YAZARLAR

Her birey için sahip olduğu mesleğin büyük bir önemi vardır. Meslek, ekseriyet için maişetini kazanma yanında kişinin kendisini ispat etme ve toplumda itibar görme aracıdır.
Mesleğin aile bakımından önemi hanehalkının geçim kaynağı olmasıdır. Ebeveyn de çocuklarının iyi birer meslek sahibi olmaları için çırpınır, bazen gelirlerinin önemli bir kısmını onların iyi birer meslek sahibi olmaları için eğitime ayırır. Çocuğun ilkokuldan başlayarak her eğitim kademesinde imtihanlardan imtihanlara katılması iyi bir meslek sahibi olmasına yöneliktir.
Bir ülkenin çalışan nüfusa sahip olması ve bunların büyük bir kısmını istihdam etmesi, o ülke için konulan bir hedeftir. Yani işsizliği azaltmak ve verimi artırmak için uygulanacak iktisat politikaları içinde nüfusun, ülke ekonomisi için gerekli olan mesleklere yönlendirilmesi önem taşır. İşsizlik ne kadar yüksek olursa, ülke ekonomisinin kaybı o kadar artar. Bu sebeple eğitim politikalarıyla ülke ekonomisinin takip edilmesi gerekir.
Herkesin kendi işini kurması, özellikle günümüz şartlarında mümkün olmadığına göre işveren açısından mesleklerin de önemli yeri vardır. Yani bir yanda işsiz bir kitle varken, diğer yanda işletmeler eleman bulmakta sıkıntı çekebilir. Bu sebeple sektörlerin ihtiyacı olan mesleklerde oryantasyon eğitimi yapmak gerekir veya işbaşı eğitimle istenilen nitelikte elemanı işletme kendisi yetiştirir. Bunlar hayat boyu öğrenmenin türleridir.
Bu konu, her ne kadar ülke çapında genel eğitim ve istihdam politikalarıyla ele alınsa da, mahalli niteliğini de dikkate almak gerekir. Zira her ilin veya ilçenin ekonomik yapısı farklıdır. İş gücü piyasasının dengeye gelmesi de gecikmeye maruz kalabilmektedir. 2008 yılında (15-25 şubat tarihleri arası) Selçuklu Belediyesi, Selçuklu İstihdam ve Sosyal Destek Derneği ile Konya Sanayi Odası ortak bir çalışma yaparak o zaman odaya kayıtlı 1358 iş yerinden 1058’sine ulaşarak 817 iş yerinde tesadüfü yöntemle örneklem seçilmiş ve 19 sorulu bir anket yapılmıştır. Bu araştırmada o dönemde, OSB’lere göre firmaların genel olarak % 28 yüksek nitelik, % 63 orta nitelikli ve % 9 düşük nitelikli personele sahip olduğu belirtilmiştir. OSB’lere göre firmaların işe yeni almayı düşündüğü personelin alanı % 83 ile teknik, % 17 ile idari personel gözükmüştü. Aradan 12 yıl geçince tabii ki işletmelerin ihtiyaçları farklılaşmıştır.
Geçen hafta Lütfi Sunar, M. Elyesa Koytak ve M. Fevzi Esen tarafından “Türkiye’de Çalışma Hayatı ve Meslekler” araştırması (https://tyap.net/tma) yayınlanmıştır. Bu araştırma sonuçlarına göre, ülkemizde mesleklerle ilgili sistematik ve nitelikli veriler yeterli değildir. Bu nedenle çalışma hayatında dair veriler içerisinde mesleklerin konumunu, kazancını, yaptığı işleri takip edebileceğimiz alt bileşenlerin oluşturulması zorunludur. Meslek gibi çok temel bir sosyal bileşenin takip ve analiz edilemiyor oluşu çok önemli sorunlar doğurmaktadır. Bunun için TÜİK’te bir mesleki veri setinin oluşturulup sistematik olarak güncellenmesi gerekmektedir. Otomasyon ve robot iş gücünün Türkiye üzerinde oluşturacağı etkilerin başka bileşenlerle birlikte incelenerek derinlikli analizlerin yapılması icap etmektedir. Bu anlamda ulusal bir takip ve koordinasyon merkezinin acilen oluşturulması lazımdır.
