YAZARLAR

■ Sansür, bir topumun kendine güvenmediğinin kanıtıdır.

***

Dün Basın Bayramıydı. Bayram bu kez, özgürlük kavramıyla birlikte gündeme geldi;

Basın özgürlüğünün ağırlıklı tartışıldığı günümüzde buna koşut yanıt bekleyen bir soru daha var;

Sansür örtülü olarak devam ediyor mu?

Basınımızdan sansür resmen kaldırılmış olmasına karşın, gazeteciler, örtülü sansürün ilan ve reklâm verenlerin, siyasal iradenin, baskısı altında bulunmaktadır.

Medyanın giderek tekelleşmesi dahası kartelleşmesi, yayın organları sahiplerinin gazetecilik dışı alanlardan gelmesi değişik sektörlerde işletmeleri bulunması baskılara olanak sağlamaktadır. Söz konusu oluşumlar basınını tek düzeliğe götürürken, çok seslilik de zaafa uğramaktadır.

Yasama, yargı ve yürütme erklerinden sonra dördüncü güç basın, kamuoyunu oluşturma, yansıtma, yönlendirme, eleştirme, uyarı ve hakemlik görevlerini tam anlamıyla yerine getirememektedir.

***

Avrupa’da ilk gazete Fransa’da 1631’de yayınlanmış ülkemiz gazeteyle 200 yıl sonra 1831’de Takvim-i Vekayi ile tanışmıştır.

24 Temmuz 1908’de sansür uygulaması kaldırılmış; 1876 Anayasasına göre, seçimlerin yapılacağı duyurulmuştur.

“Reval Mülakatı ” ile Rumeli topraklarının taksim edilmesine karar verilince , hürriyet taraftarları “hürriyeti” ilan etmişler, bunun üzerine de 2. Abdülhamit “ Kanuni Esasi ” yi yürürlüğe koymak zorunda kalmıştır..

2. Meşrutiyetin ilanıyla gazeteciler coşku içinde Sirkeci Garı karşısında bir lokantada toplanmış, 33 yıldan bu yana ilk kez bir araya gelmiş ve örgütlenme konusunda “Osmanlı Matbuat Cemiyetinin” temelini atmışlardır. İstanbul’da İkdam, Sabah, Tercüman ve Saadet gazeteleri çıkıyordu.

Gazeteciler, sansür görevlilerini o gece işyerlerine sokmamak için sabaha kadar nöbet tutmuş, memurlar kapıdan geri çevrilirken, bir de ihtarda bulunmuşlardır;

■ Gazeteler hürdür ve sansür yasaktır.

Basınımızda yeni bir dönem başlamış, Meşrutiyeti ve özgürlüğü öven yazılar bir birini izlemiş, ilk ayda 200’ün üzerinde her eğilimde gazete ve dergi yayınlanmış, sayı daha sonra 607 ‘ye ulaşmıştır. Sürgündeki gazeteci, şair ve fikir adamları da İstanbul’a dönünce tam özgürlük ortamı oluşmuştur.

Sansürün sonra, kısa süreli de olsa yeniden hortladığı gözlenmiştir.Örneğin, Mehmet Vahdettin 5 Şubat 1919 Kararnamesiyle sansüre yer verirken, Mütareke Döneminde İtilaf Devletleri Türk gazetelerine sansür uygulamasında bulunmuştur.

TBMM, 23 Nisan 1920’de açıldıktan sonra Teşkilatı Esasiye Kanunu hazırlamış ve 77. Maddesinde “Matbuat Kanun dairesinde serbesttir ve neşredilmeden, teftiş ve muayene tabi değildir .” hükmü getirilerek, sansür anlayışı ortadan kaldırılmıştır.

Cumhuriyet döneminde 1960 de 1982’de Silahlı Kuvvetlerin yönetime el koymasıyla, olağanüstü günlerin koşulları içinde sansür uygulamasına yeniden devam edilmiştir.

İki süreci de yaşayan bir gazeteci olarak sansürün ne denli bir engelleme olduğunun, basın özgürlüğünü götürdüğünün canlı bir tanığıyım. O dönemde, polis ve jandarmanın günlük “vukuat raporları “ bile sansürden geçirilir, gelenek olarak Valilikten alınan bültenler Sıkıyönetim Komutanlığı basın Bürosundan bir Albayın süzgecinden geçtikten sonra kamuya yansıtılırdı.

O karanlık ve şeffaf olmayan günlerin zorluk ve sıkıntılarını yaşamayan bu günün değerini tam olarak anlayamaz.

BİR DAMLA;
Basın Özgürlüğü öyle bir özgürlüktür ki, onsuz diğer özgürlüklerin hiç biri yaşayamaz.

■ Basın hürriyeti kalkarsa, vicdan, eğitim, konuşma hürriyetleri de kalkar.
■ Hürriyetimiz, basın hürriyetine dayanır; basın hürriyeti de kaybolmadan kısılmaz.

> Yeni Meram >Yazarlar > SANSÜR VE BASIN BAYRAMI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.