YAZARLAR

   ■  Meyvasız ağaca kimse taş atmaz.(Sadi)
***
Bir önceki yazımızda ağaç katliamının başını alıp gittiğine, ağaçların termik santralleri, yol ve saray yapımları için kesildiklerine vurgu yapmış, bu bağlamda Soma’nın Yırca Köyü’nde 6 bin zeytin ağacının kesilmesine de değinerek kamu vicdanın şaha kalktığını, protestoların biri birini izlediğini yazmış ve eklemiştik;

Zeytin sadece ürün veren bir ağaç değil, dalları “barışın” sembolüdür.  Ayrıca zeytin dalı uzatmak bunun zarif bir ifadesidir. 

   ■ Ormanda bile yaşasan ağacın değerini bil. (Çin Atasözü)

Konu ağaç olunca anılar beni çok eskilere, Tutup belindeki, balta ve keçilere meydan okuyan alıç ağacına alıp götürdü. Güncelliğini yitirmeyen görüşü bir kez daha yineliyorum;

 ■ Yalnız ağaç, yalnız değil. Daha doğrusu 205 yaşını dolduran alıç ağacı, 45 yıldır yalnız değil. Konya-Ankara Karayolunda Tutup Beli mevkiindeki ağaçtan söz açıyorum. Anadolu Bozkır’ında yeşil özleminin yüreklere işlendiği geniş coğrafyada tek başına, kıtlığa, kuraklığa, balta – keçilere karşı yaşam savaşımı sürdüren alıç ağacı, Konya Turizm Derneği tarafından 1961 yılında keşfedildi. O gün bugündür onur plâketleriyle ödüllendiriliyor; şeref madalyası gibi değerlendiren plaket sayısı 45’e ulaştı.

Gönül ve kültür adamı Feyzi Halıcı’ın ince ve şiirsi buluşlarından birini oluşturan yazılı, sesli ve görsel basına haber olarak yansıyan Alıç Ağacı, giderek Konya’nın simgelerinden biri konumuna geldi. Yalnız ağaca madalyası takılırken, duygusal konuşmalar yapılır, sazlar çalar, halk ozanları şiir ve türküleriyle, coşku rüzgârı estirir. Yalnız ağaç, coşku dolu ilgiden dolayı sanki ayağa kalkar, yağmuru bekleyen Ovayı sevinç ve umut serinliğiyle gönendirir, eller havada duaların sıra sıra geçişi başlardı.

Yalnız ağaç daha da yüreklenirdi.

   Yalnız ağaç, hem yalnızlığına, hem balta ve keçilere bir kez daha meydan okurdu, “buradayım dedi, yaşıyorum” dedi.

Bir öykü;

Kuraklığın ve kıtlığın insanları tedirginliğe sürüklediği bir dönemde, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal’ı ziyarete giderken yolu tutup belinde tek başına yaşayan ağaca rastlar, ağaçtan topladığı alıçları heybesine doldurup yoluna devam eder. Günlerden bir gün Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli’nin mekânına ulaşır;

hizmetlilere Hacı Bektaş Veli’ye alıç armağan

etmek istediğini söyler. Bir Türkmen’in erinin geldiği ve heybedeki alıçları armağan etmek istediği iletilince Hacı Bektaşi Veli der ki;

“Alıçların her tanesine bir nefes ve bir himmet vereceğim.”

Yunus Emre, bu karşılığı kabul etmez ve yürür gider. Bir süre sonra yeniden Dergâha dönüp, Hacı Bektaş Velinin himmetlerini alacağını bildirince yanıt gecikmez;

“Artık olmaz. Zamanı geçti. O Türkmen eri Taptuk Emreye gitsin!” 

Anadolu toprakları, alıç ağaçlarıyla görkemli kartpostal manzara yansıtır durur. Gökçebel yolunda ulu bir alıç ağacı var ki, kavun türü

meyveler verir. Yöre halkı, bu ağacın kutsal olduğuna inanır, dua ve niyaz ederler.

Konya’nın, Mevlana’sı, Şems-i Tebrizi’si, Sadettin Konevi’si, Nasrettin Hocası daha daha nice uluları vardır, Tutup belinde bir de anıt ağaç haline gelen alıç ağacı var; 205 yıldır kuraklığa, balta ve keçilere karşı meydan okuyarak yaşamını sürdüren bir ağaç!

Alıç ağacı Anadolu’nun üretken ve aydınlık yüzünün de göstergesi niteliğinde. Konya’nın turizm envanterine alınıp çevresi düzenlenmeli Valilik ve Büyükşehir ve ilçe Belediyeleri bu doğrultuda somut adımlar atmalı, çalışmalar yapmalı. Turizm Derneğinin zor koşulları aşıp olayı bugünlere taşıması başlı başına başarı öyküsüdür. Ağaçlar ayakta ölür derler, ancak Tutup Belindeki 205 yaşına giren alıç ağacı dimdik ayakta duruyor. Yalnız ağaç, yalnız değil. Binler ve yüz binler onun gölgesinde, onun kucağında ve yanında selama duruyor, sevgi ve saygı selamına. Nice yıllar dileğiyle

Bir damla

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,bu dâvet bizim.   Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hürVe bir orman gibi kardeşçesine,bu hasret bizim.(Nazım Hikmet)

> Yeni Meram >Yazarlar > YALNIZ AĞAÇ, YALNIZ DEĞİL!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.