YAZARLAR

Fakir- fukaraya, garip- gurabaya kömür yardımları gündemde. İlgili kurumlar tarafından hane başı 1 ton kömür veriliyor.
Şehrimizde 2011 yılına kadar, bu yardımları kendi fakir-fukaramıza yaptık. İhtiyaç sahipleri arandı, bulundu kömürleri yaz ortasında da olsa, adreslerine teslim edildi.
2012 yılından bugüne yardım yelpazemizin içine Suriyeli sığınmacılarda dahil oldu. Bu dahil oluş, ilk yıllarda çok fazla dikkat çekmedi.
Suriyeli sığınmacıların sayıları on binleri aşıp, onların yoğun olarak yaşadıkları mahallelerde nüfus dengesi sığınmacılar lehine artış göstermeye başlayınca, denge denilen o nazik ve hassas terazi, kendi fakir ve fukaramızı incitmeye, insanlarımızın kendilerini ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmelerine neden oldu!
Olur mu öyle şey diyenlerin, kendi insanımızı bu süreçte, ne denli unuttuğunu hatırlamaları gerekiyor.
İlgi ve alaka babında kantarın topuzu tamiri bir hayli zor bir şekilde kaçtı ne yazık ki…
Temsilde yahut teşbihte hata olmasın, Suriyeli sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı mahallelerde, kendi fakir fukaranızdan 50-60 haneye yardım yapıyor da, Suriyeli sığınmacılardan 400-500 haneye yardım götürüyorsanız, kendi fakirinizin düştüğü durumun psikolojisini varın bir düşünün.
2011 yılında uygulayacağız denilen, ancak uygulamaya başlanmayan uyum hadisesi, öyle bir hal almış vaziyetteki, kendi insanımız biz Suriyeli sığınmacılara neredeyse uyum sağlayacak hale geldik, kimsenin haberi yok diye sızlanıyorlar.
İstediğiniz kadar reddedin…
İstediğiniz kadar kabullenmeyin!
İstediğiniz kadar biz herkese eşit davranıyoruz diye anlatmaya çalışın!
İstediğiniz kadar bizim vatandaşımız bizi anlayışla karşılıyor diye haklı olduğunuzu öne sürün!
Bu şehrin sokaklarında, caddelerinde yaşayan kendi insanınızı en son ne zaman dinlediniz?
İnsanların haklı şikayetlerini, ulaşması gereken mevki ve makamlardan daha ne kadar saklayacaksınız?
Çözüm için, kendi insanımızın gönlünü almak için neyi ve kimi bekliyorsunuz?

*****
Sevgili yöneticilerimiz!
Suriyeli sığınmacılarla kendi vatandaşlarımız arasında var olduğu söylenen denge, yönünü sığınmacılar lehine çevirdi çevireli, uzunca bir süredir sıkıntılara ve rahatsızlıklara yol açtı.
Birde bu sıkıntıların artma nedenlerinin tam olarak sizlere intikal ettirilmediği gibi bir anlayış oluştu. Sizlere haber vermesi, uyarması, bilgilendirmesi gerekenlerin, sizleri ne denli haberdar ettiklerini bilemiyoruz amma, haberiniz olsun ki, vatandaşımız, “ Selvi gibi umutlar döndü birer iğdeye / Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye” demeye başladı.
Ensar ve Muhacirin yaklaşımında ki o güzel hoşgörü, karşılık bulamadığı için her geçen gün erimeye başladı.
Türk Milleti, kol-kanat germeyi sever, kollarını açmaktan, kendine sığınan için hiçbir fedakarlıktan kaçmaz.
Vatandaşımızı dinlerseniz;
Suriyeli sığınmacılar bu sığınmayı sığınmak gibi değil, burada kalıcı nasıl olunur, nasıl bir daha hiç geri dönmemek üzere burada kalabiliriz şekline döktü!
Eğer insanımız, kendi öz yurdunda kendini misafir gibi hissetmeye başlamış,
Sığınmacı Suriyelilere kendinden daha fazla ilgi ve alaka gösterildiğini düşünmeye başlamışsa,
Bu işi saklamaya,
Böyle şeyler yok,
Mümkün değil olmaz arkadaş,
Bizim insanımız böyle şeyleri katiyetle düşünmez,
Ortada fazla bir şey yok abartıyorlar,
Diye olan-bitenin üzeri örtülmeye çalışıyorsa,
Konu vahim demektir!
O zamanda bu kırgın insanlar,
Bu küskün insanlar,
Bu derdi dinlenmeyen, halin nedir, nasılsın-iyi misin diye sorulmayan insanlar,
Suriyeli sığınmacılar kadar hatırlanmayan insanlar kim denildiğinde, verilecek bir cevabı olan var mı?
Gönlü alınmakta haddinden fazla geç kalınan insan profiline sahip bir şehirde, benim vatandaşım bana küsmez, bana darılmaz, bir şekilde gönlünü alırım diye düşünmek, ne kadar geç kalındığının tipik bir ifadesinden başka bir şey değil!
Ve maalesef çözüm yerine öteleme, gerekçe ve mazeretler üretme, mesele o kadar da büyütülecek boyutlarda değil deme gibi lafların ardına sığınılması artık zevahiri kurtarmıyor!
Netice de, güneş balçıkla sıvanmıyor!

*****
Suriye’den gelen her şehit haberi karşısında insanımız ne diyor biliyor musunuz?
Benim evladım, benim ciğerparem o topraklarda şehit düşerken,
Bunların gençleri bizim sokak ve caddelerimizde,
Bize kafa tutacaklarına,
Sağa-sola sataşacaklarına,
Kabadayılık yapacaklarına,
Mahallemizin asıl sahibi gibi davranacaklarına,
Gitsinler vatanlarını kurtarsınlar!

*****
Suriyeli sığınmacılarla 2011 yılının Nisan ayından bugüne iç içe yaşayacaksınız ve hiç bir şey olmamış gibi, olmuyormuş gibi davranacaksınız?
Bunun nasıl bir şey olduğunu,
Ne anlama geldiğini,
Ne zamana kadar görmeyecek,
Ne zamana kadar duymayacaksınız?
Tipik, ancak oldukça komik bir kurnazlık şekli olan, “ Öyle mi yav!” cümlesi de artık iflas etmiş durumda!
Her şeyi bildiği ve gördüğü halde, bilmiyormuş, ilk defa duyuyormuş saflığına yatmak, kanayan yaralara zamanında müdahale etmemek, hangi aklın, hangi vicdanın, hangi anlayışın dışavurumu acaba?

> Yeni Meram >Yazarlar > KANTARIN TOPUZU KAÇTI, TAMİRİ ZOR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.