YAZARLAR

Anadolu toprakları işgale uğramış, Türk halkı amansız bir direnişe geçmiş, kurtuluşun mücadelesini başlatmıştı. Milli direnişe gönüllü olarak katılan Mehmet Akif’in, 6 Şubat 1920’de Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nden verdiği hutbe olağanüstü bir coşkuyla karşılandı. Mustafa Kemal’in daveti üzerine 24 Nisan 1920′ de, Meclis’in açılışından bir gün sonra Ankara’ya gelen Mehmet Akif, halkı düşmana direnişe teşvik için yurdu karış karış dolaşıp hutbe vermeye devam etti. Kastamonu Nasrallah Camii’nde verdiği hutbe bastırılarak diğer bütün vilayetlere ve cephelere dağıtıldı. 1921’de Ankara’da Taceddin Dergahı’na yerleşti, Burdur vekili olarak görevine devam ediyordu. O dönem ulusal marş yarışmasına ödül olarak konulan 500 liralık ödül nedeniyle katılmayı reddetti fakat yarışmaya katılanlar arasından istenilen gibi bir şiir bulunamıyordu. Dönemin milli eğitim bakanının ricası üzerine yarışmaya katılmayı kabul etti. Şairin orduya ithaf ettiği marş, 17 Şubatta gazetelerde yayımlandı, Mehmet Akif Ersoy ödül olarak verilen 500 liranın tamamını kadın ve çocuklara iş öğreten, cepheye elbise diken bir vakfa bağışladı. Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis’te okunan marş ayakta dinlenirken, Mehmet Akif Ersoy başını kollarının arasına alıp sıranın üzerine kapandı, tekrar okunduğunda ise heyecandan dışarı çıktı.
Büyük zafer kazanıldıktan sonra dostları sordu:
“Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın
Kimbilir belki yarın, belki yarından da yakın” mısraları bir kehanet miydi? Nasıl bu kadar inandın?
“Başımızdaki adam… Kim görse, zaferin doğacağına inanırdı” cevabını verdi.(*)

Hastalığı sırasında kendisini ziyarete gelen arkadaşları eski günlerden konuşurken bir defasında:
“Acaba yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?” diye sorunca,
Hasta yatağından başını kaldıran Mehmet Akif, sert bir cevap verdi:
“Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.”(*)

Geçtiğimiz günlerde ise Kırıkkale Üniversitesinde düzenlenen ‘Dünya Arapça Günü’ etkinliğinde İstiklal Marşı Arapça olarak okundu. Bu durum çok sayıda eleştiri aldı, eleştirinin odağı ‘Araplaştırılıyor muyuz’ konusuydu. Benim de bir itirazım var ama bambaşka bir şeye: Aralık ayı içinde Hırvatistan’da 2022 Kış Olimpiyatları Ön Elemeleri sırasında A Milli Buz Hokeyi Takımı’nın Bulgaristan’ı 4-1 mağlup ettiği maç öncesi İstiklal Marşı krizi yaşandı. Bulgarlar maç öncesi yapılan seremonide, İstiklal Marşı’nı yarıda keserek başka bir müzik çaldı. Kısa bir sessizlik oldu, ardından Türk Milli Takımı hep bir ağızdan çıplak sesle İstiklal Marşı’nı okumaya başladı. Tüyleri diken diken eden bir andı, ‘Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak…’ diye başladıklarında…İzlemeyenleriniz için videoları hala dolaşımda.
Bu arada gelen yoğun tepkiler üzerine üniversite bir açıklama yaptı; ‘Arap konukların manasını idrak edebilmesi maksadı ile‘ İstiklal Marşı’nın Arapçaya çevrildiğini söyledi. Çok değil 2 ay önce ordumuz, ‘sınırımızda bir terör devleti kurulmasın diye’ sınır ötesi harekat kapsamında Suriye’ye girdiğinde İsveç, Almanya, Fransa, Hollanda, Kanada, Danimarka, Çin vesairenin yanında
ilk Suudi Arabistan kınamıştı ülkemizi. BAE, Bahreyn, Mısır, Filistin, Sudan, Fas, Cezayir, Tunus, Kuveyt’ten oluşan Arap Birliği Türk askerini ‘işgalci’ ilan etmiş, Türkiye’ye ambargo uygulamaya kalkmıştı.
İstiklal Marşı’nda neden “Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı” sözlerinin geçtiğini, Mehmet Akif Ersoy’un neden bu marşı ‘kahraman ordumuza’ ithaf ettiğini, Barış Pınarı Harekatı devam edip askerlerimiz toprağa düşerken anlayamamışlardı. Cevabını bilmediğim için soruyorum; konuklar, Arapçaya çevrilince anlayabilmişler mi bari?

(*)Nusret Karanlıktagezer, İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy,
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 1986, s26-30

Etiketler: , , , ,
> Yeni Meram >Yazarlar > İstiklal Marşı’nı anlamak!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.