Abdullah Leblebici

Kaybettik ama Umudumuzu değil

Abdullah Leblebici

Geçen hafta Başakşehir’i elimizden kaçırdık. İçimden kazanacağımız geçiyordu. Olmadı.
Bu kez Diyarbakır’a umutla gittim.
Uçakta da stadyuma giderken de spor yazarı arkadaşlarımla aynı şeyi konuştuk:
Zor maç olacaktı. Zor oldu. Ama beni asıl etkileyen maçtan önce tribünlerdi.
Stadyum dolu. Tribünler ayakta. Taraftar takımının arkasında.
İtiraf edeyim, imrendim.
Keşke Konya’da da aynı manzarayı görsek. Keşke bizim tribünlerimiz de dolsa, Konyaspor doksan dakika o coşkuyu arkasında hissetse.
Çünkü futbol yalnızca sahada oynanmıyor. Tribünde de oynanıyor.
Gelelim maça… Diyarbakır baskılı başladı. Biz önce savunmada kaldık, ardından geçişlerle rakip kaleye gitmeye çalıştık.
Fakat son paslar… Ah o son paslar! Bir türlü istediğimiz gibi olmadı.
İlk yarının sonlarına doğru oyun adeta kilitlendi. İki takım da kontrollü oynadı. Pozisyon üretmek kolay değildi.
Böyle deplasmanlarda önce rakibe dur diyeceksin. Hele karşında tribünleri doldurmuş, kazanmak için yanıp tutuşan bir takım varsa…
İlk yarıyı gol yemeden bitirmek önemliydi. 
İkinci yarıda tribünlerin sesi daha da yükseldi.
Ancak dakikalar ilerledikçe ev sahibi takımın üzerindeki baskı da arttı. Gol gelmiyordu. Tribünler istiyordu, oyuncular istiyordu ama bir türlü olmuyordu.
Bizim de hatalarımız vardı.
Özellikle atağa çıkarken yaptığımız basit top kayıpları…
Olmaz! Rakip sahaya çıkarken topu bu kadar kolay kaybedersen, dönüp kendi kalende tehlike yaşarsın.
Nitekim öyle oldu.
Her kaptırdığımız top, kalemizde yeni bir tehlikeye dönüştü. Son vuruşlarda rakibin beceriksizliği, bizim de şansımız oldu.
Konyaspor, böylesine zor bir deplasmanda iyi ön alan baskısı yaptı. Mücadele etti. Direndi.
Son yarım saate eşitlikle girildiğinde rakibin telaşı da arttı. Pas hataları çoğaldı, son vuruşlar auta gitti.
Derken…
86 dakika diren!
Sonra bir anlık hata… Ve gol! Futbol işte böyle bir oyun.
Bazen doksan dakika boyunca ayakta kalırsın, bir anlık dalgınlık bütün emeğini alıp götürür.
Diyarbakır’dan puanla dönmeyi gerçekten istiyordum. Daha da önemlisi, buna inanıyordum.
Olmadı. Sağlık olsun.
Ben bu takımın mücadelesine bakıyorum. Eksiklerine de bakıyorum. Yapılması gerekenleri de görüyorum.
Elbette daha iyisi olabilir. Olmalı da. Ama bir maç kaybedildi diye her şeyi silip atamayız.
Ben İlhan Palut’a da oyuncularımıza da güveniyorum. Futbolda bazen sonuç gelir, bazen gelmez.
Yeter ki ders çıkaralım. Yeter ki aynı hataları tekrarlamayalım. Yeter ki mücadeleden vazgeçmeyelim.
Yol uzun. Daha oynanacak çok maç var.
 

 

Yazarın Diğer Yazıları