Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

21. Yüzyıl Cahiliyyesi: Masumların Bedel Ödediği Dünya

Özellikle son günlerde ekranlardan yansıyan görüntüler, röportajlarda duyduğumuz feryatlar bize acı bir hakikati tekrar hatırlatıyor.
Yıkılmış evler, susturulmuş şehirler, yarım kalan çocukluklar…
İnsan, bütün bu sahneleri izlerken şu soruyu sormadan edemiyor:
Bu çağ gerçekten medenî mi, yoksa sadece daha sofistike bir barbarlık mı üretiyor?
Tarih boyunca büyük devletler, ideolojiler ve beşerî hukuk adına nice savaşlar meşrulaştırıldı. Bayraklar, sınırlar, çıkarlar ve doktrinler uğruna şehirler yıkıldı, toplumlar yerinden edildi. Masalarda “barış” konuşulurken sahada kan aktı; kimi zaman masa devrildi, kimi zaman tekmelendi.
Ve her defasında, bedel en çok;
kadınlara, çocuklara, yaşlılara, yani sivil halka ödetildi.
Bu noktada İslam’ın insan hayatına bakışı son derece açıktır.
Allah Teâlâ Ayet-i Kerîme’de şöyle buyuruyor:
“Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Mâide, 5/32)
Bu ilahî hüküm, masum bir hayatın dokunulmazlığını evrensel bir ilke hâline getirir. Güç, ideoloji ya da güvenlik gerekçesi, bu dokunulmazlığı ortadan kaldırmaz.
Ne var ki modern dünyada, güç sarhoşluğu hukuku, vicdanı ve merhameti bastırmakta; zulüm “meşru gerekçeler” ardına saklanmaktadır. İşte tam da bu yüzden, içinde yaşadığımız çağ, rahatlıkla “21. yüzyıl cahiliyyesi” olarak nitelendirilebilir.
Sosyolojik açıdan savaş, yalnızca iki ordunun çatışması değildir. Savaş; aile yapısını, toplumsal güveni, ahlâkı ve kolektif vicdanı tahrip eden derin bir travmadır. Göç, yoksulluk, kimlik erozyonu ve kuşaklar arası kırılma bu sürecin kaçınılmaz sonuçlarıdır.
Bu noktada Kur’an, gücün sınırsız olmadığını hatırlatır.
Allah Teâlâ Ayet-i Kerîme’de şöyle buyuruyor:
“Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın; fakat haddi aşmayın. Şüphesiz Allah haddi aşanları sevmez.” (Bakara, 2/190)
Bu ayet, savaşın bile ahlâkî bir çerçevesi olduğunu bildirir. Amaç galibiyet değil, adaletin korunmasıdır.
Resûlullah (s.a.v.) ise fiilî hayatta bu ilkeyi şöyle temellendirir:
“Kadınları, çocukları ve yaşlıları öldürmeyin.” (Müslim, Cihad, 3)
Bu nebevî ölçü, sivil dokunulmazlığının dinî ve insânî temelini oluşturur. Düşmanlık, masumiyeti ortadan kaldırmaz.
Tarih bize şunu defalarca göstermiştir:
İmparatorluklar çöker, ideolojiler değişir, haritalar yeniden çizilir; fakat acı hep aynı kalır. Roma’dan Haçlı Seferlerine, sömürgecilikten dünya savaşlarına kadar her dönemde “filler tepişmiş”, “çimenler ezilmiştir.”
Bu zincirin ahlâkî sorumluluğunu Peygamberimiz (s.a.v.) şu sözle ifade eder:
“Haksız yere öldürülen her insanın kanından, Âdem’in ilk oğluna bir pay vardır.” (Buhârî, Enbiyâ, 1)
Bu hadis, zulmü başlatan ve normalleştiren zihniyetin, akan kandan pay aldığını öğretir.
Oysa İslam, yeryüzünü imar etmeyi emreder; ifsat etmeyi değil.
Allah Teâlâ Ayet-i Kerîme’de şöyle buyuruyor:
“Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” (A‘râf, 7/56)
Bugün masumların kanı üzerinden kurulan her güç dengesi, yalnız hukuka değil, ilahî adalete de aykırıdır.
Sonuç olarak, çağımızın en büyük krizi teknoloji değil, ahlâktır.
Ve insanlık, bu ahlâkî yükselişi gerçekleştiremediği sürece;
yüzyıl,
adı modernlik, ruhu cahiliye olan bir çağ olarak anılmaya devam edecektir.
Gücün konuştuğu yerde insan susar; insanın sustuğu yerde ise tarih utançla yazar.

Kaynak: Ali İSET

1 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Konya’da uyuşturucuya geçit yok! 2 tutuklama

HIZLI YORUM YAP

1 0 0 0 0 0