YAZARLAR

Çocuklarımızı okullara yazdırdığımız, elinden tutup götürdüğümüz, öğretmenine teslim ettiğimiz o günleri bir düşünün.

Karne alışlarını, diplomalarıyla eve gelişlerini, mezuniyet törenlerinide hatırlayın.

Bir çoğumuzun annesi ve babası, çeşitli nedenlerle okuyamadıkları için, her birimizi okutmadılar mı?

Benim oğlum, benim kızım şurada, şurada okuyor, inşallah şu sene mezun olacak diye gururlanmadılar mı?

Ya o Üniversiteyi bitirdiğiniz günün evinizde yaşanan heyecanı?

Annenizin gözünden süzülen gözyaşları, babanızın yüzüne ve gözlerine yansıyan mutluluğu az şey miydi?

Keşke herşey mezun olmakla bitseydi diyor günümüzün gençleri!

Özellikle mezunlar arasında en bahtsız, en kısmetsiz, en fazla bekleyen ve bekletileni öğretmenlik mesleğine gönül veren gençler sevgili okurlar.

KPSS’nin mezun öğrencilerin kabusu olmaya başladığı 2000 yılından bu yana bekleyenler var. Atanamayanlar var.

Bazı branşlarda var olan yığılmalar rakamlara vurulduğunda oldukça hüzünlü hayat hikayeleri ve çıkmaz sokaklar önünde bekletilen gençleri görüyorsunuz!

Milli Eğitim bu gençleri teskin edemedi. Çözüm getiremedi! Avutmaya çalıştı, avutamadı!

Şimdi gençler, sokaklarda hak arayışlarına girdiler! Sokaklara dökülmek çare mi?

Elbette değil!

Seslerini şimdiye kadar duyan olsaydı, onlarda böyle davranmazlardı diyor insanımız!

Böyle diyenlerde haksız değiller! Ortada yüzbinlerce genç var.

İstikballerini ve umutlarını bağladıkları diplomalarıyla, Milli Eğitim kapısındalar.

O kapı öğretmen olma hakkına sahip olanların dışında, neredeyse herkese açıldı.

Bu sır değil…

Bu gerçeği bilen, gören, şahit olan ellerinde öğretmenlik yapma ehliyeti olduğunu ispat eden diplomalarla ve pedagojik formasyon belgeleriyle haklarını arıyorlar!

Hak arama yolu bu değil diyenler olabilir!

Hak arama nedir, ne değildir sorusunu ağzına alanlar öncelikle şu sorunun cevabını düşünmeliler!

Siz, hiç elinizde diplomanızla 14 yıl atanmayı beklediniz mi?

*/*/*/*/*

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen olma hakkına sahip gençlerin dışında, hemen her üniversite mezununu öğretmen yaptı desek yeri.

Kendi sahalarında ve alanlarında iş bulamayan, sıkıntıya düşen gençler, Bakanlığın almış olduğu bir kararla öğretmenlik başvurusu yapıp öğretmen olmuşlardı.

Bunların içerisinde yer alan Ziraat Mühendisleri, Veterinerler, Bankacılar, Siyasal mezunları, hukukçular, arkeologlar gibi meslek dalları vardı.

Öğretmenliği sevemediler.

Isınmaları söz konusu da değildi.

Çaresizlikten, gidecek bir başka kapı olmadığından öğretmenliğe başvurmuşlardı.

İçlerinde pek azı, öğretmenlik mesleğine intibak ederek kaldı.

Ne kadar zorlandıklarını daha sonraki yıllarda anlatacaklardı!

Siyasal mezunu öğretmen gençlerden biri, Kaymakamlığa gittiğinde bir baktı ki, sınıf arkadaşı Kaymakam, ne moral kaldı, ne mecal.

Bastı istifayı öğretmenlikten!

Ziraat Mühendisi stajyerliği kalkar kalkmaz, komşu köyde öğretmenlik yapan Veteriner arkadaşınıda aldı, yatay geçişle İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine geçip, gittiler.

