Erbakan Hocaya Saygı....
Admin
■ Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.
(Hz. Muhammed)
...
Siyaset dünyamızın renkli kişilerinden, Başbakan Yardımcısı , Başbakan, siyasal Partilerin Gene Başkanı, Akadenisyen, Mühendis Prof. Dr. Necmeddin Erbakan yaşama veda edeli 6 yıl oldu. Başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürdü; 28 Şubat sürecinden sonra istifa etmeye zorlandı ve 5 yıl siyaset yasağı getirildi. O süreçte kimi siyaset yapanlar- Kamu görevlileri yakından bilir saygı ve sevgi temeline dayalı , çıkrasız dostluğumuz vardı. Sinop doğumluydu ama hep Konya havasını soludu, bu bağlamda da “Has Konyalı” demek yanlık değerlendirme olmaz. Siyasete bu kadim kentte atıldı, hep
Konya’dan Milletvekili seçildi.
Konya’da, bu sevgiye duyarsız kalmadı, en büyük Eğitim Kurumuna adını verdi;
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ)
...
Erbakan Hocanın adı, Konya dışında diğer kimi kentlerde de yaşatılıyor; İstanbul Beykoz’da Necmettin Erbakan Kültür Merkezi, Ümraniye’de Prof.Dr. Necmettin Erbakan Kültür Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi, Tokat’ın Turhal İlçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi, Ankara Mamak İlçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi , Sivas Merkezde Prof. Dr Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ...
■ Ölüm ve doğum bir kuşun iki kanadına benzer. Her karanlık gece, güneşin ışığıyla aydınlanacağı sabahı bulur. Her ölümü yeni bir doğum, her doğumu da ölüm bekler. Aslında doğum ve ölüm yoktur, sürekli doğumlar vardır.
( Hz. Mevlana)
...
Siyasal tarihimizde derin izler bırakan, Erbakan hocamız yaşama veda edeli tam altı yıl olmasına karşın hiç unutulmadı. Hizmet insanları unutulmaz yenilenir, durur sanki İri cüsseli yapısına karşın, nahif, nazik ve ince yüreği vardı. Vefa insanlık anlayışının önsözü ve alfabesiydi. Görüş, fikir ve ideolojisini, beğenelim ya da karşısında olalım, onlar ayrı konulardır. Ben, İnsan Erbakan Hoca’yı anlatmaya çalışıyorum. Işıl ışıl zeka fışkıran, Dürüst- Başarlı Devlet adamı, akademisyen politikacı, yönetici ve mühendis Erbakan’ı söz ediyorum. Ünlü politikacılarından çoğu rahle-i tedrisinden geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta daha niceleri.
...
Kıvrak zekâsıyla, kimi sorunlara mizahsal kimilerine düşünürce yaklaşımda bulundu;
■ Kadayıfın altı kızarmayı bırakın yandı.
■ Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.
■ Bizim Davamızda kimse kendi için yaşamaz, Herkes kardeşi için yaşar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.
■ Namaz dinin direği cihat ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihat yapıyoruz.
■ Müslüman hak için 'motor', şerrin yok olması için 'fren' görevlisidir.
■ Hakk'ı üstün tutmak saadet getirir..
■ Milli Görüş; Bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.
■ İman varsa imkanda vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez.
■ Bir çiçekle bahar olmaz. Ama! Her bahar bir çiçekle başlar...
■ Irakta ölen çocuğun vebalini, 7 sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa ödeyemeyecektir
■ Sizi gidi, sizi...
■ Gelecek, kanlı olacak kansız mı?
■ Kıbrıs Türkiye’nin bütünlüğünün bir sigortasıdır. Kıbrıs’ta en ufak bir taviz verildiği zaman, önce Ege, arkasından Doğu Anadolu Ermenistan Pontus ve Bizans gelir.
...
Rahmetli “Erbakan Hoca”nın ağzından ne kem ne şiddet içeren bir söz çıkardı. Günlük işlerine bakan yardımcısı anlatmıştı:
“Hoca, kırk vurur, bir atar!”
