YAZARLAR

Hz. Hatice, HZ. Muhammed ile sözlü iken Peygamberimize haber gönderdi;

“Çevreden zengin bir kadınsın. O yoksul kimse ile nasıl evleniyorsun, diyorlar. Bana, çeyiz olarak az bir şey gönderirsen, ben onları kendi malımla çoğaltır, senden gelmiş gibi herkese gösteririm!”

Hz. Muhammed, bu gönderiye çok üzüldü;

gönderecek hiç malı yoktu. “Kimden ödünç alayım?” diye düşünürken, Hz. Ebû Bekr’i anımsadı. Bu sorunu ancak o çözebilirdi. Doğruca Onun manifatura dükkânına gitti. Hz. Ebû Bekir kapıda karşıladı, saygıyla içeriye aldı, üzgün görünce de sordu;
“Yâ Muhammed! Düşünceli görüyorum”
Hz. Muhammed; “Evet yâ Ebâ Bekr, Hatîce’ye, çeyiz olarak bir şeyler göndermem gerekiyor!” deyince hemen yanıt geldi;
“Üzülmeyin, benim ne malım varsa size fedâ olsun. Şam’dan yetmiş develik kervan gelmek üzeredir. Tamamı sizin olsun. O kervanı, çeyiz olarak gönderin Hatice’ye!”
O sırada kervan da gelir. Hz. Ebû Bekir, kervanı ipekli kumaşlarla donatıp, emreder;
“Bunu kentte sokak sokak dolaştırın.

Tâ ki herkes görünceye dek!”
Kervan dolaşırken görenler imreniyordu.

Yol kenarında iki kişi konuşuyordu:
“Kervanı görüyor musun? Muhammed’in Hatice’ye gönderdiği çeyiz kervanıymış.”
“Yok canım, olamaz.”
“Evet, evet öyleymiş.”
Kervan, Hz. Hatice’nin evinin önünde durunca Hz. Muhammed çok rahatlamıştı.

***

Peygamberimiz Hz. Muhammed, Kureyşten birini îmâna dâvet edince, o adam dedi ki;

“ Geçen gün, Müslüman komşumun

kızı vefat etti. Ben onu çok severdim.

Eğer o kızı diriltirsen, imana gelirim!”

Hz. Peygamber, “Peki gel bakalım” deyip birlikte Mezarlığa gittiler. Hz. Muhammed, kızı adıyla çağırdı. Mucize olarak kız dirildi ve mezardan çıkınca. Hz. Muhammed yine sordu;

“Ey kızım! Şimdi ahretten çıkıkp bu

dünyaya geri gelmek ister misin?

Yanıt verdi;

“Hayır yâ Resûlallah, istemem!

“Niçin kızım?”

“ Burası baba evimden daha rahat.

Ben burada şunu öğrendim ki, mü’minin âhireti, dünya’sından daha hayırlıymış.”

Adam olanları gözüyle görüp kulağıyla da işitince, hayretten dona kaldı, bütün kalbiyle “kelime-i şehâdeti” okuyarak iman etti.

***

Hz. Osman, evinde bir yemek düzenlendi ve Hz. Muhammed’in huzuruna vardı;
“Yâ Resûlallah! Bugün bizim haneye yemeğe buyurursanız çok seviniriz.”
Memnun oldular. Tebessüm ettiler ve Hz. Osman’a sordular;

“Yemeğe, yalnız beni mi çağırırsın?
Resule döndü, yanıt verdi;
Siz kimi isterseniz, o da buyursun

yâ Resûlallah!”

Efendimiz Eshâbtan birkaç kişiyi daha alıp yola çıktılar. Hz. Osman; “Elhamdülillah” diyor, sevinçten içi içine sığmıyordu. Çünkü Resûlullah Efendimize ziyafet veriyordu.
Onlar böyleydi. Resûlullahın eshâbının bir tek amacı vardı; Resûlullahı sevindirmek. Bu, onlar için en büyük nimetti.

Hz. Osman, Hz. Peygamberin ayaklarına bakıyor, parmaklarıyla hesaplar ediyordu.

Hz. Muhammed fark edince, sordu:
“Ne yapıyorsun?”
“Adımlarınızı sayıyorum yâ Resûlallah.”

“Neden?”
“Her adımınıza bir köle âzâd edeceğim de onun için.”
Muhabbetin aslı, bu olsa gerek. Gerçek sevgi; aşk’tan da ötedir. Eve geldiler.

Hz. Osman’ın yüzlerce kölesi vardı; bunların tümünü âzâd etti.

BİR DAMLA:

SONUÇ…

Nasıl yaşarsanız öyle ölür, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz

> Yeni Meram >Yazarlar > ZENGİN – YOKSUL
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.