YAZARLAR

Ne kadar az yüksekten uçarsan,

düştüğün zaman o kadar az incinirsin.

***

Cumhuriyet döneminde olmamıza karşın, “Padişah” sözcüğü sıkça telaffuz edilir oldu.

Padişah sözcüğü çoğu kez gerçek anlamının dışında “dediğim dedik, çaldığım düdük” yaklaşımında alçak gönüllü olmayan burnu büyükler içinde kullanılmaktadır.
İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen, ama kendini beğenme.
“Ben yaptım oldu” ya da “yüce dağları biz yarattık” dönemi kapanmıştır. Kimi siyasal aktörler, yöneticileri eleştirirken aşağılayıcı bir tutumda sergiliyorlar;

“Sen Padişah mısın?”

Osmanlı’dan kalma bir deyimdir;

“Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!”

Rivayet olunur ki;

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethedip, Ayasofya’da namaz kıldıktan sonra; atının üstünde ilerlerken birden bire durmuş ve atından atlayıp, yerden aldığı bir avuç toprağı başının üstüne dökmüş sonra da hiçbir şey demeden yola devam etmiştir.

Olayı hocası Akşemseddin yorumluyor;

■ Hz. Muhamed’in müjdelediği fethi gerçekleştirmekten mağrurlanan Fatih, kendisinin de toprak altına gireceğini çevredekilere anımsatmak istemiştir.

Bir insan, Padişah da olsa, hangi büyük makamda bulunsa, ne kadar büyük işlere imza atsa, bir gün kuşkusuz o da ölecektir.

Fatih Sultan Mehmet ne diyor;
■ Olma mağrur dilber hüsnü cemale kıl vefa
Baki kalmaz kimseye nakşi nigar elden gider.

Bir de Hacı Bektaş Veli’yi dinleyelim;
■ Hararet nar’dadır, saç’da değildir,
Keramet baştadır, taç’da değildir,
Her ne arar isen kendinde ara,
Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir.
***
Sadrazamlardan Diyarbakır Valisi olan Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’a talip olmuş. Padişah Diyarbakır’a bir hekim gönderip “Rüstem Paşa cüzamlıdır!” iddialarının doğru olup olmadığını öğrenmek istemiş. Diyarbakır’a giden Hekim Paşa’nın kürkünün yakasında bir bitin dolaştığını görmüş. İnanca göre cüzzamlıya bit gelmezmiş. Buna Padişah inanmış ve kızını Rüstem Paşa’ya vermiş;
■ Olacak bir kişinin bahtı kâvi, talihi yar
Kehlesi
dahi mahallinde işe yarar

Neyzen Tevfik diyor ki;
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti.

Tevfik Fikret yanıt verir;
■ Beşerin böyle dalaletleri
Putunu kendi yapar, kendi tapar.

Söz dönüp dolaşıp “Devlet adamı nasıl olmalıdır?” sorusunun yanıtına geliyor.

Ahmet Vefik Paşa’ya Bursa Valiliği sırasında sormuşlar. O da sadece “M” ile başlayan özellikleri sıralamış;

Muteber, itibarlı; mutedil, orta ölçüde; mutena, özenilmiş; mu’tezim, azimli; mutlif, affedici, bağışlayan; muvaffak, başarılı; muvahhit, tek tanrıya inanan; muvakkit, zamanı tayin edebilen; muzaffer, üstün gelebilen; Mübeccel, yüceltilmiş; mübeşşir, sevimli haber veren; müceddid, yenileyici; mücerreb, denenmiş; müdebbir, tedbirli; müeyyit, kuvvetli; müfarık, ayırabilen; müfekkir, düşünen, düşündüren; müferrih, ferahlık veren;
müheyya, hazır olan; mühip, heybetli;
mükrim, ikram eden; mültefit, iltifat eden,
mümeyyiz, iyiyi kötüden ayıran; münevver,

aydın, kültürlü; mümtaz, diğerlerinden ayrı ve üstün tutulan.

Son söz, bir dize;
Tahsil cehaleti götürür, eşeklik baki kalır.”

BİR DAMLA:

Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur.

Dünya’da kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, biri doğmamıştır.

> Yeni Meram >Yazarlar > MAĞRUR OLMA PADİŞAHIM!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.