Admin

Laf gemisi, laf çırasıyla yakılır!

Admin

Ah Tarık bin Ziyad ah! Ne vardı gemileri yakacak. Gemileri bir yaktın, senden 1300 küsur yıl sonra, gemileri yakan, yakana...

Ortada yanan-yakılan gerçek bir gemi olmasa da, laf gemilerini, laf çırasıyla yakıyoruz habire!

Gemi, laf gemisi olunca, cayır cayır yanıyor, laf külleri savruluyor, laf rüzgarıyla şehrin en ücra köşelerine kadar.

Sense, gemileri yaktın, İspanyayı bir baştan başa fethettin. Vizigot Kralı Rodrik'i öyle bir mağlubiyete uğrattın ki, bir daha Vizigot tehlikesi diye bir şey kalmadı. Kral Rodrik'te senin kılıcının altında can verdi.

Sen gemileri ne maksatla yaktıysan, günümüzün insanları aynı maksatla yakıyorlar demek bayağı zor.

Bugünün gemi yakması, göze girme, sıçrama, kendine yer açma, yer bulma edinme babında bir yakma harekatı!

Gemi yakma davul-zurna ile ilan edilir gibi. Günümüzün davul-zurnası paylaşımlar beğeniler, yorumlar!

Gemi yakmak kulağa da hoş geliyıor, gemileri yaktım diyeni de aşka getiriyor!

İşin içine hazır mecaz girince, laf lafı açınca, laftan gemi yanıp, yeni gemiye doğru yelken açılınca, bu seremoninin adı gemileri yaktım, gemileri yaktık oluyor!

Şehir efsaneleri doğuyor, doğsun diye kollar sıvanıyor!

Gemileri yakmak tabiri İspanya fatihinden bizlere nişane!

Bugün, gemileri yaktım diyenler, bu durumu anlatırken önce derin bir nefes aldıktan sonra, bir sigara yakıyorlar ve başlıyorlar nedenlere, niçinlere, gemi yakma meselesine nasıl gelindiğine!

Her anlatımda yeni eklemeler, yeni ilaveler olsa da, konunun aslı-astarı gemi yakmak olunca akan sular duruyor.

Dinleyici çok, meraklı aramadığınız kadar, hevesli can kulağıyla deniliyor. Yarın bir gün bende mi böyle yapsam acaba diye dinlerken hayallere dalıyor!

Gemileri yakanların bazılarında gemi yakmak bazen alışkanlık dahi yapabiliyor.

Eski gemiden, yeni gemiye binmek ve yeni gemiyle birlikte denizlere açılmak nasıl bir duygu ise o yaşanıyor.

Gemi yakmak nereden baksanız kolay bir hadise değil. Çaresiz kalınan durumların, tamemen kapatılan çıkış yollarının, asgari müştereklerde birleşme imkanı ve ihtimali bulunmayan zamanlarında tabiri olarakta kabul görmüştür.

Her gemileri yakana,  iyi yaptın, isabet ettin, gel bakalım arkadaş denilmediği de ayrı bir vakıadır!

Gemileri yakmanın en fazla kabul gören tarafı ise, yeni ve yepyeni bir siyasi oluşumun içerisinde yer alma olarak görülmüştür. Bu adım bir çıkış yolu, yeni bir atılım, yeni bir ruh, yeni bir sinerji, yeni bir heyecan estirme, yeni bir rüzgar yakalama olarak anlatılmış ve tarif edilmiştir.

Türk siyaset tarihinin ilk gemileri yakanları Celal Bayar, Adnan Menderes ve arkadaşlarıdır. 1946 yılında başlattıkları gemileri yakma harekatı, daha sonraki yıllarda 46 ruhu olarak anılmış, daha sonra aynı yolda ve doğrultuda kurulan siyasi hareketlere ve partilere ışık tutmuş, birleştirici bir faktör olmuştur.

Çok partili siyasi dönemin gemileri yakanları içerisinde oldukça tanınmış devlete ve  millete büyük hizmetler etmiş, Türkiye'nin ufkunu açmış rahmetle, minnetle ve şükranla anılan isimler vardır.

Gemileri yakma tabiri ile özdeşleştirilen bu yaklaşım günümüzde çok daha fazla kullanılan, kabul gören,  kabul edilse de ara-ara tereddütle bakılan bir geçiş sürecidir.

İnsan gemileri neden yakar?

Niçin yakar?

Hangi gerekçe ve duymuş olduğu rahatsızlıklarla yakar?

Bu türden sorular, yeni oluşumlar dışında daima sorulagelmiştir.

Ben gemileri yaktım arkadaş diye böbürlenerek, hava atarak, selam göndere-göndere, dosta -düşmana ilan ede-ede, reklam yapmadık yer, paylaşmadık kimse bırakmayarak gemileri yaktım diyenleri biliyorsunuz!

O zamanda, Hz. Mevlana'nın, yüzyıllar önce söylediği söz, insanların aklına geliveriyor,

"Senin için başkasını terk eden, başkası için de seni terk eder."

Yazarın Diğer Yazıları