YAZARLAR

***

“ARAP’tan akan kan da, Türk’ten akan domates suyu mu? Esed bebek katili de Apo Kanaryasevenler Derneği Başkanı mı?”

***

ATEŞ OLMAYAN…

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, “askerlik kısalacak mı, bedelli gelecek mi?” sorularını, manidardır, özetle cevapladı: “Bazı şeyler söylenilmez yapılır. Dolayısıyla söylenildiği an yapmak lazım. Bu aynı Adalet Bakanlığı’nın affına benzer, Adalet Bakanı ‘Af yapıyorum’ diye söylemez. Söylerse o zaman suçu teşvik etmiş gibi olur.”

“Ateş olmayan yerden duman tütmez” demiş atalarımız. Şimdi askerlikle ilgili bir mektup sunalım.

Şehit Mehmet’ten: “Sevgili asker kardeşim… Askerliği 1 ay olarak yapacakmışsın… Akıl almaz nöbetler tutmayacaksın. Mutfak nöbetin olmayacak. Mektubun gelmeyecek. 30 günlük ayrılıkta mektup ne zaman gelecek ne zaman gidecek!?. Anneni, babanı, kardeşlerini, yavuklunu, memleketini özlemeyeceksin. Özlemeye vaktin kalmayacak. Kışlaya teslim olduydun; içtimayı öğrendiydin; uygun adım yürümeyi becerdiydin; basit talimlere çıktıydın, derken zaman dolacak… 30 günde elin silaha değmeyecek, barut kokusu duymayacaksın.

Sevgili Kardeşim, kışlada bizlere “Mehmetçik”, kısa dönemlere “Mehmet Bey”, sizlere de “Mehmet Ağa” denecek. Biliyor musun şu türkü bizi anlatıyor, sizi değil:

“Yemen yolu çukurdandır,

Karavanam bakırdandır,

Zenginimiz bedel öder,

Askerimiz fakirdendir.”

Sevgili kardeşim, senin hiç türkün olmayacak. Hiç bir yavuklu senin için, “asker yolu beklerim” diyemeyecek.

Ben vatan sevgisinin bedelini taksitle ödemedim. Acaba kaç milyar dolar beni ana-babama, kardeşlerime ve yavukluma kavuşturmanın bedelidir? Benim ödediğim bedeli, para değil kainat verilse karşılar mı?

Sevgili kardeşim, askerliğimin bitmesine 1 hafta kalmıştı. Operasyona çıktık. 3 gün dağ başında kaldık. Dönüşte saldırıya uğradık. Önce Rizeli Murat şehit oldu ve bedelini peşin ödedi. Arkasından Hataylı Hüseyin ve Bingöllü Samet şehit olarak bedellerini ödediler. Sonra ben şehit düştüm. Demek param olsaydı, ben de askerliğimi bedelli olarak yapacak ve evlenip çoluk-çocuğa karışacaktım. Olmadı kardeşim, olmadı!. O kara gecenin sabahında toprağa düştüm. Biraz daha “kutsal vatan olsun” diye, kanımla toprağı suladım. ‘Benden sonra doğanlar rahat etsin’ diye karşılık beklemeden toprağa secde ettim. Şimdi o çok sevdiğim, uğruna hiç düşünmeden canımı seve seve verdiğim toprağın altındayım.

Sizin için vatan borcunu can vererek ödeyecek binlerce Mehmetçik var bu ülkede.

Gam yemem, kıskanmam da…

Senin bu vatanda mutlu yaşaman beni kara toprak altında huzurlu edecektir.

Sevgili kardeşim, bir ricam var:

Çocuğun kız olursa adını Elif koy. Nişanlımın adıydı Elif… Arkamdan çok ağlamış, hala dönmemi bekliyormuş. Yavuklum, kızının adında yaşasın. Erkek olursa Mehmet koy, bütün şehit Mehmetçikler yaşasın. Bir de “köy” deyince, sadece tatil köylerini hatırlama, benim köyümü de düşün!. Ücra bir Anadolu köyünden lüks bir arabayla geçerken, ter ve tezek kokusundan iğrenme. O kokuyu içine çek. O kokuda benim kanımla suladığım toprağın kokusu da var.

Seni alnından öpüyorum.

Şehit kardeşin Mehmet.”

***

CUMAMIZ mübarek olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > Mehmetçik, Mehmet bey, Mehmetağa
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.