Konya denildiğinde yıllardır akla ilk gelen "Türkiye'nin tahıl ambarı" tanımlamasıdır.
Bu unvan elbette hâlâ geçerliliğini koruyor. Türkiye'nin gıda güvenliğinde Konya'nın üstlendiği rol tartışılmaz.
Ancak bugün artık Konya'yı sadece tarımla anlatmak, bu şehrin ulaştığı ekonomik gücü görmezden gelmek olur.
Çünkü Konya sessiz ama çok güçlü bir dönüşüm yaşıyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin yılın ilk altı ayına ilişkin verileri bunu açıkça ortaya koyuyor.
Konya'nın ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre artarak 1 milyar 691 milyon dolara ulaştı.
Daha da önemlisi, bu ihracatın lokomotifi artık otomotiv sanayisi.
450 milyon doların üzerindeki ihracatla otomotiv sektörü ilk sıraya yerleşirken, hemen ardından makine ve aksamları geliyor.
Bu iki sektör tek başına Konya ihracatının neredeyse yarısını oluşturuyor. Üstelik en büyük ihracat artışını da yine otomotiv sektörü gerçekleştirdi.
Bu tablo bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor.
Konya artık sadece üreten bir tarım şehri değil; yüksek katma değer üreten,
Dünyanın farklı ülkelerine teknoloji ve sanayi ürünü ihraç eden güçlü bir üretim merkezidir.
Elbette tarım bu şehrin vazgeçilmezidir.
Ancak tarımın yanında gelişen organize sanayi bölgeleri, otomotiv yan sanayi, makine üretimi ve savunma sanayisindeki yatırımlar,
Konya'nın ekonomik kimliğini bambaşka bir noktaya taşıyor.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde kullanılan otomotiv parçalarının önemli bir bölümü Konya'da üretiliyor.
Tarım makinelerinden endüstriyel ekipmanlara kadar geniş bir üretim ağıyla Konya, Türkiye'nin ihracatına her geçen gün daha fazla katkı sağlıyor.
Bu başarı tesadüf değildir.
Yıllardır üretime yatırım yapan sanayicilerin, girişimcilerin, çalışanların ve ihracatçıların ortak emeğinin sonucudur.
Artık Konya'yı anlatırken sadece buğday başaklarından değil;
Fabrikaların bacalarından, üretim bantlarından, ihracat rekorlarından ve dünya pazarlarında rekabet eden markalarından da söz etmek gerekiyor.
Çünkü Konya'nın yeni hikâyesi, toprağın bereketiyle sanayinin gücünü aynı potada buluşturan bir başarı hikâyesidir.
Ve görünen o ki bu hikâye, önümüzdeki yıllarda çok daha büyük rekorlarla yazılmaya devam edecek.