Admin

Kahraman Türk Kadınları ve Nene Hatun (3)

Admin

■ Kadınlarımızın her millette olduğu gibi, bizim milletimiz için de ne kadar yüksek önemi olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Bizim milletimizde kadın eskiden bu önemi hakikaten en yüksek derecede kazanmıştır. Büyük atalarımız ve onların anaları tarihin, olayların şahitliği ile ispatlanmıştır ki, gerçekten yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en önemlisi kıymetli evlatlar yetiştirmeleriydi. Gerçekten Türk Milleti'nin bütün dünyada, yalnız Asya'da değil Avrupa'da bile büyük ezici gücünü göstermiş olması, görkemli savaşlar yapmış bulunması, hep böyle kıymetli ataların faziletli evlatlar yetiştirmesi ve daha beşikten çocuklarının ruhuna mertlik ve fazilet aşılaması sayesinde olmuştur. Şunu söylemek istiyorum ki, kadınlarımızın umumî vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en önemli, en hayırlı, en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların, bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzun haline koymak, pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.

(1923-Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri)

***

Tarihin yapraklarını çevirdiğimizde kahramanlık destanlarında imzaları bulunan nice kadınlarımız karşımıza çıkmaktadır.

Onlar birer kahraman. Onlar birer yiğit. Onlar birer destan…

Daha önemlisi onlar Türk kadını, Türk kadını Türk! Türklüğe, “Ne Mutlu Türkün diyene!” ve “Türküm doğruyum” gibi nice öz söylemlerin buz dolabına kaldırılmasını kınamak, kahraman kadınlarımız gündeme getirmek irdelemek milli ulusal bir görevdir. Onlardan biri, Nene Hatundur.

■ Kadın meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım... açılsınlar, onların zihinlerini ciddi ilimler ve fen ile süsleyelim. Namusu, bilimsel ve sağlıklı bir şekilde açıklayalım. Şeref ve gurur sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim. Sonraki kişisel ilişkilere gelince, karakter ve ahlakımıza uygun eş arayalım ve onunla evlenme şartlarını açık ve kesin olarak kararlaştıralım. Ona uymakta kusur edince onun gereğini yapalım. Kadın da böyle hareket etsin. ( M. Kemal Atatürk- 1918 )

Nene hatun, 1857 yılında Erzurum’da doğdu, 93 harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Aziziye tabyasının savunmasında bulundu. Küçük yaşta oğlu ile kızını evde bırakarak katıldığı sırada henüz yirmi yaşında genç bir gelindi.

Kasım 1877’de bir gece yarısında, bölge halkından Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum’un Aziziye tabyasına girmeyi başarmışlardı. Bu çeteler tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir dirençle karşılaşmadan

tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulan bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi ulaştırdı. Sabah ezanından sonra minarelerden kent halkına duyuru yapıldı;

“Moskof askeri Aziziye tabyasını ele geçirdi.”

Duyuruyu halk “vatan savunmasına çağrı” olarak algılandı. Silahı olan silahını, olmayanlar: balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak tabya’ya doğru koşmaya başladılar. Kadın –erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan bir taze gelinde vardı. Ağabeyi cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti. Üç aylık bebeğini emzirip vedalaşmıştı;

“Seni bana Allah verdi. Bende O’na emanet ediyorum!” sonra birkaç saat önce Daha sonra şehit ağabeyinin kasaturasını alıp sokağa fırlamıştı. Halk, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye tabya’sına doğru koşuyordu. Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silahlarla donanmış Rus ordusu, baltalı-tırpanlı-taşlı-sopalı eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. Kahramanlarımızın içinde

Şehit ağabeyinin kasaturasıyla donanmış Nene Hatun da ön saylardaydı. Gazi Ahmet Paşa’nın zaferinde Nene Hatun’un vatan aşkını paylaşan sivillerin de payı büyüktü.

Nene Hatun. daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. Kurtuluş Savaşı başladığında yaşı ilerlediği için cepheye gidip eskisi gibi savaşamadı. Atatürk’ü çok sever ve takdir ederdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine “3. Ordunun Nenesi” ünvanı verildi. Cüzi de bir maaş bağlandı.1955 yılında anneler gününde “Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı. 22 Mayıs 1955’te zatürre’den yaşama veda etti. Mezarı, vatanı

toprağındadır. Aziziye Şehitliği’ndedir.

...

Nene Hatun Atatürk’ü çok sever ve takdi

ederdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın çabalarıyla“3. Ordunun Nenesi”1955’de“

Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevralarında Amerikan Generali Ridgway, elini öptü.

■ Bir toplum aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine ve medenileşmesine teknik bakımdan imkân, ilmi bakımdan da ihtimal yoktur.

(1923-Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri)

■ Bu millet, esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk Milleti öyle analara sahiptir ki her devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha yüksek nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.

( Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, 1958)

■ Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlakta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa görevini yerinde getirebilir. Her halde kadın çok yüksek olmalıdır.

(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1952)

■ Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlâki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.

(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1952)

Yazarın Diğer Yazıları