Admin

'Önce yüreğini terbiye et!'

Admin

Dil terbiyesi bambaşka bir şeydir. Dost kazanmanın, insanlar arasında sevilmenin ve iyi anılmanın en önde gelen şartı tatlı dile ve güler yüze sahip olmaktır. Bu meziyetler insanı yüceltir.

Konuşma adabı denen kavramın en önemli özelliği acı, üzücü, incitici ve kırıcı sözler kullanmamaktan geçer.

İnsan ne zaman ne söylemesi gerektiğini, ne zaman konuşması ve susması gerektiğini bilmelidir. Az konuşan ve çok dinleyen olma özelliği muteber bir özellik olarak tavsiye edilmiştir.

Nezaket kuralları dediğimiz konu hassas bir konudur.

Dilini bozan, yani ağzını bozan insan için yalan söyleme, gıybet etme, iftiradan, küfürden sakınmama diye bir şey yoktur.

Lafının nereye vardığı bilmeyen, taşa söyler gibi laf söyleyen, gevezelik yapan, olur olmaz her lafa karışan, laf taşıyan insanların dili terbiyeden nasipsiz dillerdir.

Bir mecliste alakasız konuşan, alakasız sorular soran, kendini göstermek adına gaf üstüne gaf yapan, çamlar deviren insanın düştüğü acıklı durumun farkına varamaması, benimde konuşmaya hakkım yok mu diye kendini savunmaya kalkması ise hiç hoş değildir.

İnsan, en iyi kendini bilir sevgili okurlar!

İnsanın kendini bilmesi kadar, sınırını, kimin yanında ne konuşacağını, nereye kadar konuşacağını, ne zaman lafa girilip girilmeyeceğini, konuşanın sözü bitmeden konuşulmayacağının bilinmesini öğütleyen büyüklerimizi can kulağıyla dinlemek gerekiyor.

Dil terbiyesinden önce yürek terbiyesine dikkat çekilmiştir.

Dile hükmeden, dile yol gösteren, yürektir.

Yüreğini terbiye eden bir insanda nezaketsizlik göremezsiniz!

Ondan acı bir söz duyamazsınız!

İnsanları incitmekten, kırmaktan korkan ve imtina eden yürek sahipleri az da olsa aramızdalar.

Ancak ne yazık ki, bizler yüreğini terbiye etmiş, dilini kötü sözlerden arındırmış insanları pek sevmeyiz.

Hatta hiç!

Sever gözükmek en geçerli yol olarak kabul görmüş,

Hz. Ali:

"Dil bedenin denge organıdır. Dil doğru olursa diğer organlar da doğru olur. Dil bozulursa diğer organlar da bozulur"

dese de, dili doğru olana, nereden buldunuz bu doğrucuyu, bize doğru lazımda, bunun gibisi lazım değil diye, doğruları dahi, işimize gelen doğrular ve işimize gelmeyen doğrular olarak sınıflandırmışız!

Doğruyu söyleyene Doğrucu Davut demiş, dokuz köyden kovmuşuz.

Bülbül'ün çektiği dili belasıdır demişiz. Ha bülbülü sesi için kafese kapatmışsınız, ha doğruyu söyledi diye insanları sürmüşsünüz, kovmuşsunuz, gözünüzün önünde olmamasını sağlamışsınız denilse de, doğrulara karşı tahammülsüzlüğümüz her dönemde kendini göstermekten geri durmamıştır.

Yürek terbiyesi, insan ruhuna hitap eden, gönülleri teskin eden, insan ruhunu rahatlatan, karamsarlıkların üzerine güneş doğduran dillerin kaynağıdır.

Akşama kadar gelene-gidene, yanındakilere küfreden, hakaret eden, aşağılayan, kendini öven bıkmadan usanmadan bu hal ve gidişatını sürdüren bir insanın yanında ne kadar durabilirsiniz?

Böyle bir sorunun cevabını susarak geçiştirenler, aynı ortamda, aynı atmosferde olmaktan hoşlanan, mutlu olan, tamda aradığım böyle bir yerdi diyen, o dairenin içinde bulunmak için can atan insanlardır. Bu durumda olmak isteyen o kadar çok insan vardır ki, tahmin bile edemezsiniz.

Şımarıklar, insanları ve kendilerini eğlendirdiğini, güldürdüğünü, bu sayede toplumda kendilerine bir yer edindiklerini düşünenlerin dilleri, terbiye görmemiş diller sınıfındadır.

Terbiye görmeyen dil, merhametsizdir, acımasızdır, vicdansızdır, iftira atarken, yalan söylerken, laf taşırken, insanları birbirine takarken zerrece üzülmez, ben neden böyle yapıyorum, neden bu kadar art niyetli ve kötü düşünceliyim demez, pişmanlık hissine kapılmaz!

Bu şekilde konuşanların terbiye görmemiş, törpülenmemiş, nezaketten nasibini almamış, engerek dilleri neler söylemez ki...

Dilini terbiye etmemişlerin, lafını çekmez, kimseden esirgemez, içinden geldiği gibi konuşur diye anlatılması, toplumda saygı ve itibar görmesi o toplum için ayrı bir talihsizliktir.

Hz. Mevlana, bu konuda bakın ne diyor,

"Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar."

Yazarın Diğer Yazıları