sırrı Sakık SHP’den milletvekili adaylığı için başvurur, Erdal İnönü ile yanyana gelirler. Sırrı Sakık, “Paşam, benim hakkımda bir sürü dedikodu çıkartılar. Önceden bilin Ağabeyim (Şemsi Sakık) dağda devlete karşı savaşır. Kardeşlerimden biri hapiste. Anam şöyle, Babam böyle” diye devam ederken Erdal İnönü söze girer: “Be kardeşim sizde hiç devlete çalışan bir kişi yok muydu. Onu getirseydiniz bari.”

■ Gazeteci sorar:

“Sizin için Norveç’e başbakan olur diyorlar, buna ne dersiniz?”

“Çok teşekkür ederim. Bu herhalde sen bu işleri Türkiye’de beceremiyorsunun kibarca söylenmesi oluyor.”

■ SHP’li milletvekili miting öncesi İnönü’ye çok sık yapılan eleştiriyi gündeme getirdi;

“ Sayın Genel Başkan’ım, siz iyi konuşamıyorsunuz. Bakın Turgut Özal’a nasıl esip gürlüyor.” İnönü sorar;

“Peki ne yapmam gerekiyor?”

“Sayın İnönü, konuşmaya başladığınızda şöyle yumruğunuzu masaya vuracaksınız. İşte biz böyle partiyiz. Adamı şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz.”

İnönü, miting alanındaki otobüsün üzerine çıkar,kürsüye yumruğunu vurup konuşur;

”Biz öyle bir partiyiz ki, adamı” der ve durup yanında duran kendine akıl veren milletvekiline dönerek şöyle der:

“Devamını arkadaş söyleyecek.”

■ İzmir’i bir ziyaretinde balıkçılar etrafını çevirdi ve dert yanmaya başladı.

“ Burada bir komutan var. Bizi mahvetti. Balık avlatmıyor. Denize açılamıyoruz.

Balıkçıların şikayetlerini 15 dakika dinleyen İnönü sakin bir şekilde döner ve şöyle der:

“Merak etmeyin görürsem söylerim.”

■ Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey'e hitaben "Ölürüm yoluna" diye haykırır. Erdal Bey yanıt verir;

“ Dur, ölme. Bir oy bir oydur.”

■ Erdal Bey taksiye binmiş, şoför demiş ki;

"Sen ne kadar Erdal İnönü'ye benziyorsun"

"O, benim" diye cevap vermiş Erdal Bey...

Şaşırmış taksi şoförü...

"Yahu" demiş, "...birisi daha var. Harbiye'nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü".

Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:

"O da benim."

■ SHP Genel Başkanlığı dönemimde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun "Bir şey almak ister misiniz, efendim" sorusu üzerine "Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz" yanıtını verir.

■ Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris'e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı; beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay sordu;

"Filmi nasıl buldunuz?'

“ Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti”

■ Kars ve Van mitinglerinden Ankara'ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu "Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir. " dedi.

Ön koltukta gazete okuyan İnönü'nün yanıtı;

“Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!”

■ İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti.

İnönü, Yılmaz'ı sert biçimde eleştiriyordu.

Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptı. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü'ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi:

“ Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik.”

Siyasetin gülen yüzü Prof. Dr. Erdal İnönü’yü saygıyla anıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları