YAZARLAR

Kabak ve patlıcanın bizim kültürümüzde önemli bir yeri vardır; yemekte, sağlıkta, türküde, öyküde, şiirde, atasözünde ve deyimde var. Ne zaman dış satımımızda artış olsa, hemen gizli el devreye girer, karalama kampanyası başlatır. Gıda ürünlerimiz için de aynıyla vakidir. Bir zamanlar Rusya’ya ihraç ettiğimiz domatesimiz üzerine senaryolar üretildi, Sami Güçlü koltuğundan oldu.

Şimdi gündemde kabak ve patlıcan dış satımı var. İnsan sağlığına zararlı maddeler içerdikleri öne sürülüyor. Ortalık toz-duman. Etliye sütlüye karışmak yerine havadan sudan satırbaşı açmak en iyisi olacağı kanısındayım.

Bugün Kabağı yazacağım. Ne zaman kabak sözcüğü telaffuz edilse benim aklıma kabakçı Mustafa’nın başkaldırısı gelir. Çeteci Kabakçı Mustafa’nın Mayıs 1807’de liderliğini yaptığı isyandır. Söz konusu başkaldırı yenilik-reform yanlısı III. Selim’in tahtan indirilmesine neden oluşturmuş yerine de IV Mustafa geçmiştir.

Kabak dinsel yönden de değerlidir. Sâffât suresinde; Hz. Yunus’un, balığın karnından sahile atılmasından sonra, kendisini korumak için hemen yanında kabak cinsinden bir bitkinin yeşerdiği bildirilmektedir. Yine Bakara Suresi’nde, sadece kudret helvası ve bıldırcın eti yemekten usanan Yahudilerin

Hz. Musa’ya, sevdiği yiyecekleri sayarken “kısâihâ” demesi kabak olarak yorumlanmıştır.

Hz. Peygamber, bir davette kendisine ikram edilen yiyeceklerden kabak’a ilgi gösterdiği rivayet edilmektedir. Yine rivayet edilir ki; Hz. Ayşe’ye “Ey Ayşe! Çorba pişirdiğiniz zaman kabağını çok koyunuz! Zira kabak üzüntülü kimsenin gönlünü güçlendirir.”

Kabak çeşidi bol bir bitkidir; Bal kabağı, su kabağı, kestane kabağı, helvacı kabağı, sakız kabağı, lif kabağı, süs kabağı, dikenli kabak. Kabak çekirdeği ve kabak çiçeği de ünlüdür.

Kabak sözcüğü deyim bakımından da zengin;

Kabak kafa, kabak başına patlamak, kabak çıkmak, kabak çiçeği gibi açmak, kabak tadı vermek, yalın ayak başıkabak, kabak gibi açığa çıkmak.

Kabakla ilgili atasözleri; Şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar- kel yanında kabak anılmaz- dertsiz bir kabak varmış onun başını kesip içini oymuşlar- Fare deliğe sığmamış bir de kuyruğuna kabak bağlamış.

Kabak yemeklerine gelince; kabak tatlısı, kabak yemeği, kabak dolma, kabak musakka, kabak mücveri ve kabak kızartma.

Bir Nasreddin Hoca öyküsü;

Yaz günü Nasreddin Hoca serinlemek için ceviz ağacının gölgesine oturmuş. İlerdeki kocaman helvacı kabakları gözüne ilişince, kendi kendine konuşmaya başlamış;
– Şu Allah’ın işine bak, otun üstünde koskoca kabak yetişiyor, şu dalları yere göğe uzanmış, bir evleklik yer tutan ceviz ağacının meyveleri ufacık!

Tam o sırada başına bir ceviz düşmüş.
Hoca, “Ah başım!” yerinden fırlamış;

– Tövbe ya Rabbim bir daha işinize

karışmam! Ağaçta ceviz değil de kabak yetişseydi.

Sonra, sonra kabak kemane Müziğimizin tarihi ve geleneksel çalgılarından biridir. Uzun söze gerek yok; yöresel kabak türküsü var ya;

Kabağı da boynuma takarım
Hovardayı gözünden çakarım
Senin de gibi çapkınları
Aman pazarlarda satarım

Aman linga linga lin kabak
Haydi açılır badi sabah
Aman sen şeker ol ben kaymak
Haydi yiyelim parmak parmak

BİR DAMLA:

BAL KABAĞI


“Barika-i hakikat) müsademe-i efkârdan çıkar.”

Süleyman Nazif buna şu yanıtı verdi;
“Çarpışanlar balkabaklarıysa, sadece çekirdek çıkar’”

> Yeni Meram >Yazarlar > KABAK ÜSTÜNE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.