Eğitim ve meslek arasındaki ilişkinin ve geçişliliğin daha nitelikli ve derinlikli bir biçimde analiz
edilmeye ihtiyacı vardır. Son zamanlarda çeşitli çözüm üretme girişimleri olsa da Türkiye’de halen daha lisede mesleki eğitim ve üniversitede meslek edindirme ile ilgili çok önemli eşgüdüm sorunları mevcuttur. Dolayısıyla eğitim planlamasının iş ve meslek piyasalarının mevcut durumu ve gelişim seyri göz önüne alınarak yeniden gözden geçirilmesi ve daha esnek bir biçimde kurulması gerekmektedir. Meslek edindirmeye yönelik eğitimden artık beceri edindirmeye yönelik bir eğitime geçiş şart görünmektedir.
Gençlerin işe ve çalışmaya yaklaşımı, meslek edinmesi ile ilgili durumu anlamamızı sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır. Genç işsizliğinin çok büyük artış göstermesi aileden, dini yaşama,
siyasal tercihlerden suç oranlarına kadar hemen hemen her alanda etkisi görülen bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple genç işsizliğini çözecek hali hazırda yürürlükte olan kısa vadeli teşvik uygulamalarına ek olarak uzun vadeli yapısal çözümlerin üretilmesi gerekmektedir. Bu yapısal çözümler arasında istihdamı geliştirecek yeni yatırım ve girişimlerin önünü açacak mali ve iktisadi politikaların çok büyük bir yeri bulunmaktadır. Genç işsizliğini çözecek en önemli etken genç girişimciliği olacaktır.
Mesleğin ve çalışmanın sosyal yaşamdaki konum ve itibar için merkezi bir mesele olduğu ve dolaysıyla çalışma hayatına katılamamanın ve işsizliğin toplumsal bir travma olduğu bizim araştırmamızda da ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple Türkiye’de işsizliği düşürecek uygulamalara acilen daha fazla eğilmek gerekmektedir.
Türkiye’de mesleklerin itibarları devletle hala yüksek oranda irtibatlıdır. İtibarlı meslekler (doktorluk, hakimlik, üniversite öğretim üyeliği gibi) üniversite eğitimlerini gerektirmektedir. İtibarları düşen meslekler genellikle bedeni çalışmaya bağlı olanlardır. Küreselleşme ile meslekler de değişmektedir. Daha önceleri gündemde olmayan dijital meslekler artık günümüzde ve ileride çok önemli yerlere sahip olacaktır. Tarımda geleneksel meslekler yerine bilimsel nitelikli olanlar yer edinecektir.
Yukarıdaki araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de çalışma hayatı geleneksel değerler ile modern ve post-modern değerlerin karma bir görünümünü arz etmektedir. Maalesef Türkiye’de çalışma hayatı ile ilgili mevzuat çok eskidir. Bu mevzuatın piyasanın beklentisi ve acil gelişmelerin etkisi ile yenilendiği alanlar da genel çerçeve ile bağlantısız kalmıştır. Bu sebeple çalışma hayatını ilgilendiren mevzuatın çalışmaya yönelik değerlerin değişimini kapsayacak bir şekilde güncellenmesi gerekmektedir.
Meslek odalarının ve birliklerinin kendi mesleklerinin niteliği, gelişimi ve seyri ile ilgili daha fazla bilgi üretmesi, araştırma yapması ve elde edilen veriler ışığında politika oluşumu için katkı yapmaları gerekmektedir. Bu kuruluşların aynı zamanda kendi alanlarındaki küresel gelişmeleri ve yenilikleri takip ederek mesleğin gelişimi için bir çerçeve oluşturmaları gerekmektedir.

> Yeni Meram >Yazarlar > MESLEKLERİN İTİBARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.