'Su gibi, küçük bir bardağın içine, sığdır kendini!'
Admin
Su gibi olmayı hiç düşündünüz mü? Ya da su gibi olmayı hissetmeyi. Neden istemeyelim ki, elbette isteriz diyecektir istisnasız herkes!
Su, bizler için özeldir, tarifsiz bir güzeldir: Temizliğin, saflığın, berraklığın, duruluğun nişanesidir.
Su hayattır, hayat kaynağıdır, onsuz hayat düşünemezsiniz bile. Su gibi olmak nasip işidir. Yaradanın kuluna lütfu ve ihsanıdır. Su gibi olmak, güzellik denen kavramı bir ömür boyu yaşıyor ve taşıyor olmaktır!
İyilik, yardımseverlik, hoşgörü, kimse hakkında suizanda bulunmamak, dedikodu yapmamak, laf taşımamak, kötülükle ilgisi alakası bulunmamak, su gibi tertemiz olmaktır.
İnsanın çaba göstereceği şey bu olmalı , imreneceği konu bu olmalı.
Yaşadığımız dünyada en büyük sıkıntımız su gibi insanların azlığı, temiz insanlara fırsat ve imkan tanınmamasıdır.
Su gibi temiz insanlar, dünyamızı yaşanır hale getiren insanlardır. Kabusları, kaosları, zulümleri, feryatları, gözyaşlarını, kan ve ateşi sona erdiren insanlardır.
Çünkü, ateşi su söndü rür sevgili okurlar!
Su gibi insan, mütevazi insandır. Büyükle büyük, küçükle küçük olur. Gönül almasını bilir. Kırık kalpleri tamir etmede üzerine yoktur.
Bir bardağın içine sığabilen su gibi, insanın yumruğu büyüklüğündeki kalplere, o kalplere giden damarlara girebilir.
Ya su misali bir bardağa giremeyenlere, girmek istemeyenlere, bardak beğenmeyenlere, bardak edebiyatı yapanlara ne demeli?
Gururdan, kibirden, gösterişten, insanlara bakabildiği kadar yüksek tepelerden bakma hırsı ve arzusuyla yanıp tutuşanlara!
Bir bardak soğuk suyun ferahlattığı gibi, neden ferahlatmak istemezler insanları, toplumları!
Ülkeler, devletler, İmparatorluklar, Krallıklar ve dahi dünya binlerce yıldır kimin olabilmiş ki?
Her gücün, güç gösterisi, bir süre sonra gücün kendinde olduğunu sananla birlikte dünyayı terk etse de, gücün topladığı ne varsa yerlebir olsa da, insanoğlu bu tutkusundan vazgeçemedi. Çok istediği halde dünyanın sahibi, feth edeni olamadı.
Keşke gönülleri feth etmeyi deneseydiler!
Ey gücün esiri, kulu kölesi olanlar, bilesiniz ki, yarın pişman olup küçük bir bardağın içine sığabilenlerden olsaydım diyeceksiniz de, ne su, ne de bardak kabul etmeyecek sizi!
Suyun bir bardağın içine sığabilmesi ne demektir bilir misiniz? İnsan kalbine sığanlar, ne anlam ifade ediyorsa, su ve bardak hikayesi de odur aslında.
"Hepisinden iyice bir gönüle girmektir" diyen Yunus Emre'ye hiç mi kulak vermeyiz, hiç mi dikkate almayız?
Gönüle girmek, gönüle girebilecek ruh halini yakalamakla mümkün. Şair; " Kırma insan kalbini yapacak ustası yok!" derken, ne diyor hiç düşündük mü?
İnsan gönlüne giren, yer eden yöneticiler, idareciler, işverenler unutulabilir mi?
Sevdikleriniz, o meşhur şarkıda olduğu gibi, "unut, sevme beni!" diye iticilikler, git-gelme söylemleri geliştirmişse, çeksin-gitsin diye haberler göndermişse, "seven sevdiğinden vaz geçer mi?" sözü test edilmeye başlanmaz mı?
Geçmişte, su misali kendini bir bardağın içine sığdıranların, gönülleri feth edenlerin, insanları peşinden sürükleyenlerin, şimdi bardağın lafını bile etmemeleri, suyun adını anmamaları benzeri o kadar çok olay yaşanıyor ki...
Maziye dalıp, su gibi olunan, küçük bir bardağın içine sığılan günlere bakıyorsunuz, birde suyun, bardaktan olabildiğince uzaklaşmış mesafesine!
Su bardağı, bardak suyu sevmekten, özlemekten vazgeçmişse, bunun adını siz koyun!
Su hoşgörü, su sevgi, su barış, su gerçek anlamda, gerçek manada gönül seferberliğini başlatan, sevgiyle örülmüş harika bir duygu. Kırıcı değil, yarıcı değil, parçalayıcı hiç değil. Baştanbaşa, yaradılıştan iç acıçı, gönül alıcı kesilmiş su! Sen görmezsen, ben görmezsem, öteki, beriki görmez fark etmezse, umurumda değil derse, su bardağa bakar, bardak suya!
Ey suyun önünden bardakları kaçırmayı marifet sayanlar! Bilmez misiniz ki, bardak kaçarsa testisi de kaçar, testi kaçarsa pınarı da kaçar, pınar kaçarsa nehri de, kaçar!
Özünden değil, senden kaçar, kendini suyun sahibi sanma gafletinde bulunan senden! Su gibi, küçük bir bardağın içine kendini sığdıramayan senden!
Sen su ol, su gibi ol ki, bardak misali kalpler kendisi koşar gelir, meraklanma! Su gibi olanlara, bardak misali koşa koşa giden kalplerden bir ders çıkaramamak ne kadar acı!
Bugün yaşadığımız bütün sıkıntılar, açmazlar, hoşgörüsüzlükler, birbirimizi anlayamama konusundaki diretmelerimiz, su gibi sakin, anlayışlı, gani gönüllü, dinleyen, bölüşen ve paylaşan olamadığımızdan!
Hz. Mevlana, "Su gibi, küçük bir bardağın içine sığdır ki kendini, insanların damarlarına girebilmeyi öğren. Hayat ver… Vazgeçilmez ol!" diyor da, ne hayat vermeye, ne vazgeçilmez olmaya meylimiz var!