YAZARLAR

***

“ORİJİNAL bir toplumuz; leblebiyi Çorum’dan, baklavayı Antep’ten, acı’yı sevgiliden, kazığı dosttan alırız!”

***

TÜRBAN: İşin içinde “oy” var ya… Temcit pilavı gibi getirip tartışıyorlar.

Aile ve mahalle baskısı derken….

Hükümet yetişiyor imdatlarına!

Günümüz deyimiyle “beyinleri türbanlı erkekler” kadınlara, kızlara zorunlu kılıyorlar.

O hanımlarımızın, o kızlarımızın….

Suçları yok, korkudan takıyorlar.

Türban takanlarımız için gizli anket yaptırın. Cevap; ya ailesi ya mahallesi istiyordur ya da hükümet hazretlerinin üstü örtülü emridir! Yoksa türbanın altına vücut hatlarını çıkaran kotlar giyerler miydi? Kaşlarını çektirirler miydi, rimel, oje, allık, krem, pudra kullanırlar mıydı?

Saatleri geriye çalıştıramazlar. 5 yıl mı olur, 10 yıl mı, bir zaman gelecek ki, onlar da çağımıza ayak uydurmak zorunda kalacaklar. Yaşayanlarımız gerçek özgürlük nimetinin tadını çıkaracaklar.

***

“OLMAYA DEVLET…”

Benim, senin, onun en doğal hakkı.

Hastaysak hastanelere gideceğiz.

Bugün sağlık, “sektör” oldu artık.

Adını “Sağlıkta Dönüşüm” koydular.

Konya’da da “Başhekimler” değişti.

Kıdem ve liyakat falan es geçildi!

Has­ta­neler­de 30 yıl­lık dok­to­r ortalama 3 bin li­ra maaş alıyor. Dö­ner ser­ma­ye­ ile eli­ne 4-5 bin li­ra ge­çi­yor. Ba­zı branş­lar­da bu mik­tar ar­tıyor. Emek­li­ olursa 2 bin 500 li­ra civarında alacak.

Ba­kan­lık, yan­daş­la­rın yü­zü­nü gül­dü­rür­ken, ço­ğun­lu­ğu mut­suz ha­le ge­tir­di. Has­ta­ne baş­he­kim­li­ği var, başhekim yardımcılığı var, hastane yöneticiliği var.

Anlayacağınız, 3 kişiye 1 görev…

Müs­te­şar yar­dım­cı­la­rı, ge­nel mü­dür­ler, dai­re baş­kan­la­rının 4-5 bin li­ra de­ğil; ka­ğıt üs­tün­de başhe­kim, başhekim yardımcısı ­ ve yö­ne­ti­ci­si gös­te­ri­le­rek 10-12 bin li­ra ma­aş al­dıkları iddia ediliyor.

“Dönüşüm” böyle yaşanıyor!

Allah hastanelere düşürmesin.

Yokluklarını da göstermesin.

Ne demiş Sultan Süleyman: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Siz siz olun, kendinizi koruyun, oralara düşmeyin.

“Bir nefes sıhhat” gibisi var mı?

***

ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP

Yıl 1961… Necip Fazıl üstad sanki bugünler için yazmış. Buyrun:

Bir alem ki, gökler boru içinde!
Üst üste sorular soru içinde…
Düşün mü konuş mu sus mu unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Saat beş dedi mi bir yırtıcı zil,
Sayım var maltada hizaya dizil,
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat,
Yalnızca seccademin yününde şefkat.
Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan,
Dakika düşelim senelik paydan,
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Garip pencerecik, küçük, daracık,
Dünyaya kapalı, Allah’a açık…
Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte,
Ölsek de sevinin, eve dönsek de.
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte,
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir,
Gün doğar, gün batar, ebed bizimdir!

> Yeni Meram >Yazarlar > Sıhhat
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.