Kamera kullanımının uygun olmadığı tuvalet, soyunma odası ve otel odası gibi alanlarda proaktif güvenlik sağlaması hedeflenen sistem, görüntü veya ses kaydı almadan sadece olay analizi yaparak ilgili birimlere uyarı gönderiyor.
Güvenlik stratejilerinde kamera konumlandırılamayan alanlar, “mahremiyet” sınırları nedeniyle güvenlik zafiyetinin en sık yaşandığı noktalar arasında yer alıyor.
Geliştirilen “HALO Akıllı Sensör” teknolojisi, bu alanlarda görüntü kaydı almadan ortamın kimyasını ve ses frekansını analiz ediyor. Gelişmiş sensörler aracılığıyla elektronik sigara buharı, uyuşturucu maddelerin kimyasal izleri ile kavga, bağırış veya yardım çağrısı gibi saldırganlık belirtileri anlık olarak tespit edilebiliyor. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile tam uyumlu çalışan sistem, verileri kaydetmek yerine yalnızca tanımlanan olayları raporlama esasına göre faaliyet gösteriyor.
Nano BMT Kurucu Ortağı Özgür Ergen, AA muhabirine akıllı sensörün teknik detaylarına ilişkin bilgi verdi.
Cihazın 20 farklı sensörü barındıran bir “multi-sensör” sistemi olduğunu belirten Ergen, teknolojinin yurt dışında okullarda akran zorbalığı ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında yaygın olarak kullanıldığını vurguladı.
Sistemin sadece güvenlik değil, aynı zamanda temizlik kimyasallarından kaynaklanabilecek zehirlenme risklerini önlemek için hava kalitesini, sıcaklığı ve ışık şiddetini de takip ettiğini kaydeden Ergen, şu bilgileri paylaştı:
“Ürün kendi içerisinde hiçbir ses ve görüntü iletmez. Sadece alarmları iletir. Aynı zamanda kimyasal serpintiler, temizlik görevlisinin yaptığı yanlış bir karışımdan dolayı çocukların zehirlenmesinin önüne geçmek için bütün kimyasal verileri, hava verilerine, hava kalitelerine aynı anda gösterebilir. Ortamın ısısını, ışık şiddetine kadar birçok veriyi alabiliriz bu sensörle. Şu anda yurt dışında okullarda bir milyondan fazla cihaz bulunmakta. Bizim amacımız bu sensörü Türkiye’ye kazandırmak. Bunun için de yerel firmalarla çalışıyoruz.”
Bakanlıklar paydaşlığında alarm takip merkezi hedefi
Projenin kurumsal ayağında Aile ve Sosyal Hizmetler, Milli Eğitim ile İçişleri Bakanlıkları paydaşlığında uluslararası standartlarda bir alarm takip merkezi kurulması hedeflediklerini anlatan Özgür Ergen, sistemin devlet bütçesine ek yük getirmemesi adına Avrupa Birliği (AB) fonlarından yararlanılabileceğini ifade etti.
Ergen, kurulacak merkezde tamamen yerli yazılım kullanılacağını belirterek, “Bizim istediğimiz Türkiye’ye alarm takip merkezinin kurulması. Bunun zorunluluk haline getirilmesini istiyoruz. Bu en azından bir önlem olarak, ilk başta okullarımızda kullanılabilir. Bu uluslararası alarm takip merkezinde de tamamen yerli bir yazılım tercih edeceğiz. Entegrasyonu sağlamak üzereyiz, bitmek üzere.” dedi.
Ergen, sistemin hem kablolu hem de kablosuz olarak çalışabildiğini, okullardaki internet sisteminde herhangi bir bant genişliği azalması yaratmadığını dile getirerek, yerel yazılım firmalarıyla entegrasyon sağladıklarını bildirdi.
Alarm takip merkezinde Türk mühendislerinin geliştirdiği bir yapay zekanın kullanılacağını vurgulayan Ergen, şöyle konuştu:
“Cihazın içinde bir yapay zeka modülü mevcut, öğreniyor. Mesela size şöyle bir örnek vereyim, niye burası bir anda kalabalıklaştı? Bunun alarmını alıyor. Ses gürültüsü çok fazla. Bunun alarmını alıyor ve size veriyor. Bunu öğreniyor sürekli. Öğrendikten sonra size bir patern çıkarıyor. Siz de öğrencilerinizin okulda aslında ne zaman ve nerelerde kalabalıklaştığını görebiliyorsunuz. Bu sizin için bir eşik değer oluyor. Bütün eşik değerlerini biz kendimiz ayarlayabilme şansına sahibiz. Testlerini de biz kendimiz yapıyoruz.”
Sistemin kesici, delici aletleri veya silah gibi unsurları da yapay zeka ile algılayabildiğini belirten Ergen, silah atışları, vandalizm, cam kırılması, ani ses yükselmeleri veya beklenmedik kalabalıklaşmaların sistem tarafından anında alarm olarak bildirildiğini bildirdi.
