YAZARLAR

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Terk ettik insanlığımızı.
Tek katlı bahçeli evlerdeki komşuluk bitti. Kapı önü sohbetlerini terk ettik. Avluda bir araya gelirken, ellerindeki 5 şişle ördükleri çorapları yetiştirme telaşı içinde, hem konuşan hem de gözünü örgüsünden ayırmayan, dedikodu yapmadan sohbet etmesini bilen komşularımızı kaybettik.
Yıkılan her evin bahçesindeki ağaçları acımadan kesen, yerine ağaç dikmek yerine binaların her yerini betonla dolduran, çevre bilincinden yoksun belediyecilik anlayışına teslim olduk.
Türkiye’mizin neresinde zeytin ağacı, zeytinlik, orman, temiz deniz varsa, ya nükleer santrallere, ya da taş ocaklarına, maden ocaklarına bırakarak, Yüce Tanrı’nın bize bahşettiği bu güzelliklerden uzaklaşarak, kula tapınma güdümüze yenik düştük ve içimizdeki şeytanı güldürdük.
Mustafa Kemal Atatürk şaşırtmıştı tüm Dünya devlerini. Hasta adam diye anılan 18. yüzyıldan itibaren borç batağına saplanan Osmanlı öyle ki 1784 yılında Fas’tan, 1789 yılında da Flemenk’ten borç istemişti.
Borç para bulamayan Osmanlı, paralardaki altın, gümüş oranını düşürdü, paraları parçalara bölmeyi denedi, paraların adını ve biçimini defalarca değiştirdi. (Daha sağlıklı ve detaylı bilgi için Sinan Meydan ‘YÜZYILIN KİTABI’ adlı eserden yararlanabilirsiniz) Bütün bu beceriksizlik ve fütursuzca ve sorumsuzca harcamaların sonunda Osmanlı; Türk Milleti’ni, hiç bir şeyden habersiz kuru kuruya tek adama biat eden ve özellikle cahil bırakılan Anadolu halkını ‘Yabancı Sermayeye’ muhtaç etti. Kapılarını yabancılara açtı.
Her yer yabancı mallarla doldu. Sanayisi olmayan, fabrikaları olmayan, üretimi olmayan bir milleti, dışa bağımlı hale getirdi.
Sanırım bu durum size tanıdık gelmiştir.
Çöken Osmanlı’nın imdadına kimler yetişti biliyor musunuz?
Ermeni, Rum, Yahudi bankerler! Demek ki para söz konusu olunca ‘Yahudilik’ falan unutuluyor. Paralarından yararlanılarak (Bangue de Constantinople) İstanbul Bankası kurulmuş!
1838’de ‘Baltalimanı Ticaret Antlaşması’ imzalandı ve gümrükler yabancı tüccarlar için düşürüldü. Türk pazarları yabancı mallarla doldu. 1856 sözde ‘Islahat Fermanı’ ile düzeleceğini zanneden Osmanlı; bu fermanla, yabancı sermaye yatırımlarına, 1867 yılında da yabancılara toprak satışına izin verdi. (Daha detaylı bilgi için Sinan Meydan ‘Yüzyılın Kitabı’ adlı eseri okusun)
Kendi ülkesinde adı Osmanlı ama aslı İngiliz ve Fransız olan ve kendisine faizle borç verecek bir bankanın kuruluşuna hangi vatansever ve hangi aklıselim sahibi bir yönetici izin verir?
İşte sıkışınca, borç batağına saplanınca, hem Mustafa Kemal’e sataşan, hem de İsmet İnönü ile uğraşanların bütün bunlara dur diyen, Türk Milletini vatanıyla, hürriyetiyle, namusuyla, maliyesiyle, toprak bütünlüğüyle, öz diliyle, inancıyla, mallarıyla, üretimiyle yabancılardan kurtaran bu iki özel insan…
Mezarlarında bile rahat bırakılmıyorlar!
Hangi inanç ve hangi din izin verir, ölenlerin arkasından konuşulmasına?
İşte sömürgecilere ve cehalete kafa tutan Mustafa Kemal’dir. Bitmiş, tükenmiş denilen bir milleti, yabancı sermayeden kurtardı. Limanlarının, demiryollarının, bankalarının, topraklarının, ürünlerinin tamamı yabancılara satılan bir milletin, kurtuluşunu hazırlayan ve dünyadaki ezilmiş, emperyalizmin elinde ufalanmış tüm milletlerin, kurtuluşuna zemin hazırlayarak, onlara güç veren bir lidere de Mustafa Kemal Atatürk denir.
Sorsalardı, hepimiz nasıl yanıtlardık?
-Nerede kurduğumuz 48 fabrika?
Nerede Türk Milleti’nin eline geçen limanlar?
Nerede yerli ürünler?
Nerede yerli tarım?
Nerede sığırlarımız, keçilerimiz, kuzularımız, koyunlarımız, mandalarımız?
Hani demiştim ya size; ‘Köylü Kalkınmadan Ülke Kalkınmaz’, ‘Köylü Bu Milletin Efendisidir’ diye?
Ben, utançla başımı önüme eğerdim.
Yok edemezsiniz! Statlardan adını silseniz, sokaklardan meydanlardan ismini kazısanız da kimsenin önünde diz çökmeyişini ve adı bile unutturulan Türk Milleti’nin yeniden doğuşunu hazırlamasını belleklerden çıkaramayacaksınız.
Siz uğraştıkça, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının yaptıkları hizmetler ve fedakarlıklar hatırlanıyor ve büyüyor da büyüyorlar.
Anlayın ve kabul edin ki o yüzyılda bir gelen, o da Türklere nasip olan bir kahramandır, bilgedir, dünya lideridir.

> Yeni Meram >Yazarlar > İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.