YAZARLAR

Konya’dan her ne gidiyorsa, sessiz sedasız çekip gidiyor. Tereyağından kıl çeker gibi derler ya aynen o şekilde alıp gidiyorlar. Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış derler!…

Bizim minarelerin çalınması diye bir şey yok aslında, yer değiştirmesi daha uygun bir ifade. Minarenin kılıfını bizimkiler, bizimde çorbada tuzumuz bulunsun diyerekten kendileri gönüllü olarak hazırlıyorlar!…

Ne kadar gani gönüllü, ne kadar hayırsever, ne kadar iyilikseveriz böyle!…Elimize su dökebilene aşkolsun!…

Adam şunu şunu alıp götüreceğim diyor, bizlerde hakkı âliniz var, öyle münasip gördüyseniz, bize laf düşmez deyip, eğiyoruz başımızı.

Böyle itaatkâr, böyle sessiz, böyle kafasına vur, ağzından lokmasını al Konya’yı kim sevmez! Bizi seviyorlar diye, sevinçten ayakları yere değmeyen, etekleri zil çalan bir şehir olmasını kimlerden öğrendik, bilen var mı?

Şehrin tekerlekleri olsa alıp Fizan’a götürseler, bizi çok seviyorlar, ondan böyle yapıyorlar diye, sevinçten uyuyamayacak bir hal ve vaziyet hakim hepimize!…

Seyretmek ve sessiz kalma hakkını kullanmakta, siyasetçilerimiz kadar usta ve mahirane davranışlar gösterenlere de, az rastlarsınız.

Bir de, ketumlar ki hiç sormayın. Görmedim, duymadım, bilmiyorum tavrını takınma noktasında her biri doktora ve master yapmış.

Sükut ikrardan gelirmiş, söz gümüşse, sükut altınmış. Konya kerpiç misali sessiz ve sedasız her şeyi seyrederken, ne oluyor diye, ne zaman bağıracak diye bekleyenler filan var.

Nasırlarına basılırsa, belki!..

Yerelde mevzi ve mevki kaybetme gündeme gelirse, değme Avukatlara taş çıkartan insanların var olduğunu ancak o zaman anlarsınız.

O da hak aramanın, yalvarma ve ağlama dalına girer ki, on şey kaybeder, birini anca kurtarabilirsiniz!…

Tarım Bakanı Mehdi Eker, 2003 yılında başlatılan, ortaya çıkan hastalık nedeniyle bir süre ara verilen ve tekrar başlatılacağı söylenen büyükbaş hayvan ıslahı projesinin Konya’nın elinden alınarak Ege Bölgesi’ne kaydırıldığını söyledi. Tam on sene proje gerçekleşecek diye bekle, sonra bir basın toplantısında, hepimizin gözünün içine baka baka, al git projeyi Egeye!…

Türk İneği Projesi de bu şekilde sessiz sedasız giderken siyasilerimizden bazıları da oradaydılar!…

Atalar demir tavında dövülür demişler. Tava güzel getirilen şehirlerin istisnasız en başlarında gelen Konya, çiftçilere verilen parasal destek ve prim cümleleri ile mest olurken, bir proje daha kaybettiğini anlayamadı bile.

O anda Bakanı övmekle meşgul olan basınımız, soru mu, açıklama mı belli olmayan sorular yönelttiler. İşin bir başka enteresan yönü de şuydu; Konya Tarımı üzerine bizde boş değiliz Sayın Bakanım anlamına gelen kendilerini ispat ifadeleri sıralıyorlardı ki görmeye değerdi.

O arada Yeni Meram Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Barış Yaman, Türk İneği Projesini sordu ve cevabını bilahare gazetede haber olarak paylaştı.

Konya’dan neyin gittiğini arkadaşlar ancak yayınlanan haber sonrasında anlayabildiler!…

Hatırlarsanız Bahri Dağdaş Tarım Enstitüsünün Uluslararası statüsü alınarak, Diyarbakır’a gitmiş, Konyalı siyasetçilerin gıkı bile çıkmamıştı. Basın bu konuda siyasetçileri top ateşine tuttuğunda yandım anam diyen soluğu Ankara’da almış, aylar sonra Bahri Dağdaş’ın hakkı ve itibarı geri iade edilmişti.

Tarım Bakanına niçin teşekkür ettiğinin farkında bile olmayan basındaki arkadaşlar için sanırız, Bakanla birlikte aynı atmosferde bulunmak, onunla bir yemekte bir arada olmak yetip arttı!…

Telekom Bölge Müdürlüğü Antalya’ya, Devlet Malzeme Ofisi Bölge Müdürlüğü Eskişehir’e giderken de arkadaşlar hiç ses çıkarmamışlardı.

Pek tabi ki, siyasetçilerimizde derin bir sessizliğe büründüler.

Bahri Dağdaş’ta uygulanacağı söylenen Türk İneği Projesi de Ege Bölgesine sessiz sedasız kaydırılırken, yine sessiz kalan Konya basınındaki arkadaşlar, Bakana övgüler yağdırmaya devam ettiler.

Seyit Küçükbezirci Ağabey, on-on bir yıl kadar önce, köşe yazarlığımın ilk yıllarında, o zamanlar Gül Bahçesinde olan Gazeteciler Cemiyetinde gerçekleştirilen basının bayramlaşmasında, ” Konya basını övgü basınıdır” demişti. Seyit Ağabey’in bu sözleri aradan geçen en az on yılda hiç değişmediği gibi, her geçen gün haklılığını korumaya devam ediyor.

Tarım Bakanımız, Konya’dan bir şeyler alıp götürürken, Bürokratlarının da basına yaklaşımı dikkat çekiciydi. Dedeman’da Bakanlık bürokratlarının basınla el sıkışması bir alemdi çünkü.

Bakan basına karşı samimi ve sıcak davranırken, bürokrat arkadaşların eli elinizde yüzü gerilere dönük olursa ne düşünürsünüz? Üstelik sadece size yapılmış bir hareket değilse…

Alınganlık yapmak istemiyoruz. Ancak Tarım Bakanlığının Konya’ya bakış açısının neden böyle olduğunu siyasetçilerin sorması gerektiği düşünüyoruz.

Tarım şehri Konya’da, bize rekolte rakamlarını açıklayan, şu üründe, bu üründe birincisiniz, daha ne istiyorsunuz demeye getirilen soru-cevaplarla birlikte tam iki saat süren, Konya’ya ne kazandırdığına şahit olamadığımız bir açıklama zinciri sonrası elimizden uçup giden bir proje daha.

Bu konuda savunmaya geçenler, geçirilenler olabilir. Yok şu şöyleydi,, yok şu böyleydi, siz konuyu yanlış anlamış olabilirsiniz diyecekler, yada yapılması en geçerli kurala uygun davranacaklar, yani susacaklar.

Konya’nın susma hakkını hemen her yerde kullanma gibi harika bir metodu var. Kimden öğrendilerse iyi öğrenmişler hakikaten!..

Kime bir şey sorsak, kesinlikle cevap vermiyor. Susunca haklı olduklarını filan zannediyorlar herhalde!..

Susmanın bir çok yerde gerçeklerden kaçmak olduğunu size bir öğreten olmadı mı?

Dünya kadar yanlış yapılacak, hata yapılacak, amma siz susacaksınız?

Oh ne âlâ iş, oh ne âlâ Konya!…

> Yeni Meram >Yazarlar > Sessiz sedasız, giden gidene!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.