Çeyrek Demokrasi Olmaz!
Çeyrek Demokrasi Olmaz! - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
■ Demokrasinin en kötüsü, diktatörlüklerin en iyisine tercih edilir.
(Ruy Barbosa)
***
Seçimlere 7 gün kaldı. Sonuçları çok önemli süreç oldukça dingin, heyecansız geçiyor. Halk da heyecan yok ancak buna karşın Liderler eleştirilerin dozunu giderek artıyor, kimileri hakaret boyutuna uzanıyor.
Demokrasi ya tam olur ya da olmaz; bunun yarım /çeyrek porsiyonu yoktur. Sözcüğü ilk kez M.Ö.5. yüzyılda tarihçi Herodot dile getirmiş, Yunanca'da halk anlamına gelen "Demos" ile güç, kudret, iktidar, yönetim kavramlarının karşılığı "Kratos"u bir araya getirmek suretiyle demokrasiye ulaşmıştır. İvmeleri ise M.Ö. 510'da aristokratlarla demokratların bütünleşip Pisistrate'ın oğlu Hippias'ı devirmesi ile başlamış, Pericles'in işbaşına gelmesiyle daha da hız kazanmıştır.
“Siyaset Bilimi” dersini aldığım hocam merhum Prof. Dr. Bülent Daver, sistemin üç eşitlik ilkesine dayandığına vurgu yapardı;
“
İsegoria
(Topluluk önünde konuşma eşitliği),
İsonomia
(Yasalar önünde eşitlik) ve
İsokrateia
(Erklerin eşitliği).”
Atina Agorası'nda kent halkı "Ecclesia" adı altında toplanarak yasaları hazırlar, onları uygulamak için yönetici ve yargıçları seçerlerdi. Sistem de “katıksız” ya da “doğrudan” demokrasi olarak adlandırıldı.
Kent ya da Site Devletin hazırladığı sistem
yıllar sonra geniş alanlara yayılmış ve bazı Devletler tarafından yönetim biçimi olarak benimsenmiştir. Ancak, halkın bir araya gelerek oylama yapılmasının zorluğunu aşmak için yeni seçenekler üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda halk adına karar vericilerin seçilmesi sistemine geçilmiş, buna
"
temsili demokrasi" denilmiştir. Halkın oy vermekle yetinmeyip seçtiklerini denetlemesi ile karar alma sürecine daha çok katkı için üretilen model "katılımcı demokrasi" olarak biçimlenmiştir.
Yeni teknolojilerin, olumlu yansımalarını savunanların başında “Megatrens” adlı yapıtın yazarı ünlü İletişim Bilimci John Naisbitt gelmektedir. Naisbitt, değişimden esinlenerek önce iletişim devriminin ortaya çıktığını, onun etkilemesiyle bilgilenmiş ve bilinçlenmiş seçmen kitlesinin oluştuğunu “gözü kapalı oy verme” dönemlerinin geride kaldığının belirtmiştir. Yeni iletişim teknolojilerin temsili demokrasilerde önemli rolleri bulunan ara kademeleri, büyük ölçüde zayıflattığını katılımcılığı güçlendirdiğini bildiren Naisbitt, bu gelişimin Amerikan sistemini “temsili demokrasi”den “katılımcı demokrasi”ye taşıdığını ifade etmiştir.
H.Rheingold SMS için şöyle demektedir;
"■ Diktatörün alanda toplanan 10 bin protestocuyu dağıtması, tutuklatması çok zor değil. Ama polisten habersiz bir anda bir alanda beliren ve sloganlarını atıp çil yavrusu gibi dağılan SMS ile randevulaşmış 10 bin kişiyle başa çıkması imkânsızdır"
Bundan sonraki aşama, Batı ülkelerinde seçimlerde uygulamaya başlanan elektronik ortamda oy verilmesi, internette miting düzenlenmesi, parlamento oturumlarına ve oylamalara halkın sanal katılması olacaktır.
Söz buraya gelmişken CHP’den istifa eden Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı buna koşut Elktronik Demokrasi Partisi kurdu ve faaliyetleri sanal ortamda yapmaya başladı.
Şimdi yanıt bekleyen soru şudur;
“Türkiye olarak acaba biz demokrasinin henüz neresindeyiz?”
Politik aktör ve üst düzey bürokratlarının alın yazılarının Liderlerin dudaklarından çıkacak bir çift söze bağlı olduğu bir mantık ve anlayışta kuşkusuz tam demokrasiden söz edilebilir mi? Demokrasinin yarım ve çeyrek porsiyonu olmayacağına göre, Winston Churchill'in özdeyişini anımsayalım;
"Yarım demokrasi berbat
bir
rejim
ama
rejimlerin
en
az
berbatıdır."
Demokrasi, şeffaflaşmanın üründür. Gerçek demokrasiler de gizli- kaçak, paralel devlet yalan - dolan yoktur; her şey düzdür, dümdüzdür. Her şey şeffaftır, saydamdır, ayan beyandır. Faili meçhuller, delil karatma yoktur, kanıt monte etmek hiç yoktur. Demokrasi için ve dışın görünmesi demektir.
■ Demokrasi, siyasi partiler olmadan yaşayamaz ama, siyasi partiler yüzünden ölebilir de. (
Georges Vedel)
Bakmadan Geçme