YAZARLAR

Bir zamanlar uçak seyahatinin lüks olduğu Türkiye’mizin insanları Türkler, biz Türkler, artık köylüsü kentlisi, dünyanın her ülkesine uçuyoruz. Birçok ülke için bu böyle belki, fakat ben bundan 96 yıl öncesini düşünerek bunu yazıyorum. 96 yıl önceki çökmüş imparatorluğumuzu düşünüyorum. “Neden?” diyeceksiniz. Söyleyeyim, 1923’te Lozan’da bize az çektirmeyen İngiliz başbakanı Lloyd George’un (1863-1945) heybetli heykeli önünde tarihe daldım. Paltosunu savurarak konuşan, bağırıp çağıran bu adam biz Türklere Lozan’da neler söylememişti!

Lozan’dan önce 17.6.1919’da Osmanlı sadrazamı (başbakanı) Damat Ferit Paris’e giderek insaf ve merhamet dilemek istemişti. Orada galip devletlerin başbakanları Clemenceau (Fransız), Lloyd George (İngiliz) ve Wilson (ABD) aynen şöyle demişlerdi Osmanlı sadrazamına: “Türkler 3 kıtada (Asya, Avrupa, Afrika) nerede bir ülkeye hükmetmişlerse orada gelişme olmamış; onlar oradan ayrıldıktan sonra o ülkeler kalkınmışlar.” Daha bir yığın hakaret dolu ithamlar. Bilhassa heykeli önünde durduğum Lloyd George: “Bu Türkleri Küçük Asya’dan (Anadolu) atmak lazım, şimdi tam sırası işte. Bu eski medeniyetler beşiği bölgede bu Orta Asya göçebelerinin ne işi var?” diyordu.

Bizi böylesine hakir gören galip devletlerden İngiltere’nin başkenti Londra’da aynı bölgede (parlamento yakınında) meşhur İngiliz başbakanı Winston Churchill’in de (1874-1965) heykeli var. O da 1. Dünya Savaşı sonrası Türk Kurtuluş Savaşı hakkında diyor ki: “Milletler her 100 yılda bir dahi çıkarırlar. Bu yüzyılda bu dahi Türklerin arasından çıktı (Mustafa Kemal Atatürk), o da bize denk geldi. Ne yapabilirdik?”

Bu emperyalist ülkelerin şehirlerini geziyoruz. Ticaret yapıyoruz, kültür alışverişi yapıyoruz, teknik alışveriş yapıyoruz. Bunlar olacak, olmalı. Ancak asla unutulmamalı ki bu ülkelerin başbakanından en ufak bireyine kadar düşüncelerinin temelinde Lloyd George’un sözlerindeki anlam hala yerinde durmaktadır.

Bu gerçeği bilmek ne anlama gelir? Şu anlama gelir. Ülkece iyi bir ekonomiye kavuşmalıyız. Bunun için de bilgi ve çalışmak gerek. Ülkemin insanları çalışkan olduklarını bu Avrupa ülkelerinde göstermişlerdir. Bilgiye gelince… Burada biraz duralım. Kafalarımızı Milli Eğitim adını verdiğimiz idareye ve üniversitelerimize teslim ediyoruz. Bu alanda başarılı değiliz. Yabancı dil öğretmedeki başarısızlık biliniyor. Diğer alanlar da sanki aynı. Bir yöntem yanlışlığı olduğu kesin.

Bir de işin sosyolojik boyutu var. Anayasamızla laik bir ülke olmamıza rağmen, dinimizin sosyal hayatımıza yoğun bir etkisi var. İslam dini doğası itibariyle inananlarının sevk ve idaresinde şeriat yoluyla yön vericidir. Öte yandan toplumlar ve milletler, sosyal gelişmelerle, ruh ve vicdan alemiyle maddi alemi ayrı tutarak özümsemek, inanmak istemişlerdir. Bugün memleketimiz bu hayatı yaşamaktadır. Bu laik hayatında da ülke daha iyiye ve daha güzele, bilgi ve çalışkanlığını artırarak daha çabuk ulaşacaktır.

Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > LONDRA’DAN  
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.