YAZARLAR

İMAR BARIŞI (AFFI)-Tayyar Çimen-Yeni Meram Gazetesi

İmar, inşaat, emlak, konut, daire, arsa vs. vs. dediğiniz zaman, bu kelimeler istisnasız bütün Türkler’de heyecan uyandırır. Bu coğrafyanın bir büyük imparatorluğundan gelerek, Küçük Asya denen Anadolu’ya ve küçük bir kısım Avrupa’ya yerleşmiş insanlarını, biz Türkleri bu kelimeler neden heyecanlandırıyor? Hemen söyleyelim, bu insanların hayatta “en az anlamadığı iş”, yani en iyi anladığı, anladığını zannettiği iş, bir kelimeyle “emlak” işi de ondan. Bu da sebepsiz değil. Bu ülkede, üretim araçlarından inşaat işi, değerini en iyi koruyabilen ve de en iyi gelir (rant) sağlayan iştir. Hayatları boyunca Türk İnsanları, çeşitli zorluklarla biriktirdikleri tasarruflarını, ne yapıp edip, mutlaka bir emlağa bağlamak isterler. Yurt dışındaki işçilerimizin de gurbetteki kazançlarını keza kesinlikle anayurtta bir emlağa bağladıklarını biliyoruz. Bu onlar açısından gayet akıllıca bir davranıştır. Diğer yatırım ve üretim araçları, iniş çıkışlı Türkiye ekonomisinde sıkıntılar, zararlar doğurabiliyor. Ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının önemli bir kısmının, sanayi üretimlerine paralel olarak, inşaat işine girdikleri biliniyor.
Vatandaşlarımızın hemen hemen tümünün anladığını zannettiği ve inşaat sırasında sıkça müdahale ettiği inşaatlarımızın önemli bir kısmının, mimarlık ve mühendislik hizmetlerinden mahrum olarak yapıldığı bir gerçektir. Ülkemizde yaklaşık 50 bin mimar, 100 bin inşaat mühendisi olmasına rağmen fenne uygun olmayan inşaat üretimi sürüyor. Mimarlar ve inşaat mühendisleri daha çok 10 büyük şehirde çalışıyorlar. İnşaatların iyi denetlenmesi için, Devlet 2000 yılında, “Yapı Denetim Kanunu” çıkardı. Fakat uygulamasını çok kötü yaptı. Denetimi yapan mimar veya mühendisin parasını, inşaatı yapan müteahhide ödetince, bu denetleyiciler müteahhitlerin esiri oldular. Denetim laçkalaştı. Sonuç, bugün imar barışı adı altında getirilen imar affı kanunu ile sağlıksız ve ruhsatsız yapılar, yasal hale getiriliyor ve insanlarımız, depreme dayanıksız ve sağlıksız yapılarda ikamete devam deniliyor. Bunun ilerdeki sonuçları, “kentsel dönüşüm” adı altında, dayanıksız yapılar diyerek bugün bloklar halinde yıkıp yeniden yapmaya çalıştığımız binalara yaklaşık 400 milyar harcamak zorunda kalmamız oluyor.
Düşünelim, tekrar ediyorum, yanlış yapı denetimle sağlıksız yapılaşmayı önleyememek ve sonra yılların birikimi yaklaşık 7 milyon binayı, dayanıksız diyerek, kentsel dönüşüm diyerek, yıkıp yeniden yapmaya kalkmak, bunun için de yaklaşık 400 milyar TL’ye ihtiyaç duymak. Bu çılgın hatayı yapmamak lazım.
Feryat edercesine, ilgili bakanlığı (Çevre ve Şehircilik) göreve çağırıyorum, şu hastalıklı yapı denetim uygulamasını düzeltiniz. Denetçiyi müteahhidin esiri olmaktan kurtarınız. Yapılarımızın selameti için buna mecburuz. En ufak bir siyasal düşünce olmaksızın, yurtseverlikle yaptığım çağrıma lütfen kulak veriniz. Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > İMAR BARIŞI (AFFI)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.