YAZARLAR

İçteki hainler, dıştaki sömürücüler Türkiye’yi kaşıyorlar.

En zayıf noktasını aradılar. Atatürk, yıllarca uğraştı çok partili hayata geçebilmek için. Bir kaç deneme yapan ama her defasında emperyalist güçlerin uşağı olan siyasal islamcıların ayaklanması ile karşılaşan ulu önderden sonra, tüm devrimlerinde onu yalnız bırakmayan İsmet İnönü de çok partili düzene geçmek için en uygun zamanı seçerek Atatürk’ün vasiyetini yerine getirmişti.

Demokrasi için henüz çok erkendi. Çok partili düzene geçilmesini sağlayan İsmet İnönü’nün teşekkür yerine son yıllarda uğradığı hakaretler ve saldırılar siyasi terbiyeden, vefadan, geçmişe saygıdan yoksun kişilerce, alın teri dökmeden, cephelerde sürünmeden, yıllarını, gençliğini, yaşayamadan kendilerine bırakılan bu güzel ülkeyi kimlerin ne zorluklarla kazandığını görmezden gelerek suçlu gösterilmesi Allah korkusunun iyice unutulduğunu gösteriyor.

Ama Türkiye’yi kaşımak gerekiyor. Geçmişini kirli göstermek, cumhuriyeti kuran kadroyu karalamak, bir de utanmadan sorgulamak gerekiyor.

Yıllar önce sağcı solcu diye kaşıdılar, tutmadı.

Sonra cephelere bölüp, milliyetçi- komünist dediler tutmadı.

Daha sonra dinci- dinsiz dediler, tutmadı.

Vatan cepheleri açıp, kayıt olmayanları sürgüne gönderdiler, tutmadı.

Sırada Osmanlı’yı parçaladıkları etnik milliyetçiliği kaşımak vardı.

Azınlıklar dediler, Rumları, Ermenileri kaşıdılar tutmadı.

Akıllarına Kürtler geldi. En iyisi onları kışkırtmak. Yıllarca birbirleri ile kaynaştılar, kız aldılar, kız verdiler, ayrılıkları, gayrılıkları yoktu… Ama ya tutarsa dediler! Dediler de baktılar en iyisi önce dillerini bölelim ki bir ulusu en iyi parçalama yöntemi tek dilden uzaklaştırmak diyerek ve bu konuda ana muhalefeti de yanlarına alarak kaşımayı artırdılar.

Şimdi son aşamadayız; Mezhepler ortaya çıkarılıyor.

Irak gibi mi olacağız?

Her mezhebin imamı, her mezhebin camisi, mescidi ayrılacak, her mezhebin uleması kendi doğrusunu aşılayacak, kendi yaşam biçimini uygulatacak!

Bunun sonu nereye gidecek?

Ben korkmaya başladım. Yıllardır kimsenin mezhebi ile ilgilenmez, haberimiz bile olmaz, din görevlileri mahalleli ile birlikte ibadeti yaptırır, caminin, mescidin kapısını kapatır evine giderdi.

Türkiye’yi ABD kaşıyıcılarla kaşıyor.

İsmet İnönü’nün 25 Aralık ölüm yıldönümü. Keşke siyasilerimiz onun devlet terbiyesini, vatan sevgisini, siyaset tarzını, ABD’ye karşı duruşunu, ülkesi ve bölünmez bütünlüğümüz söz konusu olunca o tonton gülümseyişi ile ;

-“Hadi canım sen de”

Demesi ile karşı tarafı susturuşunu örnek alabilseler.

Onunla uğraşmak yerine,

“Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de oradaki yerini alır” diyebilseler.

Türk milleti yine de cumhuriyeti kuran kadroya sahip çıkacaktır. Bu kadar vefasız, ihanet eden, kıymet bilmeyen bir ulus olamayız.

Çünkü Yüce Tanrı bizi hiç affetmez!

Atatürk ve İsmet İnönü biliyorlardı ki ;

Önce eğitim sonra demokrasi idi doğrusu.

Her şeyden önce siyasilerin eğitilmeleri ve çok partili düzeni içlerine sindirmeleri, demokrasiyi önce partilerinin içinde geliştirip, sonra halka anlatmaları gerekiyordu.

Önce eğitim sonra demokrasi. Eğitilmeyen, cahil bırakılan bir ülkeyi demokrasi masalları ile yönetmek çok kolaydır.

Hele geçmişini unutan, milliyetçiliğini kaybetmiş, çağdışı ilimden, fenden, bilimden uzak, hurafelerle yetiştirilen bir nesil tıpkı Ortadoğu ülkeleri gibi çok kolay bir avdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > TÜRKİYE’Yİ KAŞIYORLAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.