YAZARLAR

Konya Dünya kenti dedi.

Kimse tersini söyleyemez!

Ayettir dedikleri.

Düşünmek, irdelemek, sorgulamak, araştırmak, günahtır!

Kimin haddine!

Altı yüzyıllık saltanatı, kula kulluğu, ümmet iken millet olmayı 89 yıldır hala içine sindirememiş bir topluma ne dersen kolayca yutturursun.

Yapılan her yatırımın, açılan her yolun, döşenen her demiryolunun el oğlunun parasıyla ve inanılmaz borç yüküyle sırtına her yıl artan vergilerle bindirildiğini göremezsin çünkü dedin ki:

-Tavuğum güzel olsun da , yumurtlamazsa yumurtlamasın.!

İşte bunu söyleyip, yakışıklı bir eşle evlenip, sonra da eve aş getirmeyince, aç kalınca pişman olan genç kıza döneceksin.

Seçtiğin, Müslüman’ım diye haykırıyor. Şimdiye kadar Türk insanı inancını unutmuştu……. iyi ki geldi de sayesinde hatırladık!

Cami çıkışı demeçler, Cuma Selamlıkları, Çankaya’daki erleri bile inançlarını sergiletip, siyasete alet etmeler….. Oh be….dedik, erlerimiz bile namazında…….!

İşte bütün bunlarla avutulurken, başkasının inancını sergilemesi ile mutlu olurken, yerli malını unutup yabancılara paralarınızı aktarırken, kendi öz dilini tabelalardan kaldırıp, batı dillerine, Arapça’ya hatta sanki bizden kopmuş başka bir milletmiş gibi Kürtçe’ye sahip çıkılıp, Türk Milleti diliyle, bölünmez bütünlüğüyle büyük bir tehlikeli gidişe sürüklenirken elbette ‘Konya Dünya Şehri’ masalı ile uyutulursun.

Dünya şehirlerinde; çok büyük meydanlar vardır. O meydanlarda müzik vardır, gençler özgürce sanatlarını sergilerler, sanatçılar, resimlerini, karikatürlerini, heykellerini sergiler özgürce yaparlar. Meydanlarda halk istediği gibi oturur. Devlet görevlileri gelip had bildirip özgürlüklerini kısıtlamazlar. O meydanlarda devasa heykeller, çeşmeler vardır.

Bildiriler okunur, fikirler açıklanır kimse tepki göstermez.

Dünya şehirlerinde yol açma bahanesi ile Kilisenin görüntüsünü bozuyor bahanesi ile,

Yöneticilere ‘hizmet binası’ yapılıyor bahanesi ile saraylar kondurulup ağaç katliamı yapılmaz!

Yaptırmazlar!

İşte o meydanlarda bu katliama izin vermezler!

Dünya şehirlerinde halk, günü geçmiş, hantal battal, toplu ulaşım araçlarına bindirilmez.

Dünya şehirlerinde nüfusu 500.000 bile olsa işletme karı düşünülmez metro hem yer altı hem yer üstü döşenir ve şehir büyük bir ağ ile örülür.

Dünya şehirlerinde tarihi eserlerin önündeki ağaçlardan rahatsız olunmaz ama asla bu eserlerin önünü kapattıracak çirkinlik abidesi lokantalara izin verilmez.

Dünya şehirlerinde kimse yere tükürmez. Öylesine uygardır ki halk, tükürene izin vermez.

Zaten aldıkları eğitim de bunu gerektirir.

Dünya şehirlerinde kimse kimsenin yediği ile içtiği ile uğraşmaz yöneticiler asla karışmaz, yönetilenlerde seçtikleri kişilerin inançları ile ilgilenmeyip yaptıkları hizmetle başarılarını ölçerler.

Dünya şehirlerinde geri dönüşüm makineleri tüm marketlerde vardır. Kimse pet şişeleri çöpe atmaz, marketlerdeki makinelere verir ve alırken ödediği küçük miktarı geri alıp, yenilerini alır.

Naylon poşet kullanılmaz, Atatürk döneminde olduğu gibi kese kağıtları kullanılır.

Dünya şehirlerinde yayalara öncelik vardır, kaldırımdan indiğiniz anda tüm araçlar durur.

Dünya şehirlerinde tüm yöneticiler toplu taşıma araçları ile işlerine giderler.

Tabela kirliliği yoktur

Dil kirliliği yoktur. Herkes kendi dili ile tabelasını yazar. Zaten devletleri de buna izin verir.

Sokak aralarında kar temizlemek ve buzlanmayı önlemek için yapılmış her zaman özel kumu ve küreği hazır olan ve önleri açık depolardan sokakta yaşayanlar erkenden kalkarak, önce karları temizler sonra da kum dökerek yürüyüş yollarını açarlar. Ama tüm sokakları, caddeleri, meydanları da işe giderken temizlenmiş bulurlar.

Dünya kentlerinde radyodan polis sürekli anons yaparak sürücüleri uyarır;

-Başıboş at, başıboş köpek ihbarı şu noktada alınmıştır lütfen yavaş gidin!

Dünya kentinde yerel yöneticiler halkın hizmetindedir. Güçlü olanın yanında yer alıp, sadece oy gelecek kesime hizmet vermezler. Doğayı korumak onların görevidir. Ama halk öylesine bilinçlidir ki doğa katliamının hesabını sorar.

Bütün bunları görme, isteme, yeni yılı bile kör karanlıkta karşıla, Ankara’dan gelecek sese kulak ver, böylece canın da sıkılmaz avutulur, uyutulur, siyasi irade gibi inanır, siyasi irade gibi yaşar, siyasi iradenin istediği gibi dünya kentindeyim düşleri ile kendini avutur ve hiç üzülmezsin!

Bence at gözlükleri ile bakmak en iyisi…… Moralin bozulmadan, neden bunları yaşamak zorundayım demeden dünya kentindeymişsin gibi yaşamana, sorgulamadan devam et!

> Yeni Meram >Yazarlar > YALANLARLA UYUTUL, KENDİNİ AVUT, SAKIN AT GÖZLÜKLERİNİ ÇIKARMA!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.