YAZARLAR

■ Bir ömrü nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle de dirilirsiniz!

***

Bir Ramazan Bayramı daha geride kaldı. Pırıl pırıl giysiler, ziyaretler, el öpmeler, saygı ve sevginin harman olduğu günler. Kapı zilinin çalmasıyla şeker istemeye gelenler, maytaplar, balonlar, yardım ve dayanışma penceresinin sonuna dek açılması, Kederde ve kıvançta beraber olmanın gülümseyen fotoğrafları, ezan ve siren sesleri trafik, ambülans. Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiler. Bir de mezar ziyaretleri var. Büyüklerimin ruhuna fatiha okumak için Üçler Mezarlığına gittiğimde Fransız’ların sözünü anımsarım; ■ Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur! Bir Alman atasözüne takılır kalırım;

■ Eşitlik arayan mezara gitmeli.

İtalyan’ın biri ; “Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur” demiş ve şair de devam etmiş;

■ Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:

Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz.

Oyuna çıkıyoruz; birer ikiser, ikişer

Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.

Böylesi düşüncelere odaklanmış iken bu kez Hallac-ı Mansur uzaktan seslenir;
Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın

var mı?

Gençliğime de güvenmem, ölen hep

ihtiyar mı?

Üçler Mezarlığından çıkış hazırlığında iken tam karşıda Kubbe-i Hadra’dan sanki Hz. Mevlana’nın sesi gelir gibidir;

Ölümden sonra hayata giden bir yol bulunur.

Uyku ölümün kardeşidir.

…Ömür sona erince bir kerpice baş koyacaksın.

Hiçbir ölü öldüğüne hayıflanmaz, sadece azığının azlığına hayıflanır. Ölen kuyudan ovaya çıkmış demektir

… Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.
Yürü, bir an için mezarlıkta sessizce otur. O söz söyleyip şimdi susmuşları gör! Onların topraklarını bir renkte, bir halde görürsün, halleri bir değildir ki?

Mezar ziyaretleri kişiye kıssadan hisse, “ölümü” çağrıştırmaktadır. Bu denli ziyaretler genelde Ramazan ve Kurban Bayramlarında yoğunlaşmaktadır.

Konya, mezarlık ziyaretlerinde yoğunluk yaşanan yerlerin başında geliyor. Mezar kayıtları bilgisayara aktarıldı, yol levhaları sizi istediğiniz yere götürüyor, ziyaretçiler, “ölülerinin nerede yattığını” kolayca bulabiliyor. Yollar sanki kent içi yolları gibi çapraşık değil. Müzik yayını, ışıklandırma, yaşamdan ölüme giden ince yolda kişiye rahatlık veriyor.

Hz. Muhammed, ölüm hâlindeki bir kimseyi ziyaret ettiğinde sordu;
Kendini nasıl buluyorsun?

Yanıt şöyle geldi;

Kendimi korku ile ümit arasında görüyorum!

Bu yanıt üzerine Hz. Peygamber konuştu;

– Allahü teâlâ bir kalpte korku ve ümidi bir arada bulundurmaz. Kalbinde korku ve ümidi bir arada bulundurursa, onu ümit ettiklerine kavuşturur, korktuklarından da emin eyler.

■ Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var;
Oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var!

BİR DAMLA;

■ Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol.

Şu akıp giden kum seline bak;

Ne durması var, ne dinlenmesi

Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya,

Nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini.

> Yeni Meram >Yazarlar > ÖLÜM GERÇEĞİ VE MEZARLIKLAR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.