YAZARLAR

Konyaspor yendi mi ya da berabere kaldı mı, yaygın basın koro halinde, söz birliği etmiş gibi, üzerimize çullanıyor ve tam bir ”vur abalıya!”oyunu sahneye konuluyor.
Yenildik mi de koronun şarkısı hazırdır;
Konyaspor bir mahalle takımıdır!
Ne yaparsak yapalım, ne edersek edelim, önyargılı, cahil kalemlerin salvo atışlarını bir türlü önleyemedik. Tanıtım konusunda hep sınıfta kaldığımız besbelli. Etekler dolusu para dökerek heyetler halinde dış ülkelere “tanıtım” heyetleri göndermek nafile oluyor. Öncelikle ele alınacak konu içteki tutarsızlıkların önüne geçmek ve hak etmediğimiz yanlış görüntümüzü düzeltmektir. Gösteriş şablonlu dış gezi hovardalığını bırakıp, gerçeklere, içeriye yönelmeliyiz.
Konyaspor Beşiktaş’la berabere kaldı ya.
Kızılca kıyamet koptu neredeyse. Yenseydik neler olacaktı bir de siz onu hesaplayın. En acı sözleri de, Mustafa Denizli telaffuz etti. Kimi turşusu çıkmış ve dikiş tutturamamışlar da Konyaspor düşmanlığıyla prim yapmaya özeniyorlar.
Kuşkusuz Türkiye Gazetesi yazarı Sami Özay’ı bunların dışında tutuyorum. Sayın Sami Özay, nesnel yaklaşıyor ve doğruyu yazıyor;
“Cumartesi gecesi Beşiktaş-Konyaspor maçını izledim. Müsabaka bildiğiniz gibi 2-2 berabere bitti. Gerçekten heyecan doluydu. İnönü’de Beşiktaş’a galibiyet tattırmayan Ziya Doğan faktörünü ve Konyaspor’lu futbolcuların direncini unutmamak gerekir. Doksan dakika dalga dalga gelen Beşiktaş akınlarını savuşturmak, gerek hazırlanış gerekse de yapılış bakımından 2 şık golü Beşiktaş ağlarına göndermek, bu işi İnönü stadyumu gibi atmosferi yüksek bir mekânda gerçekleştirmek kolay değil. Konyaspor maçı alabilirdi; net pozisyonlardan yararlanamadılar.
Maç sonrasında birazcık Maraton programına takıldım. Denizli’nin söylediklerini duyunca zamanı israf etmemek için televizyonu kapattım.
Denizli anlatıyor. İyi de sanki biz başka bir maçı seyrettik. Konyaspor’un emeğini bu kadar ıskalamak, koskoca bir şehrin takımını; “puan aldılar ama öylesine, bakmayın maçın skoruna, maçı kazanabilecek akıldan yoksundular.” deyip hafife almak Denizli’nin haddi mi?
Peter Grajciar isimli Slovak futbolcu, otobanda giden Ferrari araba misali 70 metre koşuyor. Bu deparın 55 metresini topla yapıyor. Kimse yakalayamıyor, 4 Beşiktaşlının arasından sanki Scud füzesi gönderiyor Beşiktaş ağlarına.
Beşiktaş’ta rakiplerini hallaç pamuğu gibi atan Grajciar ayarı bir topçu gördünüz mü? Yine maç boyu sahada basmadık yer bırakmayan Hakan Aslantaş gibi körük ciğerli birine sahip miydi Beşiktaş? Kendi kalesine attığı gol sonrasında bile moralini bozmayan ve müsabaka boyu kademeyi gayet güzel uygulayan Muhammed Kere ve Nobre’ye maç süresince tek hava topu vermeyen Erdinç gibi defans elemanı var mıydı?
Ya Kolombiyalı Montano? İkinci devre oyuna giren Tazemeta’yla birlikte Erdal Kılıçarslan’ı da aralarına alarak nasıl da aktılar Beşiktaş gerilerine.
Konyaspor, Denizli’nin söylediği kadar kötü oynamadı değerli okuyucularım!.. Eğer biraz becerikli olabilselerdi üç puanı kapıp giderlerdi..
Maroken koltuklara gömülüp televizyonlarda ahkâm kesmek iyi de, yıllarını futbol arenasında harcamış kişilerin sözlerine dikkat etmeleri gerekmez mi? O yüzden, peşin hükümlü olmadan adil yorumlarda bulunmak ve “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek” en olumlu tarzdır.”
Başta sayın Denizli olmak üzere tuhaf adam ve kalemlere en anlamlı yanıt, bu hafta Kasımpaşa’yı puansız göndermek olacak. Denizli gibi art niyetli, yanlı, sözde yorumcuları zil takıp oynatmayalım.

> Yeni Meram >Yazarlar > VUR ABALIYA YA DA KONYASPOR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.