Bankacı stajyerliği kalkar kalkmaz, yeni açılan bir bankaya müraacatını yaptı, mesleğine döndü.

Hukukçu, stajyerliği kalkar kalkmaz, bir hukuk bürosunun kapısını çaldı.

Milli Eğitim, bu meslek dallarına kendi mesleklerine rahatlıkla dönebilmede, bir geçiş köprüsü görevi yaptı.

Daha sonraki yıllarda bu insanlar, ha…öğretmenlik mi, kısa bir süre de olsa bizde falanca yerde öğretmenlik yaptık diyeceklerdi.

Dileyelim de, öğretmenliğin herkesin yapabileceği bir meslek dalı olmadığını, Milli Eğitim Bakanlığıda anlamış olsun diyenler, pekte haksız değiller galiba!

*/*/*/*/*

Veterinerler, hukukçular, siyasal mezunları, arkeologlar daha bir çok meslek mensubuna öğretmen olma kapıları ardına kadar açılmasına rağmen, onlar ilk fırsatta yatay geçişlerle asıl mesleklerine geri dönerlerken, ellerinden öğretmenlikten başka hiç bir iş gelmeyen gençler, mecburiyetler karşısında, meslekleriyle zerrece alakası olmayan pazarlarda limon ve maydanoz satma, lokantalarda garsonluk yapma, inşaatlarda amelelik gibi işlerde çalışmaya mecbur kaldılar.

Öğretmenlik diplomaları ellerinde sayıları bir çok branşta yirmi binin üzerinde olan, öğretmen adaylarının yüzlerine Milli Eğitim kapıları uzunca bir süredir kapalı.

Milli Eğitim bu gençlerin turşusunu mu kuracak deniyordu, turşusunu kurdu!

Bir branştan yirmi küsur bin atanmayı bekleyen aday olurda, siz 600-700 kontenjan ayırırsanız ne olur?

Bir de bu sayıya her yıl yüzlerce eklenme olursa!

Eklenmiş olur, beklenmiş olur da diyebilirsiniz!

Dersiniz demesine de, bu işin içinden ne Bakanlık çıkabilir, ne de mezun olmuş, elinde diplomayla bekleyen gençler.

Bilindiği üzere, Torba yasada kabul edilen hükümlerin arasında “Aday öğretmenliğe atanabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın yanı sıra ÖSYM’nin yapacağı sınavda başarılı olma şartı kaldırılıyor. Böylece aday öğretmenliğe atanma sınavını Milli Eğitim Bakanlığı yapacak. Aday öğretmenler, bir yıl sonunda hem yazılı hem sözlü sınava değil, yazılı veya sözlü sınava tabi tutulacak.” şeklinde bir metin bulunmaktaydı.

Bu metin, aday öğretmenlik için KPSS sınavının kalktığı yönünde haberler yapılmasına, öğretmenler için artık KPSS sınavı yapılmayacağı şeklinde yorumlanmıştı.

Bu yorum henüz ne olup ne olmayacağı konusunda netlik kazanmış değil!

Sevgili okurlar;

Umutla bekletilen, umutları boşa çıkarılan, psikolojileri bozulan, ne iş, ne de bir yuva kurabilen bu gençlere siyasi iktidarlar çare olmalı, çare bulmalıdır.

Yetişmiş genç ve enerjik insan gücünü bu denli israf eden ve bu gücü kendi toplumuna kazandıramayan bir anlayış olamaz!

Gerekirse bir takım radikal kararlar ve önlemler alınabilmelidir.

Emekli olma yılının özellikle öğretmenlik mesleğinde, kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıla çekilememesi, 65 yaşına kadar öğretmenlik yapmaya devam etmek isteyen, şimdi emekli olsam bu parayı bana kimse vermez mantığını yürüten bir anlayışın yaygınlaştığı eğitim camiası tam anlamıyla bir çıkmazda olduğunu görmek istemiyor mu?

> Yeni Meram >Yazarlar > Siz, hiç elinizde diplomanızla 14 yıl atanmayı beklediniz mi?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.