YAZARLAR

Çağımız dünyasında ülkelerin yüceliği ekonomik güçlerinin boyutları ile ölçülmektedir. Bu vecibeyi ne tarihi geçmişleri ve nede dini ve milli gerçekleri ile üstün kılmak asla mümkün olmamaktadır.

Bektaşi de ekonomik ölçüt parayı tarif ederken Burada ekonomik gücün sınırsızlığı dile getirilmiştir.

Dünyaca ünlü İngiliz devlet adamı Çörçil de harbi kazanmak için üç şeye ihtiyaç vardır dır demiştir.

Ekonomik gücün bir diğer adı paranın tüm kapıları açtığı gerçeği bir öz deyiş olarak belleklerdedir.

Ekonomik gücün zayıflığı hiç şüphesiz teknolojik atılımları da frenlemektedir.

Teknolojik atılımlardan yoksun milletler de geri kalmışlığın girdabında boğulmaktadır.

Geri kalmışlığın nihai faturasında sömürge boyunduruğu, kulluk, kölelik ve sonuçta esaret ve vatansızlık gelmektedir.

Tarihin derinliğindeki yedi büyük imparatorluktan üçünü kuran Türkler ne yazık ki saltanatlarının ihtişamı içinde ihmal ettikleri ekonominin verdiği çöküntü ile silinip yok olmak konumuna düşmüş oldukları görülmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri içinden derleyip topladıkları günün topu, tüfeği. Süngüsü, kasaturası, tahrası ve baltası ile kazanılan Türkiye Cumhuriyeti’nin, İlke ve İnkılapları’nın ihlalinin özünde ne yazık ki ekonomik çöküntüler allanıp pullanıp ekonomik atılımlar olarak algılanmaktadır.

Gerçekte yüce rabbimizin ihsan ettiği yeraltı ve yerüstü değerlerimiz çağımız imkanları ile değerlendirilse ülkemiz bir enerji Cenneti olma özelliği göz kamaştırmaktadır. Dünya bor ve toryum rezervinin yüzde 72’sine sahip ülkemiz üretilen maden çeşitliliğin de 10’uncu sıradaki müstesna değeri dudak uçuklatan bir hakigi güzellik olarak görülmektedir.

Ülkemizde yılda 13 milyar değerinde 170 milyon ton civarında üretilen madenlerin binlerce kat üzerine çıkarılması debi ve potansiyellerin ölçünlerinde görülmektedir. Yeraltı ve yerüstü madenlerimizin çeşitliliği içindeki enerji ham maddesi, metalik madenler, kıymetli taşlar topraklarımızın bağrındaki emsalsiz değerler olmaktadır.

Şu toryum ve bor madenlerimiz bir nükleer enerji hammaddesi olurken siyasi iktidarlar dünyayı korkutan ve kuşatan nükleer enerjinin nükleer santraller yerine söz konusu madenlerin enerjiye dönüştürülmesi teknolojisinden kaçarken, gelişmiş ülkelerin kapısında kul olduğumuzu inkar mümkün müdür?

En basit bir izah tarzı ile kolumuzdaki saatteki mercimek kadar pil o saati aylar yıllar çalıştırıyor da bir akü büyüklüğündeki nükleer enerji yüklü bir bataryanın bir arabayı aylar yıllar çalıştırmayacağını nasıl izah edilebilir?

Biz diyoruz ki varlık içinde yokluluk çekiyorsak bunun vebal ve günahı gelmiş geçmiş siyasi iktidarlarımızın boynundadır…

> Yeni Meram >Yazarlar > VARLIK İÇİNDE YOKLUĞU KADER YAPAN SİYASETLERİN ACI SONLARI !!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.