Ergen, Türkiye’deki verilerin yine Türkiye’de kalacağı şekilde merkezi bir alarm takip sisteminin kurulmasını ve tüm okulların güvenlik altına alınmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Yapay zeka ile insan faktörü yüzde 90 azalacak
Nanodems Yazılım Direktörü Abdulkadir Vardar da elektronik güvenlik pazarının küresel ölçekte 200 milyar dolara, Türkiye’de ise 3 milyar dolara ulaştığını belirterek, yazılımın operasyonel avantajlarına dikkati çekti.
Mevcut sistemlerdeki en büyük sorunun farklı sensörlerin birbirleriyle yeterli otomasyon düzeyinde haberleşememesi olduğunu vurgulayan Vardar, bu durumun sensörlerin etkin ve doğru kullanımını engellediğini anlattı.
Temel hedeflerinin yasaklı veya zararlı maddelerin tespiti, hava kalitesinin ölçümü ve çevresel verilerin takibi gibi işlevleri gerçekleştiren sensörlerin, mevcut güvenlik kameralarıyla tam entegre çalışmasını sağlamak olduğunu aktaran Vardar, şunları söyledi:
“Cihazda 20’den farklı sensör var. Ama bizim amacımız sadece bu cihaza bağlı kalmamak. Zaten farklı sensörlerle entegrasyondan kastımız bu. Cihazla birlikte birçok şeyi tespit edebilmekle. Yerli olarak burada Türkiye’de teknoparklarda geliştirdiğimiz ve bütün verinin Türkiye’de tutulduğu bir senaryoda, biz hem bu sensörden alınan verileri görüntü kıymetlendirme ile birleştirerek daha proaktif aksiyon alınabilecek şeyler çıkarmayı amaçlıyoruz Buradaki en kritik konu bazen bütün sensörler hatalı veriler ya da hatalı alarmlar üretebiliyor. Bunların birincisi teyidi, ikincisi insanları aradan çıkartmak. Bu iş için aslında bir alarm izleme merkezi benzeri bir yapıdan bahsetmiştik. Bu yapıda aslında insanlara çok ciddi gerek var. Fakat insanlar tekrar eden işlerde bildiğiniz üzere çok başarılı değiller, hata yapmaya müsaitler. Biz burada insan faktörünü mümkün mertebe ortadan kaldırmak ve bu işi oradaki karar mekanizmalarını yapay zeka tarafında aslında yönlendirmeleriyle yapılmasını sağlamak. Bunu yaparken de ortadaki o insan müdahalesine ihtiyaç olmadan maksimum otomasyon ve maksimum yapay zeka desteğiyle bunu yapabilmeyi hedefliyoruz.
Yapay zeka terimi çok geniş ve gündemde olan bir terim ama şunu da gözden kaçırmamak gerekiyor, bazı senaryolarda muhakkak insan gözü gerekiyor. Hedefimiz bunu mümkün olduğu kadar azaltmak. Gerçekten çok kritik, insanların doğrulaması gereken senaryoları yüzde 10’a düşürmeyi hedefliyoruz.”
“Kameraları sadece kurmak yetmiyor”
Fransa’daki Louvre Müzesi’nde yaşanan soyguna değinen Vardar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Louvre Müzesi’ndeki sıkıntı aslında o bölgeyi gören kameranın çalışmıyor olması. Bu nedenle de aslında güvenlik görevlilerinin olayı olduktan sonra fark etmeleri nedeniyle önlenemedi. Önlenme ihtimali vardı ama bu sistemleri, sensörleri, kameraları sadece kurmak yetmiyor. Kurduktan sonra doğru idame ettirmek, bakımlarını yapmak ve sürekli çalışıyor olduğundan emin olmak gerekiyor. Bunun için de profesyonel yazılımlar kullanmak gerekiyor. Biz orada devreye giriyoruz. Aktif olarak çok fazla sayıda lokasyonda çok fazla sensörün gerçekten çalışıyor olduğunu, geleneksel yöntemlerle değil, yapay zeka ve tahminlemelerle sağlayabiliyoruz.”
Kaynak: AA
Türkiye, eğitim teknolojileri alanında küresel oyuncu çıkarmayı hedefliyor
1
Togg T10F Test Edilirken Görüntülendi! 600 km Menzille Gelecek!
49525 kez okundu
2
Gayrimenkul değerlemede yerli yapay zeka hamlesi
28741 kez okundu
3
Çinli doktorlar, 5 bin kilometre uzaktan ameliyat yaptılar
27975 kez okundu
4
“CES 2026″nın yıldızı robotlar oldu
27743 kez okundu
5
Endemik bitki çekirdekleri, nörodejeneratif hastalıklar ve uyku bozukluğu sorunu çözülecek
27520 kez okundu
6
Cilt yaralarına yapay zeka destekli çözüm
27148 kez okundu