Metro nerede biz oradayız!
Admin
Ulaşımı kolay gibi görülen, hemen en ücra köşesine bir şekilde az yada çok ulaşılan şehrimizde, bu kantar, bu kadar ağırlığı çekemiyor.
Okulların açık olduğu her gün binlerce yolcunun otobüslere ve tramvaylara koştuğu, dolmuşların dolu geçtiği, insanların okula, işine, randevusuna yetişmek için zamanla yarıştığı bir şehir haline gelmemiz şaşırtıcı bir durum değil.
1.5 milyonu aşan bir şehir olduk diye, kürsülerde övünmek ayrı, şehir nüfusunun trafikle ilgili problemlerini çözmeye kalkmak yine ayrı!
Özellikle sabah ve akşam saatleri tam bir işkence!
Boş otobüs bulamama, işe, okula yetişememe stresi her sabah çekilen sıkıntıların başında.
Panik, otobüse binme savaşı, gideceği yere zamanında ulaşamama endişesi, insanlar için adeta bir ömür törpüsü.
Konya, İstanbul değil, İstanbul olsa sabah ezanlarında yola çıkmak lazımdı, burası oraya göre güllük gülistanlık demek meseleyi çözmüyor.
Her dağın dumanının ayrı olduğu kabul edilmeli!
İnsanların otobüse binmek için yaptığı mücadeleyi durakların ağzı dili olsa da bir söyleseler. Otobüslere binebilmek için yapılan mücadeleyi yaşamayan, o eziyeti çekmeyen ne bilsin yaşananları!
Otobüsün içine bir şekilde binebilen insanların, binemeyenlere göre mutlu olabildiği, mutlu sayıldığı bir şehir düşünebiliyor musunuz?
İşte, o şehrin adıdır Konya!
Şehrin yolcu yükünü kaldıramayan, kaldırmakta zorluk çekilen en işlek hatlarını takviye etmek, ek seferler ve fazladan araç göndermek gibi çareler bulmak gerekiyor.
Belediyelerimiz adım Hıdır, elimden gelen budur deme lüksüne sahip değiller!
Şikayet etme müessesesi de olmaları söz konusu değil!
Şikayet ederlerse, insanlar mağdur oldukları, çaresiz kaldıkları anlarda, park yapacağına, park açacağına o parayla neden otobüs almıyorsun, niçin almadın, neden tramvay hatlarını şehrin içine yaymadın diye sormaya başlarlar!
Ulaşımda yaşanan sıkıntılar sonrasında insanların konuştuğu konu budur!
Sefer sayıları artması gereken hatlar, yolcusunu, tarlalar içinde gece vakti yürüme mecburiyetinde bırakan son duraklar mevcut.
Balık istifi, iğne atsanız yere düşmez diye tabir edilen, körüklü ve körüksüz otobüslerimiz işine, okuluna, görevine yetişmek için çabalayan insanların koşuşturmasının en büyük şahidi!
Bu şahit oluşlar görülmeli, fark edilmeli, farkına varılabilmeli, Ulaşım Dairesi, imkanlarını seferber etmeli, sefer sayısı ve araç sayısı yetersizse yeni araçlar alınması gündeme gelmeli getirilmeli!
Konya'nın geldiği nokta, neşterlik nokta! Masaya yatırılması geciktikçe, kangrene dönüşen, acilen müdahale edilmesi gereken bir nokta.
Konya okullar, üniversiteler şehri. Sanayi şehri. Tarım şehri. Binlerce insanın her sabah, her akşam günden güne artan sirkülasyonuna ev sahipliği eden bir şehir.
Metro cankurtaran, bir çıkış yolu.
Şehrin trafiğini, yükünü, yolcu sayısını büyük oranda yüklenmesiyle, otobüslerin ve dolmuşların ağır yükünü onların, omuzlarından alacak bir proje.
Seçim vaatlerine yıllar önce giren, ancak yıllar sonra, proje ihalesi yapılan Konya Metrosu, Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olduğu dönemde, 45 kilometre uzunluğunda olacağı ve 17 Aralık 2018 yılında birinci etabının tamamlanacağı müjdesi ile açıklanmıştı.
Hafif Raylı sistemi şehrin bir çok noktasına ulaştıramayan, en son Adliye hattına kadar ulaşmaya muvaffak olunan çalışmaların yaratmış olduğu aksaklıkları dahi bugün için çözebilmiş değiliz.
Otobüslerimiz en geçerli, en revaçta, en vazgeçilmez, yolları en iyi bilen, aksasa da, sefer sayıları yetersiz kalsa da, yegane, vazgeçilmez ve tartışılmaz ulaşım araçları.
Bu şehrin kahrını onlar çekiyor.
Hafif Raylı sistem bundan sonra başka bir yöne gider mi, Metro, açıklanan tarihlerde biter mi?
Bunları bilemiyoruz!
Metro gelsin, gelmeli, metro gibi bir nimet varken, tramvayla uğraşamayız, bir kaç yıl fazladan beklemeye razıyız, gelecekse metro gelsin diyenler az değil!
Belediyemiz bir kaç yüz otobüs daha alsa fena olmaz diyenlerde yok değil.
Metro başlar başlamasına da, ne zaman biter konusu ve sorusuna cevap vermek isteyen yok!
Metro ihale edilecek, yer teslimi yapılacak, hatlar kazılacak, etaplar belirlenecek. Bu süreçte, her geçen yıl dahada ağırlaşan yolcu sirkülasyonunu bu trafik ve mevcut araç sayısı karşılayabilir mi?
Sorular...sorular...sorular...
Metro'ya gelince; Bir zamanların meşhur "Kimbilir!" şarkısı gibi...Kimin ne bildiği, ne kadar bildiği, ne kadarını bildiği, neden sonrasını bilip, diğer kısmında hikayeler ve masallar anlattığı belli belirsiz, her yönüyle yoruma açık bir konu olarak bekliyor.
Metro nerede biz oradayız mı desek! En büyük Metro, başka büyük yok mu desek! Bilmem ki ne söylesek sevgili okurlar?