Erbakan Hoca’nın, anıları kaleme aldığı kitabının başında ve sonunda yinelediği bir cümlesi kişilik fotoğrafını yansıtıyordu;
“Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım”
Erbakan Hoca, beyefendi, nazik bir kişiliğe sahipti. Konuklarını mutlaka ayakta karşılar, uğurlar aynı şekilde ağırlardı. Muhataplarına
beyefendi ve hanımefendi diye hitap eder; devlet adamlığı terbiyesini hissettirirdi.
Hangi gazeteden olursa olsun bütün basın mensuplarına da aynı nezaketi gösterirdi. Muhalif gazeteciler ve yazarları ikna etmek için yemekler düzenlerdi. “Mantı günleri” bu yemeklerin en ünlüsüydü.
---
Ankara’dan gazeteci dostlarım telefon etti;
“Odalar Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Erbakan Milletvekilliğine adaylığını koymak istiyor. Konya’nın nabzını doğru tuttuğunuz için ilk görüşmesini yapmak için adresinizi veriyoruz. İlginizi bekliyoruz.”
Yeni Meram İş Hanında “Sabah” adında günlük bir gazete yayınlıyordum. Telefon konuşmasından dört saat sonra Erbakan Hocayla, karşı karşıyaydık.Önce Teknik Üniversiteden öğrenicilerini ve kendisine yakın duracak adları saptadık. Ben de nesnel gazetecilik anlayışımın gereği mesleksel etik ilkeleri öne çıkarıp, yansız doğru haberlerle destek vereceğimi belirttim. Gazetede atılan dostluğun temeli, giderek güçlendi. Hoca önce Başbakan Yardımcısı, sonra Başbakan oldu, bireysel istekte bulunmadım. Çıkar ilişkisine dayanmadığından dostlukta kopma olmadı, giderek daha güçlendi. Çok nazik ve beyefendi, vefaya önem veren bir kişilik yapısı vardı. İltifat etti, mültefit davrandı. Konya’ya geldiğinde arar Ankara’dan ise, gelip gidenlerle selamını hiç eksik etmedi. Makamlarına randevusuz giren biriydim. İri yapısına karşın, nazik ve ince yüreği vardı. Vefa ise belirgin niteliklerindendi; insanlık anlayışının önsözü ve alfabesiydi.
...
■ Başbakanlığını, kutlamaya gitmiştim. Özel kalem doluydu sıra bekliyorlardı. Zamanın İstanbul Valisi asker kökenli Vefa Poyraz da vardı. Özel kalem Müdürü Albay ziyaretçi defterine adımı yazıp içeriye girmesiyle birlikte kapı benim için açıldı. Uzun bir söyleşi yaptık. Kapıya kadar geçirdi, kalabalık “kim bu,” diye şaşırdı.
■ Konya’ya Başbakan olarak geliyordu. Ankara karayolunda karşılayan kalabalıklar içindeydim. Hoca yanıma geldi ve mahcup olduğum bir ifadede bulundu;
“
Konya için yola çıkarken seni göreceğim diye ayrı bir huzur duyarım.”
■ Başbakanlık günlerinde yine Konya’ya gelmiş, yurt sorunlarına ilişkin önemli bir toplantıya katılıyordu. En arkaya ilişmiştim. Beni görünce yerinden kalktı, yanıma geldi, elimden tutarak en öne götürdü “Başbakan oluşuma en çok sevinen ” diye iltifat etti.
Vefa duygusunun zarif bir örneğiydi bu!
■ Nefsini bilen kendini bilir.
Kendini bilen haddini bilir.
Haddini bilen Rabbini bilir.
(Hz. Muhammed)
...
