Konya'dan dünyaya Gazze çağrısı! İnsanlık suçuna karşı örgütlenildi
Konya'nın 2026 İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Başkenti ilan edilmesine ilişkin düzenlenen programa katılan İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan, Gazze Mahkemesi (Gaza Tribunal) Nihai Kararı'nı bir sivil toplum hareketlenmesi olarak tüm dünyadaki paydaşlara göndereceklerini belirtti.
Haberin Özeti
- • Karar, 3 binden fazla STK'ye ulaştırılacak; 4-5 ay içinde dünya genelinden 300 binden fazla dilekçe verilmesi bekleniyor.
- • Bu girişimle Gazze'deki ağır insan hakları ihlalleri ve soykırım suçlarına karşı sistemli bir cevap verilerek Filistin sorununa dikkat çekilmesi hedefleniyor.
Ayhan, Konya'nın 2026 İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Başkenti ilan edilmesine ilişkin düzenlenen programa katılarakdüzenlenecek etkinliklerle Filistin meselesine dikkati çekeceklerini anlattı.
"Dünya Siyaseti Büyük Çatışmalara Evriliyor"
Dünyada artan bir çatışma ortamının olduğuna dikkati çeken Ayhan, hem çatışma sayısının hem çatışma derinliğinin hem de çatışmaların coğrafi yaygınlığının arttığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu, maalesef dünya siyaset dengesinin gittikçe daha kırılgan ve büyük çatışmalara evrilmeye müsait olduğunu gösteriyor. Bu noktada Filistin ve Gazze sorununun aslında işin merkezinde olduğu kanaatindeyim. Biz Filistin sorununu, Filistin'deki insan haklarını, hukuk ihlalini çözmediğimiz, bununla alakalı sistemli bir cevap vermediğimiz sürece, orada yapılan haksızlıkların karşılıksız kaldığını gören, haksızlık yapanlar başka yerlerde de bunu yapacak.”
Hak ihlallerinin çözümsüz ve cevapsız kalmaması gerektiğini dile getiren Ayhan, şöyle devam etti:
"Gazze Mahkemesi taslağını hazırladık. Dünyanın önde gelen 100'den fazla entelektüeliyle, akademisyeniyle, hukukçusuyla bu konuyu tartıştık. Saraybosna'da, Londra'da ve en son İstanbul'da ve 1000 küsur sayfalık bir karar taslağına dönüştürdük. Şimdi bu kararı yükleyip internetimizde de paylaştık. Gelecek haftadan itibaren bir sivil toplum hareketlenmesi olarak tüm dünyadaki paydaşlarımıza bunu gönderip, kendi ülkelerinde bir mahkeme kararı olarak görüp başvurularını yapmalarını isteyeceğiz. 3 binden fazla STK'mize ulaştıracağız ve önümüzdeki 4-5 ay içerisinde dünyanın tüm ülkelerinden 300 binden, 400 binden fazla dilekçenin verilmesini bekliyoruz."
Gazze Mahkemesi süreci
Gazze Mahkemesi, başkanlığını uluslararası hukuk profesörü Richard Falk'ın yürüttüğü, uluslararası hukukun Gazze bağlamında etkin biçimde uygulanamaması ve cezasızlığın derinleşmesi karşısında küresel sivil toplum tarafından başlatılmış bağımsız bir halk mahkemesi girişimi olarak Kasım 2024'te Londra'da kuruldu.
Mahkeme süreci kapsamında 26-29 Mayıs 2025'te Saraybosna'da ilk ana duruşmalar düzenlendi. 4 gün süren bu oturumlara yaklaşık 800 kişi katıldı. Bu çerçevede önde gelen 55 hukukçu, akademisyen, uzman ve mağdur tanık, Gazze'de yaşanan ihlallere ilişkin sunumlar yaptı. Saraybosna oturumları, Gazze Mahkemesi'nin etik, hukuki ve metodolojik çerçevesinin oluşturulduğu temel aşama oldu.
23-26 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul'da Gazze Mahkemesi'nin nihai oturumu düzenlendi. İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan 4 günlük oturumlara yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Bu süreçte 70 uzman ve mağdur tanık, yüz yüze ve çevrim içi oturumlarda dinlendi, tanıklıklar canlı yayınlar ve kayıtlı oturumlarla uluslararası kamuoyuna ulaştırıldı.
Witness Eye aracılığıyla toplamda 100'den fazla mağdur tanık ve uzman, Gazze'de yaşanan ihlallere ilişkin kapsamlı delil ve tanıklığı bu süreçte sundu.
26 Ekim 2025'te İstanbul'da açıklanan Gazze Mahkemesi Vicdan Jürisi nihai kararı, İsrail'in Gazze'de Filistin halkına karşı soykırım uyguladığını, açlığı silah olarak kullandığını ve apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimi yürüttüğünü hükme bağladı.
Kararda özellikle "açlığın silah olarak kullanılması, ekokırım (doğanın sistematik biçimde tahribi), konutların ve yaşam alanlarının yok edilmesi (domicide), sağlık altyapısı ve sağlık çalışanlarının hedef alınması, gazeteciler ve eğitim kurumlarına yönelik saldırılar, sivil yaşamın sistematik biçimde ortadan kaldırılması" gibi fiillerin uluslararası hukuka göre ağır suçlar teşkil ettiği vurgulandı.
Vicdani nitelikteki bu kararla Batı ve ABD suç ortaklığıyla suçlanarak, sorumluların yasal yollarla sorgulanması talep edildi.
Bakmadan Geçme

