YAZARLAR

KAÇ FAKİR SOFRALARINIZDA ORUCUNU AÇTI, İFTAR ETTİ?-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Artık, Ramazan ayının son günlerini yaşıyoruz. Hocalarımız, ekranlarımız on bir ayın sultanı olan bu ayın faziletlerinden dem vurdular.
Oruçluların cennete Reyyan kapısından gireceğini anlattılar.
Oruç tutmanın, oruçlu olmanın, oruçlu insanların gün içindeki olması gereken hal ve hareketlerinden örnekler verdiler.
Lakin bizler, oruca sığınıp, yine bir dünya kavgalar ettik!
Ağız dolusu, yakası açılmadık, küfürler ettik!
Hırsımızı yenemedik, yumruklarımızla, tekmelerimizle dövüştük!
Hoşgörüyü, anlayışı, hatır-gönül ilişkilerini hiçe saydık!
Kırmamamız lazım gelen nice kalpleri insafsızca ve merhametsizce kırdık.
Bize yakışmayan ne varsa yapmak için el birliği ile adeta yarıştık!
Oruç tutan fakir fukara, garip guraba, yanımızda, soframızda, davet listelerimizde istenilen ölçülerde yer alamadılar.
Onları böyle bir ayda yine unuttuk!
Yine görmezden geldik!
Yine gösterişlerle, şatafatlarla, kendimizi ispat etmelere kalkıştık.
Bizi ikaz edenleri dinlemedik, dikkate almadık.
Zengin iftar sofralarından yine vazgeçemedik.
Şehrin en gözde, en tanınmış, en göz önünde mekanlarında iftar vermenin hazzını yaşadık!
İftar verdiğimizi, Rabbimizin bilmesinin yetip artacağı inancı yine birçoğumuzu tatmin etmedi, kimseye yetmedi!
Davet ettiklerimiz, bizi ansınlar istedik!
Öyle kuru kuruya, , Allah razı olsun, Allah kabul etsin diyerek değil tabi…
Anlatsınlar istedik!
Yazsınlar, haber yapsınlar istedik!
Yerel gazetelerin renkli sayfalarında kocaman fotoğraflarla yer alsın istedik!
İftar Davetine katılanlar içinden…
İstisnasız herkes beğensin,
Güzel cümlelerle, bizleri öven, yüreğimizi ısıtan yorumlar yapsın,
Beğenenler aynı zamanda, iftar görüntülerini paylaşabildiği kadar çok paylaşsın,
Şehirde, diğer şehirlerdeki tanıdıklarımızda dahil olmak üzere, duymayan kalmasın istedik!
Yine ne mi oldu?
Fakir fukaranın halini anlamaya niyetimizin olmadığı bir Ramazan ayı daha geldi geçti.
İftar sofralarımız her zaman olduğu gibi zengindi.
Gösterişliydi…
Kıskananlar çatlasın babından sofralar vardı..
Zengin mekanlar bu Ramazanda da yarışmaktan kendini alamadılar.
İftarda kimler vardı?
İftar sofralarının zenginliğinin ölçüsü nerelere dayandı?
İftariyelik olarak neler ikram edildi?
Yalandan bir şeyler mi vardı?
Hurmanın kalitesi nasıldı?
Sucuk, pastırma, birkaç çeşit peynir, zeytin, tahin-pekmez ikilisi, ballı cevizli, kayısılı ikramlar iftariyelikler arasında yer almış mıydı?
İftara davet edilenlerin gurme kesildiği, daha önce gittikleri iftar sofralarını, anlatarak, karşılaştırmalı iftar davetlerini iftar saatine kadar anlatmaları da bu Ramazan ayının olmazsa olmazlarıydı.
İftar öncesinde biraz siyaset, biraz seçim konuşulsa da, daha ziyade kimin iftarında, kimlerin bulunduğunu, kimlerin geldiği yada gelmediği en çok anlatılan konuların başındaydı.
Konya iftarlarının vazgeçilmezi olan Konya Pilavı, iftar davetlerinin olmazsa olmazı olunca, eleştirilerin odağına da Pilav oturdu.
Pilav olurda, laflar havalarda uçuşmaz mıydı?
Kimi yerde pilav geç geldi.
Kimi yerde hizmet gecikmeleri, görevli eleman sayısı yetersizliği eleştiri konusu oldu.
Kimi yerde bamya çorbasına soğuk dendi.
Kimi yerde dondurmalı irmik helvaları kapışıldı!
Kimi yerde bir pilav daha isteyelim denildiğinde, kaşık elinde pilav bekleyenler çok beklediler.
Kimi yerde pilav geldikçe geldi, masadakiler pilava doydu.
Konya Pilavı etli pilav olunca,
Etin azlığı dedikoduya, çokluğu övgüye dönüştü.
Her zaman olduğu gibi, İftar sofraları çatalından kaşığına, bıçağından suyuna, içeceğine, çorbasından salatasına, ana yemeğinden tatlısına selfiler dahil kare kare paylaşıldı.
İftar verenin sevap kazanma arzusunda mı olduğu, yoksa bu iftarı kaç kişiye duyurabildiği konusunun mu ağır bastığı merak konusu oldu!
İftar verenlerin esas merakı daha mı bir başkaydı acaba?
Reklam mıydı?
Tanınmak ve bilinmek miydi?
İstisnalar yine kaideyi bozmadı. Oldukça mütevazi iftar verenler, ne doğru düzgün dile getirildiler, ne anıldılar, ne de anlatıldılar!
Beğeni ve yorumlarda bulunanların aklına…
Bu sofralarda kaç tane fakiri doyurdunuz?
Kaç fakir sizin kurduğunuz bu sofralarda orucunu açtı, iftar etti?
Böyle kaç kişinin gönlünü kazandınız, kaç kişinin hayır duasını aldınız?
Benzeri sorular hiç gelmedi!
Bir Ramazan da böyle geldi geçti sevgili okurlar. Bu güzel ve kutlu ayı layık-ı veçhile değerlendirmiş olanlara ne mutlu!

> Yeni Meram >Yazarlar > KAÇ FAKİR SOFRALARINIZDA ORUCUNU AÇTI, İFTAR ETTİ?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.