YAZARLAR

Eğer gerçeği açıklamak istiyorsan, zarafeti terziye bırak.

***

Devr-i demokraside öylesine “Münasebetsiz Mehmet Efendiler” var ki, bir teneke balla bile yenmez, gazel ve şarkıları dinlenmez.

Her mesleğin kendine özgü “Münasebetsiz Mehmet Efendiler” vardır; politikada, iş âleminde, ticarette, tarımda, sporda, eğitim ve öğretimde, sanatta- zanaatta, sokakta-sahnede, bürokraside, medyada, dernekte, örgütte, sokakta, federasyonda, konfederasyonda ve toplumun tüm katmanlarında boy gösteririler;

■ Az söz erin yüküdür,

Çok söz hayvan yüküdür.

■ Bilenin susması, bilmeden söylenen söz kadar çirkindir
Günümüzde medyada ve politikada “Münasebetsiz Mehmet Efendiler”in sayısının giderek çoğalması pek hayra alamet değildir.

Siyasal aktörler ayaküstü laf edince ortalık birbirine giriyor. Klişe açıklama geliyor;

— Maksadını aşan bir söz söyledik!

Kimi yazarlar da aynı hastalığa tutulmuş, onların geri dönüşü sözle değil yazıyladır;

— Maksadını aşan bir cümle kurduk!
Söz ve yazıya dönük cümlelerinin tercümesi;

“Münasebetsizlik ettik.”

Bir de noktasız, virgülsüz, uzun konuşanlar, uzun yazanlar var. Saatlerce konuşanların, sütunlarca yazanların cümlelerinden çoğu kez çıkan sonuç kocaman bir “sıfır”dır. Bunlar da bir tür “Münasebetsiz Mehmet Efendiler”dir. Farabi’ye sormuşlar;

Lâfı uzatanlara ne yapmak gerek?”

Farabî yanıt vermiş;

“Uzun konuşanı, kısa dinlemeli.”
Her mesleğin kendine özgü “Münasebetsiz Mehmet Efendileri” var demiştik, aynı durum, dönemler için de geçerlidir; daha doğrusu her dönemin de kendine özgü ”Münasebetsiz Mehmet Efendileri” vardır.

Tarihten bir yaprak;
İkinci Sultan Mahmud’a ‘Münasebetsiz Mehmet Efendi’ isminde birinden bahsetmişler. Merak edip, huzuruna getirtmiş. Biraz konuşmuşlar, Padişah, Mehmet Efendi’yi aklı başında bir adam bulunca “Senin için münasebetsiz biri diyorlardı. Halbuki pek makul konuşuyorsunuz” demiş.
Mehmet Efendi de “Teveccühünüz Sultanım” deyip boynunu bükmüş.
Padişah ile Mehmet Efendi konuşmaya devam etmişler, dereden tepeden bahsederken Mehmet Efendi, birdenbire Padişah’a sormuş;

— Efendim, zurna çalmasını bilir misiniz?
Sultan Mahmut yanıt vermiş;

— Hayır bilmem.
Mehmet Efendi’nin yanıtı şu olmuş;

— Bendeniz de bilmem!
Padişah şaşkın şaşkın bakınırken, Münasebetsiz Mehmet Efendi devam etmiş;

— Benim Bursa’da, halamın damadının ihtiyar bir teyzezadesi vardı. O da zurna çalmasını bilmezdi.

Münasebetsiz Mehmet Efendi münasebetsiz

sorularını sürdürmüş;

— Babanız zurna çalar mıydı?

Sultan Mahmut’un sinirleri tavan yapınca mabeyinciyi çağırarak emir vermiş;

—Atın şu münasebetsizi dışarı, yoksa bayılacağım.

Maliye Bakanlığı”nın adı kimi politik aktörlerce “Mal-ye” Bakanlığı olarak nitelendirilirse, daha nice anlamlı benzetmeler yapılırsa Münasebetsiz Mehmet Efendiler de zaman arz-ı endam edeceklerdir.

Şair doğruyu dile getiriyor;

“Mençe guyem, tamburem çe guyed?”

■ Boş boğazı ateşe atmışlar da odun yaş diye bağırmış

BİR DAMLA:

İNSAN KALMAMIŞ!

Düşmanın sitemi yürekler ezer,

İnsan bu kahr ile canından bezer,

Gülşende yabancı köpekler gezer,

Erler meydanında insan kalmamış.

> Yeni Meram >Yazarlar > MÜNASEBETSİZ MEHMET EFENDİLER!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.