YAZARLAR

“TOPLUM tuzlu su gibidir. Yüzmesi rahat yutması zordur.”

* * *

“2 HAZİRAN ile 11 Haziran arasındaki dönemde yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla, bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın ve herhangi bir surette dağıtımı yapılamayacak.
Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbuat üzerinde Türk bayrağı ve dini ibareler bulundurulamayacak.

Siyasi partiler ve adayların, yapacakları propagandalarda, Türkçe kullanılması esas olacak.
Seçim propagandasının başladığı tarih 2 Haziran…

Açılış ve temel atmaları da kapsayan törenler tertiplenemeyecek, nutuk söylenemeyecek, demeç verilemeyecek ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunulamayacak.
Bu dönemde, Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri, yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezilerde makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen araçları kullanılmayacak, bu amaçla yapacakları gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalar ile törenler yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek.”

Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı yukarıda.

Kısaca söylersek YaSaK’nın…

Çaresiz, maçı YSK’dan yana götüreceğiz!

***

AYLARDIR yazılıyor, çiziliyor, tahminler yürütülüyor, ekranlarda ve gazete sayfalarındaki tartışmalarda taraflar birbirlerini yiyordu!

Herkesin aklında aynı soruydu:

Falanca parti büyük çoğunlukta mı?

Filanca parti oylarını artırdı mı?

Ötekileri barajı aşar mı?

Bizim analizimiz şöyle:

Açıkçası, kutsal oy sahibi “Mülayim Efendiler” olarak öyle oy kullanıyoruz ki…

Bazılarımız var, kime kullanacağına son anda sandık başında karar veriyor.

Kimileri partilere göre…

Kimileri liderin tuttuğu takıma göre…

Kimileri kişilere göre aziz oyunu atıyor.

*

“POLİTİKAYA atılmak isteyenlerin “eline, beline, diline hakim olmaları şart”mış.

Ancak bizde ne gezeeer!

Ezelden beridir böyle gelmiş böyle gider.

Siyaseti magazine çevirdiler.

Kalmadı, altı gün sonra tamamdır.

Elbette “taş bitti inşaat paydos” değil.

Sonra sonuçlar tartışılacaktır.

“Neden bu parti bu kadar oy aldı?”

“Neden şu parti bekleneni alamadı?”

Daha sonra iş-aş gündeme yeniden girer.

Boşveriin, “her işte bir keramet vardır” derler.

*

TAHIL ambarı Konya’mıza gelince…

Hepimizin bildiği gibi ayrı bir bilmece.

12’yi 13’e bağlayan geceyi bekleyelim.

Kafalarımız iyice karışıyor ya…

Politik bir fıkrayla yazımızı bitirelim:

Seçim sonrası yeni Başbakan, önceki Başbakana gider ve tecrübesinden faydalanmak istediğini, tavsiyelerine ihtiyacı olduğunu söyler. Bunun üzerine eski başbakan 3 mektup yazar ve….

1’inci mektubu ilk sıkıştığında; 2’nci mektubu daha vahim bir durum olunca… 3’üncü mektubu içinden çıkamadığı bir durumda açmasını söyler.

Yeni başkan mektupları alır gider.

Ülkede kısa süre sonra karışıklık olur ve Başbakan 1’inci mektubu açar.

Yazan şey: “Senden öncekileri kötüle.”

Bir süre böyle idare eder ve yine bir buhran dönemi yaşar. 2’nci mektubu açar.

Yazan şey: “Çevrendekileri kötüle.”

Başbakan bunu da yapar ve bir süre böyle gider. Bu kez içinden çıkamayacağı bir sıkıntı yaşar ve ne yapacağını bilemez. Çaresiz 3’üncü mektubu açar.

Yazan şey: “3 mektup da sen hazırla!”

> Yeni Meram >Yazarlar > Üç mektup
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.