YAZARLAR

Geçtiğimiz hafta ülke gündemi bir Türk polis şefinin sözde bir milletvekilince tokatlanması olayıyla çalkalandı. Vaka’i adiyeden değil kanunları yapan, yasama meclisi içindeki bir sorumlu kendi koyduğu yasaları çiğneyip devletin polisine bir okkalı tokat atıp, bir de başına taş atma pozisyonuna girmiş.

Bu sakil durum Vaka’i adiyeden olsaydı? Yani bu tokadı sıradan bir vatandaş bir polise atsaydı, bu vatandaşın insani değerlerinin yetersiz, inanç ve ahlak düzeyinin düşük, olmasından kaynaklanan bir olay olurdu ki, ülke düzeyinde gündeme gelen bir olay olmazdı. Bu vatandaşın yetersiz kültür ve medeniyet sahibi olmasından bu devletin de sorumluluk payı olduğu gerçeği düşüncelerde yer ederdi.

Yakın geçmişimizde Kuzey Irak’ta Amerikan Askeri timlerinin Türk Subay ve erlerinin başına bir çuval geçirme olayına tanık olan kamuoyu, aradan geçen yıllara rağmen ulusal onurumuzu zedeleyen bu olayın etkisinden bu millet ve ülke ne yazık ki kurtulmuş değildir. Türk Milleti’nin Ataerkil Ulusal yapısında onur ve gururun yüce bir yeri vardır. Bu yerin kirletilmesine ne geçmişte atalarımız izin vermiş ve ne de bu günkü nesil ve gelecek hiçbir şekilde izin vermeyecektir.

Yukarda Vaka’i adiye söylemini dile getirirken, eğitip insani değerleri yüce bir millet yapamamanın acı faturasının sorumluluğunun devlet olduğunu vurgulamıştım. Devlet eğer geçmişte Tekel işçilerinin eylemine katılan bir milletvekilini sille tokat tartaklamış, hem de gözüne biber gazı sıkılmışsa, İzmir Buca Polis Okulu’nda bir öğretmen komiser öğrenci polislere tekme tokat girişmişse, bu örnekleri çoğaltabiliriz, insan onuru da devlet onuru gibidir. Bu olaylara Vaka’i adiye deyip geçmek vicdanen mümkün müdür ?

Şırnak Milletvekili Sebahat Tuncel Vaka’i Aliye bir suç işlemiştir, ‘İmam yaparsa … Cemaat de yapar’ atasözümüz istenmediği halde yerini bulmuştur. Bu vekil mutlaka ve mutlaka hak ettiği cezaya çarptırılıp Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu’nun onuru kurtarılmalıdır. Zira meclis başkanı “Bu bizim işimiz değildir” açıklamasını yapmamalı idi.

Zira bu kötü olay Vaka’i Aliye olarak bırakılmamalıdır. Türk yargı sistemi bu insani değerden yoksun sözde halk temsilcisinin bu göreve layık olmadığına karar verirse geleceğe örnek olacaktır. Türklüğün tarihinde değil böylesi hakaretler, daha basit sakillikler asla hoş görülmeyip müsebbibler hesaba çekilip cezalandırılmışlardır.

Amerikan askerlerinin Türk askeri başına çuval geçirmesi olayı sözde stratejik ortağımız Amerika’ya haddi bildirilmeyip, unutturulma yoluna girilmesi ulusal onuru yüce milletimizin belleklerinden silinmediği ortadadır.

Mavi Marmara Gemisi’nin Filistin’e yardım götürürken yaratılan İsrail kalleşliği de unutulmayan ulusal boyutlu bir olay olup, tuzu biberi dokuz canın ebediyete gönderilmesi, hesabının da uluslar arası boyutları ile sineye çekilmesi, geleceği görülemeyen bir hata ve de siyasi ahlaktan yoksun bir terör devleti ile aramızın açılmasına, hem de uluslar arası arenada yalnız kalmamıza da neden olması keza bir Vaka’i Aliye olarak belleklerimizde kalmaktadır. Bu hususta ulusal onurumuzu ve gururumuzu rencide eden bir olay olarak da keza yüreklerimizi yaka gelmektedir.

Ne dünkü Çuvalı ne Mavi Marmara denizi vakasını ve ne de bu günkü Tokatı bu yüce millet sinesine çekip sindiremedi ve de sindiremiyecek…

> Yeni Meram >Yazarlar > NE DÜNKÜ ÇUVALI NE BU GÜNKÜ TOKATI BU YÜCE DEVLET HAKETMEDİ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.