Torku Jelifest

Nimetler, Nijer ve Biz

  • Giriş Tarihi: 19.11.2019 7:44
  • Güncelleme Tarihi: 16:49
Nimetler, Nijer ve Biz

Dost Eli Derneği’nin görevlisi Tahir Özcan’ın gidip yaşayarak gözlemlediği Nijer’deki su problemini gözler önüne sermeye devam ediyor. Özcan bu yazısında da Nijer’de yaşanan su sıkıntısını yüreklere ve vicdanlara seslenerek kaleme aldı. İşte Özcan’ın içerisinden bir çok dersler çıkarılacak yazısı…

Mutlu Akü

Bizim için suya ulaşmak, birkaç adım atıp, en yakındaki musluğu çevirmekten ibaret iken, Nijer ve benzeri durumdaki Afrika ülkelerinde temiz su için yarım gününüzü harcamanız gerekebilir. Hayırsever birilerinin açtırdığı su kuyusu köyünüzde veya çok yakınınızda değilse 4 saatlik yolu 2 bidon su için her gün gidip gelmeniz, günlük yaşamın bir parçası haline gelir ne yazık ki.

Ben, defalarca gittiğim Nijer’deki su sıkıntısını görünce, su nimetinin önemini anladığımı düşünüyordum. Hatta yaz günleri aracımda ısınmış suyu bile dökmüyor, içiyordum çünkü yokluğunu görmüştüm, hesabının olduğunu biliyordum; gözümün önünde bataklıktan doldurduğu çamurlu suyu içenlere şahit olmuştum. Ta ki yine açtığımız su kuyularını kontrol için Nijer’e yeniden gidip, orada şu anlatacağım olayı yaşayana kadar:

Su kuyularını kontrol ederken, bir arkadaşımız tulumbanın başına geçer ve suyu basar, ben ise akan su ile abdest alırdım. Yine aynı şekilde abdest aldıktan sonra, bir Nijerlinin de kollarını sıvayıp abdest için su kuyusunun başına geldiğini gördüm. Ama o bir arkadaşına rica etti tulumbayı basması için, gelen suyla da elindeki plastik çaydanlığı doldurdu. Daha sonra da bir kenara çekilerek 1 damla suyu bile boşa götürmeden o çaydanlıktan kendine su dökerek abdestini aldı. Benim abdest aldığım suyla o, 3 defa daha abdest alabilirdi. Demek ki bir şeyin yokluğunu bilmek, onun kıymetini anlamaya yetmiyordu, o yokluğu yaşamak gerekiyordu ve suyun yokluğunu yaşayan Nijerliler, su yokluğuna şahit olan benden daha iyi biliyordu suyun kıymetini.

İmkânınız varsa Nijer’e gidin, özellikle ağlayamıyorsanız mutlaka gidin, gözpınarlarınızın orada açıldığını göreceksiniz. Nijer’e giderken yanımızda çocuklar için şeker, çikolata götürürüz. Yine bir köyde etrafımızı saran çocuklara bir şeyler dağıtmıştım ve birine de çikolata verdim. Etrafımı saran çocukların hepsine bir şeyler verdikten sonra, gözüm tekrardan az önce çikolata verdiğim çocuğa takıldı. Kendisine verdiğim çikolatayı evirip çeviriyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Belli ki hayatı boyunca hiç çikolata görmemişti. Elinden çikolatayı aldım, ambalajını açıp içinden çıkardım ve eline verip yemesini işaret ettim. Ondan sonra çocuk çikolatayı yiyebildi.

 

Bir de şehrimiz olan Konya aklıma geldi. Çocuklarımız artık çikolata seçer oldu. “Onu yemem, bunu yerim”, “onu sevmiyorum, bu güzel”. Bizler yemek konusunda nerede yiyeceğimizi ve ne yiyeceğimizi seçerken, evimizdeki musluklardan akan suyu içmeyip, hazır su satın alırken, hatta o hazır sularda bile marka ayrımına giderken, Nijerliler bir damla temiz su bulamadığı için çamurlu suyu içmek zorunda kalıyor.

 

Ve iş gelip çatıyor hesap gününe. Bizler elimizdeki nimetleri beğenmemezlik yapan, israf eden insanlar olduk. Nijerliler ise ömrü boyunca görmediği çikolatayı, nasıl yiyeceğini bilemeyen insanlar. Onlar da kıyamet günü Allah’a hesap verecek, biz de. Kimin hesabının çetin geçeceğini tahmin etmişsinizdir.

 

Ülkemizde bir yıl içinde 1,7 milyar ekmek çöpe atılırken, 214 milyar liralık gıda israfı yapıldı. Günlük olarak bakıldığında ise, 4 milyon 900 bin ekmeğin çöpe atıldığı tespit edildi. Yapılan gıda israfında, her şey dahil otellerin, lokantalara oranla 5 kat daha fazla israf yaptığı ortaya çıktı.

 

Şimdi bir daha düşünün, yediklerinizi, beğenmediklerinizi, çöpe attıklarınızı, tatillerinizi, Nijerlileri ve Allah’ı.


ETİKETLER

> Yeni Meram >Dünya > Nimetler, Nijer ve Biz
HABER YORUMLARI