Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

ESKİ BAYRAMLAR MI, ESKİ BİZ Mİ?

Bugünlerde insanların diline dolanan bir cümle var:
“Eski bayramlar daha güzeldi… Nerede o eski bayramlar?”
Özellikle otuzlu ve kırklı yaşlardaki bireylerde sık duyulan bu söz, aslında bir hatıradan çok, bir alışkanlığa ve özleme dönüşmüş durumda. Pantolonumuzu katlayıp yatağın altına koyduğumuz günler vardı; sabah kalktığımızda ütülü gibi olsun diye… Yeni bir ayakkabı alınmışsa—lastikten bile olsa—başucumuza koyar, onunla uyurduk. Bir gecelik heyecan, bir ömürlük hatıraya dönüşürdü.
Ancak bir sosyolojik gözlem ve psikolojik okuma bize şunu söylüyor:
Bizler o heyecanı sadece geçmişle kıyaslayarak yeniden üretmeye çalışıyoruz.
Elinde poşetle şeker toplayan, harçlık biriktiren küçük mahalle çocuklarını gördüğümüzde, onların heyecanını tam anlamıyla fark edemiyoruz. Çünkü biz, kendi çocukluğumuzda eksik kalan sevinçleri bugünün üzerinden telafi etme eğilimindeyiz.
Bu durum, çoğu zaman dile getirdiğimiz tatlı ya da sert eleştirilerin arka planında bir empati eksikliğini de barındırıyor.
Oysa dikkatle bakıldığında, çocukların gözlerindeki ışıltı hâlâ orada…
Bizler, doğup büyüdüğümüz memleketlere, köylere, mahallelere gittiğimizde hissettiğimiz heyecanı anlatırken; bugünün çocuklarının da benzer duygular yaşayabileceğini çoğu zaman göz ardı ediyoruz.
Oysa onlar da kendi çağlarının imkânlarıyla, kendi dünyalarında bayramı aynı içtenlikle yaşıyor.
Arada sanıldığı kadar büyük bir fark yok; mesele o dengeyi görebilmekte.
Hatta daha açık ifade etmek gerekirse:
Biz, bu çağın insanları olarak, yaşanmışlıklarımızın yüküyle zaman zaman hayattan kendimizi soyutluyoruz.
Bu yüzden o saf heyecanı göremiyoruz.
Oysa toplumun içine karıştığımızda, çocuklarla vakit geçirdiğimizde, onların gözlerine gerçekten baktığımızda; o bayram sevincinin hâlâ diri olduğunu fark edebiliriz.
Konya’da gözlemlediğim gibi, bugün hâlâ çocuk, genç, yaşlı demeden insanlar bayramın kültürünü yaşatmaya devam ediyor.
Şeker toplayan çocuklar, harçlık biriktiren küçük eller…
Bunlar sadece bir gelenek değil; aynı zamanda duygunun kuşaktan kuşağa aktarımıdır.
Öte yandan nesiller arası eleştiri de bu döngünün doğal bir parçasıdır.
Dün büyüklerimiz bizi eleştiriyordu, bugün biz sonrakileri…
Yarın da bugünün çocukları kendi sonrakilere aynı cümleleri kuracak.
Bu bir sorun değil; aksine zamanın ve değişimin kaçınılmaz sonucudur.
Nitekim 21. yüzyılda hâlâ pantolonumuzu döşeğin altında ütülemeye çalışıyor olsaydık, bu bir ilerleme değil, yerinde sayma olurdu.
Teknolojinin ve imkânların gelişmesiyle birlikte, bayramların şekli değişmiş olabilir; ancak özünde taşıdığı anlam hâlâ aynı kalmaktadır.
Asıl mesele şudur:
Bizler, geçmişi eleştirirken ya da idealize ederken, bugünün sorumluluklarını ihmal ediyor olabiliriz.
Eskiyi anlatmakla meşgul olurken, bu çağın insanı olarak yapmamız gerekenleri erteleyebiliyoruz.
Oysa sosyolojik gerçeklik ve psikolojik farkındalık bize şunu gösterir:
Her çağ, kendi anlamını kendi içinde taşır.
Ve her insan, yaşadığı zamanın hakkını vermekle sorumludur.
Belki de artık şu soruyu sormalıyız:
Geçmişin bayramlarını konuşmak yerine, bugünün bayramına ne katıyoruz?

Kaynak: Ali İSET

1 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Konya’da “Çat Kapı Sınıf Tiyatrosu” ile 165 bin öğrenciye ulaşılıyor

HIZLI YORUM YAP

1 0 0 0 0 0