YAZARLAR

“KİTAPLARDAN ÖNCE, KENDİMİZİ OKUMAYA ÇALIŞALIM!”-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Okumak için mutlaka zaman ayırabilmek olmazsa olmazlardan dense de, okuma kavramı ile aramız az biraz karışık!
Cevabı olmayan hatta verilmek istenmeyen soru şu;
Okumayı ne kadar seviyoruz?
İstisnalar haricinde, okumayı seviyorum diyenler dahi inanın, okuma konusunda pekte samimi değiller.
Hele ki, kendimizi okumak!
Bir başkasını anlayabilmek için, önce kendimizi ölçmenin-biçmenin, tartmanın yani okumanın gerektiğini bilmeyenimiz yoktur!
Danışma gibi, istişare gibi, öğüt gibi, ikaz gibi, tecrübe gibi, güngörmüş insanların altın değerindeki sözleri gibi, bu konularda yazılan değerli birçok kitap gibi seçeneğe sahip olmamız apayrı bir zenginlik olarak görülebilir!
Lakin, kendimizi okumaya çalışmak yerine, insanların canına okumak yolunu neden tercih ettiğimizi hiç düşündünüz mü?
Üstelik hiç anlamadan, dinlemeden, sormadan ve soruşturmadan!
Duyum üzerine, birinin yalanına göre, iftirasına göre, kışkırtmasına göre ve hiç araştırma yapmadan veririz kararımızı.
Oysa okuma, büyüklerimizin üzerimize titrediği bir konu oldu hep!
Ben okuyamadım, okuyamadım amma ceketimi satarım evlatlarımı okuturum diyen eli öpülesi babalar,
çocukları okusun diye göz yaşartan nice fedakarlıklar yapan haklarını ödeyemediğimiz analar var, bu ülkede.
Okula gitmeye başladığımız ilk günden itibaren karşımıza çıkar okuma.
Okuma-yazmayı öğrenmek bu işin en tatlı adımıdır.

*****
Bizim kuşağın büyükleri, okur-yazar olmanın, mektep-medrese bitirmekle mümkün olmadığını anlatır, önemli olanın, insanın kendisini okuması gerektiği olduğuna dikkat çekerlerdi.
Onları hiç dinlemedik, dünya gailesine kendimizi öylesine kaptırdı ki, “ömür biter iş bitmez” sözü dahi bizleri kendimize getiremiyor.
Bu arada, sızlanmalardan ve şikayetlerden de geri durmuyoruz;
İşim başımdan aşkın!
Başımı kaşıyacak zamanım yok!
Hanım bir şey istiyor, 15 gün sonra aklıma geliyor!
Eve geliyorum çocuklar yatmış uyumuş, kalkıyorum okula gitmişler, bir haftadır yüzlerini göremiyorum!
Değil onlara, kendime ayıracak zamanım yok!
Neden yok?
Bu kazanma hırsının,
Bu çılgınca hesabın-kitabın,
Bizi biz olmaktan çıkaran bu koşuşturmanın,
Bir soluklanma anı, ben de ne yapıyorum deme diye bir molası yok mu?
Kendimizi okumak konusunda, “zaman fukarası” olma söyleminin ardına gizleyen bizlerin, nasıl olurda kendimize ayıracak, kendimizi dinleyecek zamanımız olmaz?
Okuma kavramıyla barışık değilseniz, mazeret de bulursunuz, gerekçe de…
Sizin adınıza konuşan, sizi savunan birçok insan da…

*****
Yalan dünyanın işlerine öyle dalıp gittik ki, kendimizi dahi unuttuk diyenler, derdinden mi neşesinden mi böyle konuşuyorlar diye düşünüp kalıyorsunuz!
Kendimizi okumaya çalışmanın,
Kendimizi sorgulamanın,
Ara ara vicdan muhasebesi yapmanın,
Yanlışlarımızı düzeltme noktasında kendimizce kararlar almanın,
Hatalarımızdan geri dönmenin,
Öfkeyle aldığımız yanlış kararlardan pişman olmanın ve telafi yoluna gitmenin,
Bize ne zararı var?
Yapamadığımız, kendimizle yüzleşemediğimiz, kendimize itiraf edemediğimiz konu, işte burada düğümleniyor.
Gururdan, kibirden ve egodan ibaret, kendi ellerimizle ördüğümüz kale duvarlarını ne yıkabiliyoruz, ne de görmezden gelebiliyoruz!
Kendimizi okumak denen iç hesaplaşmayı,
Sürekli başka insanlarla yapmış olduğumuz hesaplaşmalar sonrasına öteleyen,
Bir hayatı sürdürmekten de kendimizi alamıyoruz.

*****
Kendimizi okumaya başlasak ve bu okumayı alışkanlık haline getirsek neler olmazdı neler!
Yüzümüzde tebessümler belirirdi.
Hatta gülücükler!
Katı ve sert düşüncelerimize esneklik hakim olmaya başlardı.
Hoşgörü denen o muhteşem duygunun, farkına varma mutluluğu sarardı benliğimizi…
Kalbimiz mum misali yumuşardı mesela…
Kendimizi okumak, kendimize gelmek olurdu, kendimizi bulmak olurdu, geriye doğru olumlu dönüşler olurdu.
İster, “zararın neresinden dönersen kârdır” deyin, ister “pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!”
Gelin şu okuma işine, kendinizi okumakla başlayın.
Hz. Mevlana bu konuda diyor ki, “ Kitaplardan önce kendimiz okumaya çalışalım!”

> Yeni Meram >Yazarlar > “KİTAPLARDAN ÖNCE, KENDİMİZİ OKUMAYA ÇALIŞALIM!”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.