■ Hoca’nın eleştirdiğim yönü randevularına hep gecikmeli gelmesiydi. Başbakan olarak Konya’ya gelmiş Belediye Başkanını ziyaret ediyor saat 10.00 da da basın toplantısı yapacaktı. Ankara ve yerel medyadan basın ordusu izliyordu; saat 11’e gelmesine karşın ses seda yoktu. Meslektaşların ricası üzerine Başkanlık katına çıktım, koridorda güvenlik görevlilerinin “yasak” duvarı karşıma çıktı. Hoca ile yakınlığımı bilenler Başkanlık odasına götürdü. Hocam ayakta, muhabbetle karşıladı. Konuya girdim “Hocam, onlarca gazeteci sizi bekliyor, saat onu geçti, on biri vurdu. Randevularda hep bgecikiyorsunuz.”
Hiç unutmam... Yanında oturan İç İşleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk “Hocam Rıdvan bey haklı” deyince sözünü yarıda kesti;
“Rıdvan bey söyler ama, sen sus..”
Ortalık buz kesti. Hoca devam etti;
“Danışmanım olarak aynı uçakla Ankara’ya götürüyorum, bu işleri siz düzenlersin.”
Milletvekili adaylığında olduğu gibi bu öneriyi de İncitmeden kabul etmedim. Erbakan Hoca da olsa birilerin desteğiyle bir yerlere gelmek benim özümle çelişir ve özgüvenimi erozyona uğratır. Mevki, şan şöhret değil. Benim için özgüven önemlidir.
...
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ileile Kamer Hanım'ın dört çocuklarının en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı , Çerkez, Baba tarafı ise, 19. yy'ın sonlarında Adana’nın Kozan ilçesi Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu beyliğine dayanır. İlk öğrenimine Kayseri’de başladı babasının tayini dolayısıyla Trabzon’da tamamladı. tamamladı. İstanbul Erkek Lisesini bitirdi,sınavsız girme hakkını kazanmasına karşın sınava girmeyi yeğledi ve (İTÜ) kayıt oldu, Sınıf arkadaşları arasında Süleyman Demirel ile Turgut Özal da vardı. Makine Fakültesi 1948 de bitirdi .Aynı yıl "Motorlar Kürsüsünde asistan oldu. Almanya Teknik Üniversitesinde doktorasını yaptı, 27 yaşında Doçent 1965’de profesörlük unvanı aldı. 1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
(TOBB) Genel Sekreterliğine seçildi.
Nermin Saatçioğlu ile evlnen (1943-2005) evlenen Erbakan’ın evliliğinden üç çocuğu (Zeynep (d. 1968), Elif (d. 1974) ve Fatih (d. 1978)) oldu. Bu dönemde, büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayıs 1969'da TÖBB) Genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi hükümetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.
...
Erbakan Hoca, 19 Ocak 2011'de ayağında nükseden damar tıkanıklığı nedeniyle yoğun bakım altına alındı. Tedavi edilip taburcu edilmesinin kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliğinden Güven Hastanesinde yoğun bakıma altındı; tüm çabalara rağmen çoklu organ yetmezliğinden 27 Şubat 2011 saat 11:40’da Ankara’da yaşamını yitirdi.
Vasiyeti üzerine resmi Devlet töreni yapılmadı. Hocanın cenazesi 1 Mart 2011 Salı günü Ankara'da Hacı Bayram Camiinde sabah cenaze namazı kılındıktan sonra, İstanbul'a getirildi Fatih Camiinde öğleyin ikinci kez cenaze namazı kılındıktan sonra Zeytinburnu Merkez Efendi Mezarlığında toprağa verildi. Mezara sevenlerince Yurdun çeşitli bölgelerinden bu arada Kudüs, KKTC ve Aliya İzzet Begoviç’in mezarından getirilen topraklar serpildi. Cenaze törenine Cumhur Başkanı, Meclis Başkanı, Başbakan Parti Başkanları, Bakanlar, Milletvekilleri , Silahlı Kuvvetler mensupları,Büyükelçiler, Belediye Başkanları ve 60 ülkeden temsilci
iki milyonu aşkın kişi katıldı.